A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yurtyakup@gmail.com








 

LOUVAİN KAYNAKLI LÜBNAN ANILARI…

Bugün tarihtebugun.com.tr. sitesinde dolaşırken yarın gerçekleşmiş olaylar arasında şu haberi okudum :
«17/09/1982 : 15 Eylül’de İsrail ordusunun Ariel Şaron komutasında Lübnan’ı işgalinin ardından 16 Eylül’de Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kampları İsrail askerlerince kuşatıldı. İsrail ordusu ve Lübnanlı Hıristiyan Falanjist milislerin işbirliği ile 40 saat süren katliam 17 Eylül’de sona erdi. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi’nin tespitlerine göre 2750 sivil erkek, kadın ve çocuk öldürüldü. Katliam sonrası kampa giren ilk İsrailli gazeteci Amnon Kapeliouk’a göre ölü sayısı 3 binden fazlaydı. Kimi Filistin kaynaklarına göre ödürülenlerin sayısı 7 bini geçiyordu. İsrail ordusuna göreyse ölü sayısı 300 dolayındaydı.»

O dönemde ben Avrupa’nın en eski üniversitelerinden biri olan Belçika’nın Louvain Katolik Üniversitesi’nde Fransız Filolojisi öğrencisiydim.
Fakültemiz tarihi merkez kütüphanesinin arkasındaki Ravenstraat/Rue des Corbeaux/Karga Sokak’ta idi…
Büyük Louvain Parkı ile kütüphane meydanı arasındaki Hoverplein’de Universum kahvesi bulunur ki rüstik yapısı, hızlı servisi, kaliteli damblanş dondurması ve şömine ateşi ile meşhurdur!
O zamanki adıyla Louvain, şimdiki adıyla Leuven, Babil Kulesi gibi, 72 buçuk milletten öğrencinin okuduğu ve yaşadığı küçük ve şirin, cıvıl cıvıl, Ortaçağ mimarisinin ve şehircilik anlayışının egemen olduğu, dünya dillerinin, dinlerinin, mutfaklarının özgürce yaşandığı ortaboy bir kentti.
Küçük bir kent olan Louvain’de şehir içi ulaşım yürüyerek veya bisikletle yapılırdı.
Belçika’nın Flaman Bölgesi veya Hollanda gibi düzlük ülkelerde bu Felemenk geleneği günümüzde aynen devam etmekte olup, çevreye saygılı ulaşım seçmen kitlesi yüzde ona varan Avrupa Yeşiller akımının olmazsa olmazları arasında.
Öncelik korunmasız olan yayalar ve bisikletlilerde adeta!
Belçikalı esnaf ve ev sahipleri mutluydu, zira hayatlarını bu öğrenciler sayesinde kazanıyorlardı.
Zaten güneydeki Paris’ten gelen 68 rüzgârları pek uzak sayılmazdı.
Avrupa bireysel özgürlüklerin zirve yaptığı dönemi yaşıyordu.

***

Amerikalısı, Güney Amerikalısı, Türkü, Yunanlısı, Afrikalısı, tüm öğrenciler yemek saatlerinde üniversite restoranlarında, yemek sonrası ve hafta sonları ise Yabancı Öğrenciler Derneği Lokalinde buluşur cümbül cemaat sohbet eder, okur, masa tenisi oynar, piyano çalar, sohbet ederlerdi.
Hatta YÖD YK üyesi seçilmiş ve Kültür ve Edebiyat Komisyonunda görev almıştım.
Adı Güney Rüzgârları/Vents du Sud olan aylık bir gazetemiz vardı ve ben burada Nazım Hikmet’in şiirlerini Fransızca yayınlardım.
YK Başkanımız Tıp Fakültesinde başarılı bir öğrenci olan Lübnanlı, Maruni, ilerici, Hıristiyan falanjistlerce çok fazla eleştirilmeyen, güleryüzlü sayın Ahmed Fatfat idi.
Bildiğim kadarıyla kendileri şu an Lübnan İçişleri Bakanı…

***

Yedi yıllık üniversite öğrenciliği süresince her milletten insanla tanıştım, dost oldum.
Akdeniz çevresindeki ülkelerin tarihten kaynaklan sevgi, saygı veya nefret kaynaklarını keşfettim.
İslam ülkelerinin Türklere (Osmanlılara) karşı tutumu ikircikliydi.
Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte seven-sevmeyen oranı nerdeyse yarı yarıya idi.
Kaba taslak bir ifadeyle,sevenler Osmanlı bizi (İslamı) Hıristiyanlara karşı korudu, sevmeyenler ise Osmanlılar yüzünden geri kaldık diyorlardı.
Tüm Arap ülkelerinden arkadaşlarım ve dostlarım oldu.
Özellikle o dönemde on dokuz ayrı fraksiyona bölünmüş Lübnanlılar arasında.
Lübnanlılar Fenikelilerden geldiklerini, denizcilik ve ticaretten çok iyi anladıklarını anlatır, bol bol kasılır ve kendini beğenirlerdi.
Bayraklarını süsleyen Sedir ağacı ile kaplı dağlarındaki manastırlarda yaşayan Maruni Hıristiyan papazları Fransız kültürüyle yetiştiklerinden ülkenin aydınları Fransızca konuşur ve lise mezunu erkek-bayan her Lübnanlı yurtdışına Tıp tahsili yapmaya gider.
Çünkü onlarda muteber meslek doktorluktur.
Başaran başarır, başaramayan ikinci el otomobil alım satımı veya ihracatına yönelir.
O nedenle iç savaş öncesi Lübnan’a Orta-Doğu’nun İsviçresi derler, paralar Beyrut’ta toplanır, moda ve gösteriş içinde «biz de Arabız, ama farklıyız» havası atılırdı.
Lübnan bıktırıcı ve usandırıcı «En güzel, en büyük, en…» zihniyetinin egemen olduğu bir ülkeydi.
Herkes herkese göre bir yönden kendisini diğerlerine üstün hissediyordu ve bu durum kaçınılmaz öfke patlamalarına neden oluyordu…
Kanlar akıyor, silahlar peynir ekmek gibi satılıyordu…
İşte o güzelim ülke yangın yerine döndü ve o yangın Louvain’de de hissedildi ve hepimiz ondan çok etkilendik.

***

Lübnanlılar (Yunanlılar gibi) Osmanlı mutfağının tatlı-tuzlu bütün güzelliklerine sahip çıkar, yemeyi, içmeyi ve eğlenmeyi çok severler.
Rakımıza, çayımıza, kahvemize, içli köftemize, musakkamıza, lokumumuza inatla sahip çıkarlar…
Ee 13.yüzyıl sonundan 20.yüzyıl başlarına kadar; az zaman değil doğrusu.
Avrupa’da sanayi devrimiyle birlikte, İngiliz, Fransız, İtalyan, Alman dürtükmesiyle Osmanlı İmparatorluğu çöküşe geçip Hasta Adam muamelesi görmeye başlayasıya…
Güleryüzlü, hoş sohbet olmakla birlikte son derece şovendirler, nal der mıh demezler…
Ben Arapça bilmediğim için benim olduğum zamanlar nezaketen Fransızca konuşurlar, fakat, özellikle de siyasi münakaşalara daldıklarında, anında Arapçaya dönerler, benim Arapça küfürvari uyarılarımla tekrar Fransızcaya dönerlerdi…
Bize Osmanlıcadan intikal eden ve günümüz Türkçesi içinde farkında olmadan kullandığımız o kadar çok Arapça kökenli kelime var ki şaşırırsınız!
İspanyolca’da bile dört bin kelime olduğunu söylemem yeterli olur sanırım.
Yani o savaşın en kızgın ve azgın günlerinde bir barış ve dostluk elçisi gibiydim adeta…
Bendenize bir sevgi ve saygı ifadesi olan reis veya paşa derlerdi…
Bu sıfatımla çok münakaşa ve kavgaya tanık oldum veya ayırmak zorunda kaldım.
Onların ifadesiyle Yaser Arafat number one, bendeniz ise number two idik…
Bu tavırlarında üniversite restoranı önünde kurşun kalem satarak FKÖ için yardım toplamam etkili olmuştur sanırım.
Arap arkadaşlarım «uskut ya kelp-kes sesini it» dediğimde susarlardı…

***

1979 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra, 12 Eylül öncesi tam tamına sekiz ay kadar Türkiye’de yaşayıp tekrar Belçika’ya dönüp 1980 yılında Brüksel’e yerleşene kadar hep değişik ortamlarda bulundum, istisnai anlar yaşadım diyebilirim…
Yani 46 yıldan beri küçük Belçika ülkesinin hemen hemen her bölgesinde yaşamış biri olarak, kendimi bir belgolog, yani belgoloji uzmanı olarak tanımlıyorsam bir sebebi olmalı değilmi ama!
1981 yılında Brüksel’de tercümanlığa başladıktan sonra, büyük oğlum Cavit Saint-Michel Kolejinde lise son sınıftayken, Filistin’den gelen bir sendikacıyı Louvain’deki meşhur piliçciye götürmüştüm.
İstanbullu sendikacılık hukuku uzmanı başka bir avukat Tuncay abi ile…
Tuncay ağabey evimde içtiği çaylardan sonra yediği çekirdeksiz İtalyan üzümlerine bayılmıştı.
Sendikacı ahbap nar gibi kızarmış yarım pilici, Arap acısı harissa ile ucuz bira veya şarap eşliğinde bandıra bandıra bir güzel yemiş, sonra da sunulan ılık su kasesinde limonla ellerini yıkamıştı.
O nedenle sevgilerini gösterme konusunda şahsıma cömert davrandıklarını söyleyebilirim.

***

Kısacası Vietnam, Kamboçya, Etyopya, İspanya, Portekiz, Yeşil Burun Takımadaları, Eritre, Rvanda, Burundi, Kongo, Senegal, Fildişi Sahili, Batı Sahara, Şili, Türkiye, Lübnan, Irak, Libya gibi, doğduğu büyüdüğü ülkelerde çeşitli nedenlerle çok acı çeken öğrenci veya sığınmacı ile karşılaştım.
Ama bir tane ülkesinin aleyhinde konuşan insan tanımadım.
Sevmek dedikleri sübjektif bir hemhal olma hali olsa gerek…
Aşkın sirayet ettiği yerde mantık aramak beyhude!

Yakup Yurt ©
Umurbey-Gemlik, 17.09.2013
yurtyakup@gmail.com



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

LOUVAİN KAYNAKLI LÜBNAN ANILARI…
ÇOCUKLARIMA
KİM, KİMİ NİÇİN KURTARDI?
Celâl Bayar
BÜYÜK MARMARA DEPREMİ...
BENİM GÖRDÜĞÜM DÜNYA...
HIZLI GİRİŞ-HIZLI KAYIT...
BABA TAHTINI OĞLUNA BIRAKTI...
IRKÇILIK ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA...
«SİZ KONUŞUYORSUNUZ, BİZ ÇALIŞIYORUZ» 
AVRUPA (DÜNYA) SAĞA KAYARKEN..
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
ECOLO : VEYA YEŞİLİN NÜANSLARI...
ARSLAN İLE HOROZ ARASINDA İRİS ÇİÇEĞİ...
NEONAZİ HESAP ADALETTEN DÖNER Mİ?
BEN TÜRK KÖKENLİ BRÜKSELLİ BELÇİKALIYIM...
RAHMİYE NİNEM...
YARASI OLAN GOCUNUR...
100 YIL ÖNCE KRALA YAZILAN MEKTUP...
NOEL BABAYA ÇAĞRI...
PİLOT SOLCU, ROTA SAĞCI...
DARBELERİ GEÇELİM, EHİLLERİ SEÇELİM...
HOLLANDA VE BELÇİKA SEÇİMLERİ...
NE HABER ENİŞTE...
EMRİN OLUR BART...
Elio Di Rupo’nun Gölgesindeki PS’te  Rahatsızlıklar
GENELLEMELERDEN UZAK DURUN !
BELÇİKA’DA KAYIRMA VE TORPİL VAR MI?
SARKOZY GİDERSE, AB ÇÖKER Mİ?
GENT’TE 62.YAŞ GÜNÜM...
KADIN VEYA ERKEK, HERKESE VİCDAN GEREK...
IRKÇILIK HASTALIKTIR
MODALAR VE NORMLAR...
‘ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA’...
14 Şubat ve Yalnızlık...
Dİ RUPO’NUN PAPYONU...
PORTAKAL SUYU...
BELÇİKA’DA YENİ YILA YENİ HÜKÛMET...
Ah şu önyargıların gözü kör olsun...
IRKÇILIĞI KAMÇILAYAN YORUMLAR...
TEKNOKRATLAR DÖNEMİ BAŞLIYOR...
«BELÇİKA MODELİ»
FRANÇOİS HOLLANDE KİMDİR ?
Bir Alman iktisatçı ile kloşarın* buluşmasından roman doğdu...
Ateşkes sona erdi
FİLLER TEPİNİRSE KARINCALAR EZİLİR...
Duvara toslamaya az kaldı...
NUETNIGENOUGH’TA VEDA YEMEĞİ...
DEMOGRAFİ, YANİ NÜFUSBİLİM...
FAKİRLİĞİN GÖZÜ KÖR OLSUN...
SÜMEYA KÖKTEN FENOMENİ...
MADEM KOYUNUN AK, HAYDİ KIZIM KINA YAK...
Geert Bourgeois : «Flamanya’ya yerleşen uyum sağlamak zorundadır »
TİMSAH GÖZYAŞLARI...
KASITLI DÜZENSİZLİK
MR Yeni Başkanını Seçti...
Popüler Parti : Ölü Doğmuş Bir Parti mi?
BELÇİKA TÜRBÜLANSTA...
DEMİR GÖKGÖL
SÜRGÜN KABRİNDE FATİHA...
KİLİSE VEYA CAMİ : İKİSİ DE ALLAH’IN EVİ...
GURBET BÜLBÜLÜ
BART DE WEVER KİMDİR ?
PARLEZ-VOUS FRANÇAİS ?
ESİN ERGİN, BUİKA VE LA BOHEME...
BEN DE DARBE MAĞDURUYUM...
AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI...
Liberal MR de müzakere masasına oturabilecek mi ?
UZLAŞAMAYAN BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ GÖÇMENLER...
Laeken komplosu gerçek mi ?
YURT’TAN KIRIKKANAT’A YANIT...
Rüya mı, Kabus mu? Dans mı, Düello mu?
Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19 MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN 23 NİSAN
2030’DA BRÜKSEL …
BATI SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ TERCÜMANDA…
YAZMA NEDENLERİM
GÖÇ, HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK HATASI MI?
YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ 
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN DERTLER
EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Yakup Yurt

Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
Halkın gerçek gündemini oluşturan sorunlar çözüm bekleyedursun, pek inanılmasa da sihirbazın şapkadan bir tavşan çıkarması umuluyor. 
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Terör ve Etnik Kimlik
Ortada teknik olarak gizli bir şekilde örgütlenmiş olan ve kim tarafından yönetildiği belli olmayan bir şebeke var.  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Hidayet Kayaalp

“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
Artık iş bir “kahraman”a kalmıştı ve mendilden tavşan değil “Gandi Kemal” çıkıverdi... Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat