A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be





EVLİLİĞİN RENGİ


Rahmetli babamın biraz da öğünerek sıkça söylediği bir tekerleme vardı.
Üç şeyi iyi seçerim ve yanılmam, üçü de K ile başlar : Kavun, Karpuz, Kadın”
Hakikaten de haklıydı galiba !
Zira seçtiği kavunlar şerbet, karpuzlar ise kiremit şekeri gibi çıkardı.
Anam da iyi hatundur, Allah uzun ömür versin…
Bazen de ekleme yapar ve “Armutun sapı var, üzümün çöpü var” dersen sap gibi ortada kalırsın diyerek, fazla nazın aşık usandıracağını hatırlatırdı “evde kalmış kızlara” gönderme yaparak.'

***

1949 da evlenmişler, 1950 de ben dünyaya gelmişim.
1954 ve 1957 de iki kardeşim daha oldu.
1957 de doğan küçük kardeşim sizlere ömür.
1926 doğumlu nur içinde yatası pederim 19 Mayıs 1966 günü, yani 40 yaşında, gemiyle yola çıktı Akdeniz üzerinden.
Marsilya’dan kalkan trene bindi Belçika’ya indi.
Belçika’da o zamanlar yaklaşık bir yıl sağda solda sürttü, kaçak çalıştı, birçok haksızlığa katlandı.
Çünkü yaşı otuz beşi aştığı için yaşlı sayılıyordu ve turistik vizeyle gelmişti.
Kalma çarelerini arayıp bulması epeyce zaman almış olmalı ki, durumu yasallaştıktan sonra, bizleri, yani annemi ve kardeşlerimi aile birleşimi kapsamında 1967 Ekim ayında yanına alabildi…
İlk kaçak, ilk turist, ilk kağıtsızlar biri olmakmış babacığımın kaderi…
Kolay mı tarihe geçmek ?

***

O vakitler kolay kolay boşanmazdı insanlar.
Herkes eşinin kıymetini bilir, ona sevgi ve saygı gösterirdi.
Kocalarının getireceği ekmeğe bakan kadınlar ekonomik bağımsızlıktan mahrumdu…
Kadınların ehliyeti yoktu ve araba sürmezlerdi.
Cep telefonu, internet gibi teknolojiler ve buna bağlı olarak sohbet grupları ve sosyalleşme ağlarına girmiyor, gizli iletişim sağlayamıyorlardı.
Dünya değişti, koşullar değişti, herşey değişti…
Kadınlar erkeksileşti, erkekler kadınsılaştı ; herşey ekonomik kriterlere göre yeniden şekillendi ve düzenlendi.
Kapitalist sistem herkesi globalleşmeye mecbur bıraktı…

***

Günümüzde evlilik Belçika’ya girmenin ana kapısı oldu.
Herkes evleniyor, işi biter bitmez boşanıyor…
Yani amaç gerçek bir aile yuvası kurmak değil, Belçika’da yasallık kazanmak.
Kıyılan nikahlar uzun ömürlü olmadığı ve çabuk boşanıldığı için, günümüz Brüksel’inde her evlilik başvurusu incelemeye alınıyor.
Müstakbel eşler belediye görevlileri veya savcılık emriyle polis memurlarınca inceden inceye sorguya çekiliyorlar.
Sorgulayan ve sorgulanan arasındaki kültür farklılığından dolayı “edep ve adap” anlayışları çatışıyor.

***

Belçika Medeni Kanunu evlilik konusunda son derece liberal, yani özgürlükçü…
Eşcinssel evliliği yasal.
Eşcinssel çiftlerin evlat edinebilmesi fikri tartışılıyor siyaset dünyasında.
Bu durumun çocukların zihinsel gelişimi üzerindeki olası yansımaları inceleniyor bilimsel olarak.
İşin içine çeteler ve mafyavari yapılanmalar da girse, büyük paralar da dönse, neye yarar ?
İçinde karşılıklı sevgi, saygı, dayanışma ve yardımlaşma olmayan bir birliktelik kimse yarar sağlar ?
Gencecik yaşta boşanan, 20-30 yaş dilimindeki çocuklu veya çocuksuz, kadınların hali ne olacak ?
Hiç soran var mı ?
Herşey para mı, herşey sosyal haklar mı ?
Çocuk parası mı, işsizlik ödeneği mi ?
Çatışmalı ortamda, sevgisiz büyüyen, eğitimsiz, mesleksiz, niteliksiz çocukların geleceğini düşünen var mı ?
“Allah dünyaya gelenin rızkını verir” yalanından ne zaman vaz geçeceğiz ?

***

Belçika Medeni Kanununun 213.cü maddesi aynen şöyle :
“Les époux ont le devoir d'habiter ensemble; ils se doivent mutuellement fidélité, secours, assistance.”
Yani “Eşler birlikte oturma mecburiyetindedirler ; birbirine karşı sadakat, yardım ve müzaharetle mükelleftirler.”
İyi günde, kötü günde…
Sadece iyi günde değil…
Günden güne erimeye yüz tutan sosyal haklar tükendiğinde dönebilenler döner memlekete !
Dönemeyip kalanlar mı ?
Onlara da Allah kerim !..

Yakup Yurt ©
Brüksel, 18 Aralık 2009
yakup.yurt@skynet.be


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Yakup Yurt
EVLİLİĞİN RENGİ
Mahmut Aşkar
Çarpıtılan, Kirletilen Değerler
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Hüseyinleşmek (2):
Hayatın İki Tezatı
Muhsin Ceylan
Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
Ali Kılıçarslan
Koch’a siyasi ahlak dersi
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Merhaba sayın Baykal
Orhan Aras
Dinle küçük adam!
Hayrettin Çakmak
1070 Rakımlı Tepe
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Sebahattin Çelebi
zifirî
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç