A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


SİSLİ HAVADA SİYASET

Siyasal anlamda 2007 Belçika’da berbat bir yıldı.
2008 ise birçok belirsizliklere gebe olarak başlıyor.
Fırtına öncesi sessizlik hakim…
Siyasal gerginlikler şimdilik küllendirildi.
Bir sonraki krizin tarihi şimdiden belli.
Paskalya fırtınalı geçecek…
Yani kala kala üç ay kaldı büyük fırtınanın kopmasına.

Peki 2008’de siyasal anlamda neler olabilir ?

İyimser bir tahmin yaparak “aman canım 2007’ye benzemesin yeter diyebilirsiniz
10 haziran 2007 akşamı herkes durumun hassas ve gergin olacağını hissedebiliyordu.
Fakat gerçek sanılanı çok fazla aştı. Böylesini hiç kimse beklemiyordu.
Neden böyle oldu diye tartışmanın pek bir önemi yok bence.
Nasreddin Hoca hesabı herkes kendince haklı.
Kazananların deneyimsizliği, küstahlığı, bilgisizliği, sertliğine kaybedenlerin kurnazlığı eklenince Belçika tarihinin en uzun krizi çıktı ortaya.
Siyaset bilimcilere araştırma malzemesi çıktı bol bol.

Flaman akil adam Herman De Croo’nun ifadesiyle Belçika’nın kurumsal yapısının gidişatı hakkında çok yazıldı çizildi, “mürekkep harcandı, ama bir damla kan akmadı”.
Çok şükür…
Dünyada siyasetçi enflasyonu yaşanıyor kanımca.
Fakat eskilerin tabiriyle devlet adamı pek çıkmıyor.
Valonuyla, Flamanıyla, yabancısıyla bütün çocukları kucaklayan Noel Baba gibi güven veren baba politikacılar kalmadı gibi birşey günümüz Belçikasında !

Neyse kavga şimdilik durdu. Üç aylığına. Geçici, ara hükümet kuruldu.
Normal şartlarda 23 mart 2008 tarihinde gitmesi gerekiyor.
Daha doğarken ölüm tarihi bilinen bir hükümet kurmayı başardı Verhofstadt, üçüncü kez !
Doğum zamanı da kutsal, ölüm zamanı da. Biri Noel, biri Paskalya.
Tam da insanların yemeye, içmeye, ibadete daldıkları duygu yoğun dönemler…
Bakalım Paskalya’da çanlar kimin için çalacak ?

Peki o güne kadar, yani üç ay boyunca, ne gibi gerilimler yaşanacak bu asimetrik hükümet bünyesinde ?
Başbakan Verhofstadt’ın belirlediği öncelikli on noktaya ne kadar uyulacak ?
Amaçlar belli, ama uygulamada ne gibi sorunlarla ve dirençlerle karşılaşılacak ?

Herkesi ilgilendiren sosyo-ekonomik sorunlar birinci önceliği olacak geçici hükümetin.
Hükümet bünyesinde kim sağı, kim solu, kim merkezi temsil ediyor ?
Alınacak sosyal ve mali kararlarda kimin ağırlığı hissedilecek ?

Herşey öylesine bulanık ki tek kutuplu dünyada. Medyatik coplama yöntemi ile ideolojilerin öldüğü, sağ-sol diye bir kavram kalmadığı, yutturmacası uygulanıyor yaklaşık 20 yıldır. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığında sermaye ve emek altında kalarak Kayseri pastırması olmuşlar, İnsan Hakları ve Demokrasi kavramları kaçıp zor kurtarmışlar canlarını… İster yut, ister yutma, Nobelli mobelli koca koca adamlar öyle diyorlar… Eski kavramları savunanlar statükocu, tu kaka !

Sermaye temsilcisi MR’li liberaller (benim gözümde bütün siyasi partiler liberal sistemin değişik nüanslarını savunuyorlar) büyük  bir vergi reformu isterken, CDH ve PS sözverilen sosyal iyileştirme önlemlerini gerçekleştirme çabasında.

İki görüş çarpışıyor : Flaman liberallere göre Turuncu-Mavi müzakerelerinde varılan anlaşmalar hâlâ güncelliğini koruyor. Halbuki bu anlaşmalara o zaman muhalefette olan PS şiddetle karşı çıkmıştı. Şimdiyse iktidar ortağı.

Hassas başka bir dosya ise devlet reformu ile ilgili kurumsal dosya.
Tam bir mayın tarlası.

Başbakan daha bu geçici hükümetin başında kendisini ve herkesi zora sokacak bir açıklama yaptı. Devlet reformları konusu üç aylık dönem sonunda sunacağım taslak çerçevesinde tartışılacak dedi. Yani sunacağı taslak bağlayıcı olacak.
Pehlivanlar olarak altı ay boyunca peşrev yaptınız. Bunca peşrev yeter, daha uzun süre didişmenin bir anlamı yok, şimdi düşünme ve tartışma zamanı ; hadi bakalım herkes işbaşı dedi Kaptan Guy.

Bu tavır kendisinden sonra kaptan köşküne oturacak olan CD&V’li Yves Leterme’in hiç hoşuna gitmedi tabii ki… Her halükarda devlet reformları konusunu görüşecek olan 12’ler grubu 23 mart tarihine kadar genel bir mutabakat metni hazırlamak zorunda.

Peki bu mümkün mü ?

Hükümet ortakları arasında gerçek bir siyasi irade, gerçek bir saygı ve gerçek bir güven varsa evet ! Yani seçimlerden beri altı aydan beri olmayan değerler…

Aksi takdirde ne olur ?
Yani 23 mart 2008 tarihinden sonraki manzara-i umumiye nasıl görünüyor ?
Tamamen sisli.

Birincisi gideceğim diyen Verhofstadt gerçekten gidecek mi ?
Göreceğiz. Siyasette üç ay çok uzun bir zaman dilimi.
Ya devlet reformu müzakereleri sonuçlanmazsa, o zaman ne olacak ?
Farzedelim ki anlaşma hasıl oldu ve Verhofstadt ayrıldı.
İyi güzel, ama bu basit bir devir-teslim işlemi olmayacak.
Yeni hükümeti kurmak için Yves Leterme yönetiminde nerdeyse sıfırdan müzakerelere başlanacak. Yves Leterme’in gücü ve zaafları belli.

Yeni kurulacak hükümete yeni bir hükümet programı gerekecek.
Bu programın devlet reformu bölümünü kendisi, sosyo-ekonomik bölümünü ise MR’li Didier Reynders müzakere etmiş olacaklar.
Çok iyimser bir yaklaşımla bu iki konunun mart sonunda hallolacaklarını düşünelim.
Peki ama kurulacak hükümetin ortakları kimler olacak ?
Frankofon sosyalist parti PS Flaman kuzeni SP.A’nın hükümete girmesini isteyecek.
Liberaller ise buna şiddetle karşı çıkıyorlar.
Bakanlarda da değişiklikler olacak.
Mesela CDH’lı Çalışma ve İstihdam Bakanı Josly Piette ayrılacak ve yerini başkasına bırakacak. Flamanların “Madame Non” adını taktıkları Joëlle Milquet’nin tavrı ne olacak ?

Eninde sonunda kurulacak olan Paskalya hükümeti ülkeyi 2009 bölge seçimlerine kadar mı yönetecek, yoksa daha uzun ömürlü mü olacak ?

Size bir tavsiye de bulunayım mı ?
Birinci Yves Leterme hükümetinin ömrü konusunda bahislere para yatırarak kumar oynamayın.
Tabii hasbelkader kurulabilirse…
“Buna sisli havada avlanma veya bulanık suda balık avlama” derdi büyüklerimiz.

Şeffaflık olmayan yerde avlananın karşısına ayı da çıkar dayı da, balık ta çıkar alık ta…
Hadi bakalım rasgele !

Brüksel, 02.01.2008

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Yakup Yurt
Sisli havada siyaset
Mahmut Aşkar
Bölünen Benim, Memleket Değil!
Muhsin Ceylan
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Merhaba sayın Baykal
Orhan Aras
Dinle küçük adam!
Hayrettin Çakmak
1070 Rakımlı Tepe
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Sebahattin Çelebi
zifirî
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç