A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yurtyakup@gmail.com




UZLAŞAMAYAN BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ GÖÇMENLER...

 Bilindiği gibi Belçika çok toplumlu, çok dilli, çok dinli, çok etnik gruplu, karmaşık bir ülke. Böyle bir ülkede siyaset yapmak zor, hatta çok zor, bir uğraş...
Zira uyulması gereken hassas dengeler var.
Ve sorunları çözmek ancak ve ancak şiddete başvurmaksızın, barışçıl, müzakereci ve hukuk metnine dönüştürülmüş uzlaşmalarla mümkün.
Başka türlü uygar bir AB ülkesi olunamıyor çünkü.
Oyunun kuralı bu ve bu kurala şu ana kadar herkes uydu.

***

İşte bu zor koşullarda Elio Di Rupo başmüzakerecilik görevini üstlendi.
Başarsaydı başbakan olacaktı, başaramadı, istifasını Krala sundu ve görevden azlini istedi.
Zaten görevinin başından beri uzlaşmaz görüşleri uzlaştırmaya çalışacağını söylüyordu.
Bir yandan, N-VA’nın büyüklüğü ve ağırlığı altında ezilen ve bütün yetkileri bölgelere aktararak Federal Devletin içini boşaltmaya çalışan Flaman partilerinin görüşleri.
Diğer yandan, yetkiler geniş çapta bölgelere devredilse bile güçlü bir Federal Devletin devamından yana olan Frankofon partilerinin görüşü.
Elio Di Rupo’nun asli görevi bu iki görüş arasında bir denge bulmaktı.
Buldu ama, bulduğu denge Bart De Wever’e uymadı.
Hayır demek tabii ki onun da hakkı.
Onun sakin bir yüz ifadesiyle, ısrarla, inatla sürekli hayır demesi kararlı, ne istediğini bilen bir adam imajı vermesini sağlıyor.
Yani, ayrılıkçı projesini adım adım ve tutarlılıkla uygulayan bir adam.
Madalyonun öbür yüzünde müzakerelerde uzlaşmayan adam gibi algılanma riskini de var. Halbuki Belçika’nın kaderi kaçınılmaz olarak yapılacak müzakereler sonunda belirlenecek. Hiçbir toplum hiçbir topluma görüşünü dayatamayacak.
Bunu Bart De Wever bilmiyor mu ?
Pekala biliyor.
Ama sadece onun ve yakın çevresinin bilip te bizim bilmediğimiz birşeyler olduğu da gün gibi aşikar.
Bu müzakerelerde Frankofonlar çok çektiler.
Bay De Wever’in kaprislerine katlandılar, korkak dilenci rolünü oynamaktan kaçınmadılar.
Fakat sabrında bir sonu var, yeterse yeter, nefret bir müzakere aracı olamaz dediler, diyebildiler.

***

Flamanların daha fazla özerklik talebine evet.
Bir şartla : Flamanlar da Frankofonların istikrarlı ve tutarlı federal bir yapıyı muhafaza etmeyi kabul etsinler.
Hiçbir anlaşma bu çerçevede mümkün değilse bay De Wever gerçek niyetini söylesin.
Bu istediği Flaman Bölgesinin bağımsızlığı da olsa...
O zaman herkes başının çaresine bakar ve belki de, istemeye istemeye de olsa, o konuyu da görüşmeye başlar.
Zorla güzellik olmaz.

***

Brüksel’de doğup, büyüyüp, yaşayan, çalışan, vergi veren, ne Flaman, ne Valon, kâh Frankofon, kâh Nerlandofon, bazen iki dilli, yabancı kökenli binlerce Belçikalıdan haberiniz var mı ?

Onların Brüksel ve dolayısı ile Belçika ekonomisine katkılarını uzmanlar muhakkak hesaplamışlardır.

Yapmak zor, yıkmak kolaydır.

Bazı soruları şu an sorup suyu daha fazla bulandırmak istemiyorum.
Ama bazılarının yabancı kökenli oyları çantada keklik gibi görme alışkanlığından vazgeçmesinin zamanı hızla yaklaşıyor.
Sizin mantıksız kavgalarınız yüzünden, Brüksel Bölgesi hak ettiği finansmana kavuşamıyor ve bu yüzden Brüksel’deki Türk ve Fas kökenli Belçikalı çocuklar kaliteli eğitim alamıyorlar. Sonra da utanmadan işsiz olduklarından, Belçika sosyal sigorta sistemini sömürdüklerinden, çok suç işlediklerinden bahsederek ırkçı beyanlar veriyorsunuz.
Güzel bahçeleri ve çiçekleri herkes sever.
Ama bahçıvanın maaşını ödeyecek ödenek yoksa, bahçe kurur ve çiçekler solar...
Bizler de Belçika’da yaşayan bütün Belçikalılar kadar Belçikalıyız.

***

Kökenimle, geçmişimle sorunum yok.
Kimlik krizi de yaşamıyorum.
Kendisiyle barışık, kompleksiz biriyim.
Doğuşta seçmediğim hiçbir özelliğimi üstünlük sebebi olarak sunmuyorum.
Bu ülkede huzur ve barış içinde mutlu yaşamaktan başka derdim yok.
İstense de istenmese de, beğenilse de beğenilmese de buradayım, burada kalıcıyım.
Unutma ki sen beni yerden yere vururken, benim oğlum senin kızınla veya benim kızım senin oğlunla çıkıyor, anlaşıyor, kaynaşıyor...
Doğa kuralları gereği, olması gereken oluyor.
Vatan kolay kurulmuyor hiçbir yerde.
Herkes birilerinin yabancısı.
Önce göç ediliyor istemeye istemeye, geride bıraktıklarını istese de unutamıyor insan.
Sonra alışılıyor yavaş yavaş...
Birkaç kelimeden oluşan ilkel bir dil öğreniliyor.
Her yabancı dilde ilk öğrenilen deyim «Seni seviyorum» oluyor nedense...
Sevmek ve sevilmek, yemek ve içmek kadar önemli.

***

Uyum çok geniş kapsamlı bir kavram.
Tam bir sepet-kelime.
Ne koyarsan koy içine !
Mademki uygar, sanayileşmiş, gelişmiş, insan haklarına saygılı göç alan demokratik bir toplumsun, o halde seni direkt olarak faşizme götürecek popülizme taviz verme ve yeni Belçikalıları eğit, nitelikli kıl, uyum sağlamalarını kolaylaştırıcı önlemleri al !
Senden beklenen bu.
Oy avcılığını bırak, gerçek sorunlara eğil.
Bugün veya yarın bizi ayıracak ve belki de karşı karşıya getirecek bir sürü fark(lılık) bulursun, vardır ve olacaktır.
Çoğulcu, katılımcı,  paylaşımcı ve dayanışmacı toplum gereği.
Önemli olan insanlıkta buluşmak.
Zira insan olamadıktan sonra, ha Türk olmuşum, ha Belçikalı ; ne fark eder?
Olay, benim açımdan bu kadar kolay !
Bilmem anlatabildim mi ?

Yakup Yurt (c)
Umurbey-Gemlik, 9 Eylül 2010
yurtyakup@gmail.com


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

UZLAŞAMAYAN BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ GÖÇMENLER...
Laeken komplosu gerçek mi ?
YURT’TAN KIRIKKANAT’A YANIT...
Rüya mı, Kabus mu? Dans mı, Düello mu?
Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19 MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN 23 NİSAN
2030’DA BRÜKSEL …
BATI SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ TERCÜMANDA…
YAZMA NEDENLERİM
GÖÇ, HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK HATASI MI?
YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ 
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN DERTLER
EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Yakup Yurt

Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
Halkın gerçek gündemini oluşturan sorunlar çözüm bekleyedursun, pek inanılmasa da sihirbazın şapkadan bir tavşan çıkarması umuluyor. 
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Terör ve Etnik Kimlik
Ortada teknik olarak gizli bir şekilde örgütlenmiş olan ve kim tarafından yönetildiği belli olmayan bir şebeke var.  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Hidayet Kayaalp

“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
Artık iş bir “kahraman”a kalmıştı ve mendilden tavşan değil “Gandi Kemal” çıkıverdi... Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat