A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be





YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ ?


"Hangi noktada bulunduğunuzdan daha önemli olan; hangi yöne ve hangi hızla ilerlediğinizdir."
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum bu anlamlı özdeyişi.
Yaşamın kendisini tanımlayan kısa ve özlü bir anlatım.
Bir yerde olmak, bir amaca yönelmek, olabildiğince hızlı ilerlemek.
Geldiği yeri bilmek, olduğu yeri bilmek, gittiği yeri bilmek.
Bilinçli yaşamak kısacası.
Esen rüzgârlardan etkilenmek, ama savrulmamak. İnançları bilimle beslemek, doğrularda direnmek, sağlam basmak.
Hayali düşmanlarla zaman ve enerji tüketmemek.

Ve tüm bunları yerel ve evrensel yasalara ve etik değerlere uyarak yapmak. Değişerek değil, gelişerek…
Yani kendini geliştirerek, daha nitelikli bir geleceği hazırlamak.
Nicelik peşinde değil, nitelik peşinde koşmak.
Çağdaş uygarlık yarışında saygınlık uyandıran ilkelere sarılmak.
Geçici moda akıntılarına değil !
Gelişmiş insan oranı arttıkça uygarlaşan bir dünyada ve ülkede mutlu, sağlıklı, dengeli, kendisiyle ve dünyayla barışık yaşayan bir birey olarak.
Engelleri aşarak.
Kabararak, coşarak.
Zaman öldürmeden.
Yaşarken ölmemek için, yaşamdan yaşamak için zaman çalarak.

Çevrem zaman bulamamaktan yakınan ve kendilerini geliştirmeyi ve yenilemeyi sürekli erteleyen insanlarla dolu.
İnternetin sunduğu olanaklar herkesi çok meşgûl kılıyor.
Kimsenin ne selâm vermeye, ne de verilen selâmı almak için başını kaldırmaya mecali yok.
Biz zamana hakim olamıyoruz, zaman bize hakim.
Zamanı kullanamıyoruz, zaman bizi eskitiyor ve yıpratıyor.
Aramadığımız için, aranmıyoruz de ve yalnızlıktan kıvranıyoruz…

Herkesin kendine özgü kökleri var elbette.
Herkes değişik köken, dil, din, inanca sahip…
Farklı toprakların sarmaladığı farklı kökler, farklı tatlarda değişik meyveler veriyorlar.

Lezzet dolu kültür mutfaklarında değişik aroma havuzlarında yüzüyor gönüller.
Bu da son derece doğal.
Çoğulculuğun özünde yatan da zaten bu değil mi?
Fakat farklılıklar hep ayrılma, kopma sebebi olarak algılanıyor nedense.
Doğuştan gelen, yani seçilmeyen özellikler, neden üstünlük sebebi olarak sunulur, anlayan beri gelsin!
Ben şuyum, ben buyum, o halde üstünüm!
Hadi canım sende!
Git tedavi ol da öyle gel…

Tekelci zihniyetler paylaşmayı reddediyor.
Eti bana kılçığı sana felsefesi.
Biri yiyor, biri bakıyor, kıyamet ondan kopuyor.
Kavga çıkıyor, kavgalar büyüyüp savaşa dönüşüyor, yapılan kötülüklere ideolijik kılıflar hazırlanıyor.
Bağnaz kafalarda herşeyin yanıtı otomatikleşiyor.
Beyinler yıkanmış ve programlanmış. 
İzafiyet katlediliyor.
Birileri her konuda hep haklı, birileri de hep haksız oluyor.
BENcilik çok yaygın bir hastalık.
İlişkiler çıkar yumağı.

Melekler savaşıyor, insanlar ölüyor.
Analar doğuruyor, analar büyütüyor, analar ağlıyor…
İnsana yeterince yatırım yapılmıyor.
Her yatırımdan kısa vadede ekonomik anlamda rantabl olması bekleniyor. Beklentiler çoğalırken, olanaklar azalıyor.
Dünya genelinde doyurulacak mide sayısı sürekli artarken, sabit gelirlerinin payına düşen pasta dilimi küçülüyor.
İsyanlar yaygınlaşıyor, şiddet yoluyla bastırılıyor, şiddet şiddeti besliyor.
Dünya globalleşiyor.
Herşey mutlu azınlıkların ihtiyaçlarına göre dizayn ediliyor.
Küreselleştiriyorlar bizi.
Medya destekli etkisizleştiriliyor, uysallaştırılıyor, ehlileştiriliyoruz.

Ekranlar teşhircilik yaparak albenisi yüksek malları sergiliyor, kadın vücudunu metalaştırıyor.
Bilinç altına yerleştirilen ideal cazibelerin günün birinde kendilerine de ait olabileceğine koşullandırılan beyinler tüketim yarışında oburluk rekorları kırma çabasında tükenip gidiyorlar öbür tarafa, tüm günahlarıyla birlikte…
Tüketemeden tükeniyorlar kuzu kuzu.
"Özgürlükçü" 21.yüzyıl dünyasında tüketimine dayalı yenisömürgeci düzenin köleleri olduğumuzun bilincine ne zaman varacağımızı merak ediyorum cidden!

Olmak ile malik olmak arasında bocalarken, mağlup oluyoruz sistemin dayanılmaz hafifliğine.
Kahroluyoruz; hepimiz stres hastası olduk farkındaysanız...
Böyle gelmiş böyle gider diyorsanız sorun yok.
Yok hayır gitmemeli diyorsanız, hayatı sorgulayın, birşeyler yapın, tepkisiz kalmayın…
Zira zaman su gibi akıp gidiyor.
Biliyor musunuz, elli yıl yaklaştı BİZ buralara geleli…
Biraz özlemsel (nostaljik) takıldım galiba!
Bütün kabahat köprüler altından akan sularda...

Yakup YURT (c)
Brüksel, 09 Ocak 2010
yakup.yurt@skynet.be

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ 
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN DERTLER
EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Yakup Yurt
YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ ?
Mahmut Aşkar
Çarpıtılan, Kirletilen Değerler
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Hüseyinleşmek (2):
Hayatın İki Tezatı
Muhsin Ceylan
Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Merhaba sayın Baykal
Orhan Aras
Dinle küçük adam!
Hayrettin Çakmak
1070 Rakımlı Tepe
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Sebahattin Çelebi
zifirî
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç