A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be





MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?


60’lı yıllarda başlayan ve dalga dalga tüm Batı Avrupa’yı sarmalayan ve 90’lı yılların başına kadar yaklaşık 30 yıl süren genel mutluluk manzarası yerle bir oldu !
Aynı 20 yıl önce, 1989 da yıkılan Berlin Duvarı gibi…
Günümüzde ise mutluluk peşinde koşmaktan bitap düşmüş Avrupalı mutsuzluk içinde çırpınıyor.
Filmlerde, kitaplarda, iktisatçıların araştırmalarında, her yerde, her an, ondan bahsediliyor…
Anvers yakınlarında bir okulun birinci sınıfında “mutluluk bilimleri” dersi verilmeye başlandı !

***

“Mutlu olmak” bu asrın başında birincil öncelik olarak entegre oldu yaşam felsefelerine.
Avrobarometre’ye göre, 2009 ilkbaharında yaşamlarından mutlu olduklarını ifade eden Belçikalı oranı % 91 idi.
Ve bu oranla, İskandinav ülkeleri ve Lüksemburg’un ardından Avrupa altıncısıydılar.
Ekonomik krize, Fortis’in satışına ve tüm olumsuzluklara rağmen 10 üzerinden 6,9 puan veriyorlardı yaşam standartlarına…
Ankete katılan % 15 kadarı ise, yani mutlu azınlık, 10 üzerinden 9 veriyordu.

***

Mutluluk arayışı bütün kültürlerde mevcut evrensel bir içgüdü…
Nerede insan varsa, orada mutlaka mutluluk arayışı da vardır.
Mutluluk kavramı ABD’de Anayasa’ya bile yazılmış.
Ve işte yine aynı ABD’de pozitif psikoloji rüzgârları esmeye başladı.
Bu akım Avrupa’da da yankı bulmaya başladı.
90’lı yılların başlarında Atlantik ötesinde başlayan araştırmalara göre birey beyin yapısına etki edebilir, mutluluk derecesini ayarlayabilir, bu amaçla değişik teknikler (meditasyon, spor…) kullanabilir, ve nesneleri algılama şeklini değiştirebilir.
Ve bunları geçmişe takılı kalmadan ve gelecekten korkmadan yapabilir…
İşte bu pozitif psikoloji kurallarına göre kişilerin mutluluğunun % 50 si genetik belirleyicilere, % 10 u yaşam çevresine (sağlık, para, konut, istihdam,…) ve % 40 ı ise iradesel etkinliklere, yeni fazilet dairesine dahil olmaya, bağlıymış…
Yani onlara göre mutluluk mutluğu getirir ve mutluluk bulaşıcıdır gibi bir durum sözkonusu olan !
Önemli olan derin olmasa da pozitif heyecanlar yaşamakmış.
Yani arada bir derin heyecan değil, hafif de olsalar sık sık yaşanan küçük, küçücük, önemsiz gibi algılanan heyecanları çoğaltmak ; iyimserlik havuzunda serinlemek gerekliymiş…

***

Peki mutluluğun formülü var mıdır ?
Diğer bir deyişle insanı mutlu kılan nedir ?
Belli bir ekonomik kalkınma düzeyinden sonra kesinlikle para değil !
Yani kısaca “Parasızlık mutsuz kılabilir, fakat çok parası olanlar çok mutlu olur” diye bir kural yoktur.
Ve parası çok olanlar genellikle hayatın küçük zevklerinden yararlanamıyorlar…
Tatmin edilen bir arzunun yerini hemen başka bir arzu alıyor ve mutlu olduklarını hissetmeye zaman bulamıyorlar.
Mutluluğa etki eden diğer göstergeler arasında sosyal çevre, inançlar – inançlı insanlar daha mutlu oluyormuş – eşli veya aileli olmak ve sağlık durumu sıralanıyor.

***

Avrupalı kolay kolay mutluyum demez ve mutlu olsa da göstermez.
“Mutlu aptal” deyimi daha çok Avrupa’da kullanılır.
Mutluluğun kişinin kendi iradesine bağlı olduğu iddiasını liberal ideolojinin desteklediğini söylemeye gerek yok sanırım.
Liberalizm, yani özgürlükçülük bireysel atılım ve girişimleri kamçılar.
Başarırsanız ne alâ…
Halbuki başarısızlığın maliyeti çok ağır olabilir ve altında kalabilirsiniz…
Yaşamak, yakışıklı veya güzel kalmak ve olabildiğince uzun zaman sağlıklı kalmak kim istemez ?
Peki herkesin estetik cerrahiye veya doping ilaçlarına yetecek parası var mı ?
Şimdi “istersen başarırsın” modası yaşanıyor her alanda…
Koskoca bir yalan…
Zira dünyaya gelen hiç kimse ailesini ve genetik yapısını seçmiyor ; kendinde buluyor.
Yarış eşitler arasında aynı kurallara bağlı olarak yapılırsa anlamlıdır !
Gerçekte ise, hiç kimse mükemmel değildir, olamaz, zira mükemmellik Allah’a mahsustur.

***

Yeni bir akım belirginleşmeye başladı bile…
Belki de Avusturyalı İvan İllitch’in “Küçük Güzeldir/Small is beautiful” başlıklı kitabı ile başlamıştı 1973 yılında.
Çevrecilerin siyasi mücadelesinin katkıları da inkar edilemez şüphesiz.
Günümüzde eski elektronik eşyalar çöpe atılıp en yeni modellerin üzerine atlanmıyor.
Başta enerji konusunda olmak üzere, tasarruf önlemleri alınıyor…
Küçük mutluluklar kovalanıyor, keyif veren mekanlarda kahve içiliyor, sıcak banyolar yapılıyor, takas dükkanlarına gidiliyor, karşılıklı kıyaklar yapılıyor, balkonda maydanoz yetiştiriliyor ve yemek hazırlama derslerine gidiliyor…
Sakin bir eda ile, stresten kaçarak, molalar vererek ; hayatın tadına vararak…
Doğala, gerçeğe, öze dönüş başladı !
Örneğin ben dün plakamı teslim ettim, araba kullanmamaya karar verdim.
Hem sağlığım, hem de sağlayacağım maddi tasarruf için.
Türkiye’deki çocukluğuma geri döndüm bir anlamda…
Şimdi basit yaşama ve ihtiyacın kadar tüketme dönemi.
Bu dönüşüm dünden bugüne, hemen olacak, gerçekleşecek bir fenomen değil elbette !
Ama başladığını ben hissediyorum, görüyorum ve yaşıyorum.
2009 da tüketim ve satınalım alışkanlıklarını değiştirenlerin oranı % 20.
Hiç yabana atılacak bir rakam değil.

***

Fransız yazar Jules Renard (1864-1910) “Mutluluğun evi inşa edilse, en büyük odası bekleme salonu olurdu” diyerek uyarıyor sabırsızları.
Bence son derece haklı olarak.
Yine başka bir Fransız olan şair Jacques Prévert (1900-1977) ise “Mutluluğumu giderken yaptığı gürültüden tanıdım” dediği harikulade cümlesinde sahip oldukları mutluluğun farkında olmayan aymazları ne güzel dile getirmiş…
Benim şahsi kanaatim odur ki mutluluğa giden yol şükretmekten geçer…

Yakup Yurt ©
Brüksel, 02 Ocak 2010
yakup.yurt@skynet.be



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ 
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN DERTLER
EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Yakup Yurt
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
Mahmut Aşkar
Çarpıtılan, Kirletilen Değerler
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Hüseyinleşmek (2):
Hayatın İki Tezatı
Muhsin Ceylan
Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Merhaba sayın Baykal
Orhan Aras
Dinle küçük adam!
Hayrettin Çakmak
1070 Rakımlı Tepe
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Sebahattin Çelebi
zifirî
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç