A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yurtyakup@gmail.com








KİM, KİMİ NİÇİN KURTARDI?


Bilindiği gibi 1950 doğumluyum.
Benim çocukluğumda ilkokul 5, ortaokul 3, lise 3 yıl sürerdi.
İlkokula 1957 yılında doğduğum köy Umurbey’de başladım.
Eşi köy ebesi olan öğretmenim Sami Bey’e babam beni «eti senin, kemiği benim» diyerek teslim etti.
'Elleri öpülesi iyi bir öğretmen, ben de çalışkan ve disiplinli iyi bir öğreciydim…
Dördüncü sınıfın ortasında iftiraya uğrayan öğretmenim köyü terk etti ve bize onun yerine bir yedek öğretmen gönderdiler.
Yedek öğretmen bize sürekli müzik ve spor etkinlikleri dayatıyordu.
Bunun üzerine babam beni dersyılı ortasında komşu ilçe Gemlik Atatürk ilkokuluna naklettirdi.
Birkaç arkadaşımla birlikte her sabah belediye otobüsüne biner Gemlik’e okumaya giderdik.
Neyse ilkokul bitti ve Gemlik Ortaokulu’na başladım.
O vakitler Gemlik’te lise yoktu ve ortaokulda tek yabancı dil Fransızca idi ve şansımıza yabancı dil hocalarımız Refet Hanım veya Kâmuran Hanım üstün kalite idiler.

***

Ortaokul bitince dokuz arkadaş ister istemez Gemlik ve yakın köylerinden en yakın il olan Bursa’ya gidip yatılı okumaya başladık.
1883 yılında kurulan tarihi Bursa Erkek Lisesi’nde okumaya başladık.
Lisede Almanca, Fransızca ve İngilizce dersleri verildiğinden her öğrenci ortaokulda öğrendiği yabancı dile devam ediyordu.
Öğrencilik yaşamımda tanıdığım en kaliteli öğretmen Torchon lâkaplı Salim Bey Fransızca dersi veriyor, öğretiyor ve Fransız kültürünü Paris’te 10 yıl yaşamış biri olarak bizlere aktarıyordu.
Dürüstlük abidesi hocamızın notu kıttı ve hak etmeden ondan geçer not almak imkânsızdı!
66 kişilik sınıfta 10 üzerinden geçer not, yani en az dört buçuktan beş alabilen, 12 öğrenci vardı.
Ve işin garibi Fransız kızları ile mektup arkadaşlığı yapıyorduk.

***

Sonra şartlar öyle gerektirdiğinden, lise son sınıfa geçtiğim 1967 yılında, 1966 yılında Belçika’ya giden rahmetli babamın anlamsız ısrarıüzerine liseyi bitirmeden Belçika’ya geldim.
Benim için bir milat oluşturan 24 Ekim 1967 tarihinde…
Temeli zaten sağlam olan Fransızcam sayesinde ilk yıl konuşma ve yazma konusunda akıcılık kazandım, sınava girdim başardım, işçilikten kurtuldum, mektuplarımdaki Fransızca kalitesi çok yükseldiği için Paris’li mektup arkadaşım tarafından terk edildim…
Kısa sürede hızlı kalite artışı mektup arkadaşımışüpheye sevketmişti.
Acaba mektupları kendim yazmıyor da Belçikalı okul arkadaşlarım mı yazıyordu!

***

O günden beri Belçika’da yaşamaktayım.
Batı Avrupa’nın gerçeklerini okuyarak ve içinde yaşayarak öğrendim.
Ve şunu anladım ki paternalist Avrupalılar kendilerini eleştiren ‘nankör’ yabancı kökenlileri sevmezler.
Fark etmez.
İstedikleri kadar uyumlu da olsam onlar kullanabildiklerini sever ve desteklerler.
Bu sözlerimi hiç kimse olumsuz eleştiri olarak algılamasın lütfen.
Bir dizi yaşanmış saptamadan ibaret olan bu sözlerim husumet, düşmanlık, kin veya nefret içermiyor.
Sadece diyalog kurmanın, kendini dürüstçe ifade etmenin ne denli zor olduğunu ifade ediyorum.
Avrupalı dostların Türkler hakkındaki önyargıları Türkler göçmen işçi olarak gelmeden önce yerleşmiş zaten dillerine, kültürlerine.
Bizleri şamar oğlanı, günah keçisi, vur abalıya amaçlı kullanıyorlar…
Kalite aşığı Avrupalı dostlarımız başarsızlığı ve kişiliksizliği sevmezler.
Yüksek performanslı sağlık ve eğitim sistemlerinden yararlanmayanları acımasızca dışlar, tu kaka ederlerken, istisnai başarılı olanları sayemizde diyerek hemin benimserler!

***

Yani Fransa’yı herşeye rağmen severim ve her fırsatta benim için kültür ve sanat ile eşanlamlı olan Paris’e giderim.
Sanki sadece İstanbul Türkiye demekmiş gibi birşey!
O nedenle çok kez Paris’e, bir kez Lille yakınındaki Roubaix’ye, bir kez de Normandaiya’nın Calvados vilayetindeki şirin Caen şehrine gittim.
Caen şehri 6 Haziran 1944 tarihinde yapılan Amerikan çıkartma gemilerinin yanaştığı ve o anda 10.000 Amerikan askerinin can verdiğiOmaha Beach’in bulunduğu okyanus sahilinde…
Amerikalılar bir şehitlik inşa etmişler ve yanılmıyorsan Başkan Obama geldi, saygı duruşunda bulundu.
Aynı noktaya eşim ve ben de gittik, fotoğraf çekindik.
Gazeteci dostumuz Mehmet Köksal canlı tanık!

***

Şimdi gelelim esas meseleye.
Wisconsin-Madion Üniversite’sinde bayan profesör Mary Louise Roberts uzun ve titiz araştırmalar sonucunda What Soldiers Dobaşlıklı ve 1944 çıkartması sonrası Amerikan askerlerinin cinsel yaşamını konu edinen bir kitap yazmış.
Fransa’yı ve Avrupa’yı nazi Hitler belasından kurtarmak amacıyla gönderilen 18-20 yaşındaki tecrübesiz Amerikalı genç adamlar cinsel şölenle aldatılmış ve kandırılmışlar.
Askerlere mühimmatlarının yanında beşer adet prezervatif verilmiş.
Çünkü o dönemde Fransız aileler kızlarının evlilikle sonuçlanabilecek ilişkilerine göz yumuyorlarmış.
Hatta Life’a yazan bir gazeteci olan bay Joe Weston 1945 yılında : «Fransa devasa bir genelev. 40 milyon hedonist sadece yiyor, içiyor ve seks yapıyor.» demiş.
Roosevelt general de Gaulle’ü hiç sevmezmiş.
Fransayı yönetenler dört yıl boyunca resmen uyumuş ve ancak çıkartma ile uyanmışlar.
Saçları kesik Fransız kadınlar düşman (Alman) askerleriyle yattılar ise bunun yegâne sebebi güçsüz ve pısıkrık Fransız erkekleridir diye düşünüyormuş Amerikalılar…
Amerika’da skandal olur korkusuna rağmen Brest’te general Gerhardt’ın girişimiyle bir genelev açmışlar, fakat beş saat sonra kapatmışlar.
Bu arada gelen müşteri sayısı sıkı durun 70 kişi.
Normandiya’ya çok sayıda fahişenin gelmesi üzerine bulaşıcı cinsel hastalıkların yayılmasından korkan yetkililer prezarvatif dağıtmış ve askerler için sağlık merkezleri açmış.
Askerlerin  mezarlıklarda çiftleşmeleri olağan bir görüntüymüş.
Le Havre Belediye Meclisi tutanaklarında «hiç değilse Almanlar askerlerinin cinsel yaşamlarını denetleyebiliyorlardı» yazılıymış…
Siyahi Amerikalı askerlere sunulan bayanlar bile farklıymış.
O dönemde ordu ırkçı bir kurum olduğundan, ırza geçme gibi yüz kızartıcı veya cinayet gibi ağır suçlar meydana gelince siyahilerin üzerine atılıyor, bunün dışında siyahi askerler geride, lojistik hizmetlerde kullanılıyormuşlar.
Onlar bizi kurtardılar diyerek, herşeye rağmen, Fransızlar Amerikalıları eleştirmiyorlarmış.

***

İşte orada, Caen şehrinde, her yıl geleneksel olarak avukatlara açık «İnsan Hakları Hukuku Hitabet Yarışması» düzenleniyor.
Büyük oğlum Cavit katıldı, 3060 avro değerinde üçüncülük ödülü aldı.
Geçen yıl küçük oğlum Onur katıldı, yetmiş aday arasından on avukat finale kaldı, derece alamadı.
Cavit gelecek yıl yapılacak yarışmaya şimdiden hazırlanıyor.
Yarışmanın yapıldığı salonun tavanında bombardıman uçağı sabitlenmiş, bir kenarda ise o dönemden kalma bir jeep bulunuyor.
Akşam yenilen etli ve tuzlu krep yemeği ve içilen Fransız şarabı yaşamanın herşeye rağmen ne denli güzel olduğunun en açık kanıtı.


Yakup Yurt ©
Umurbey, 27.08.2013



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

KİM, KİMİ NİÇİN KURTARDI?
Celâl Bayar
BÜYÜK MARMARA DEPREMİ...
BENİM GÖRDÜĞÜM DÜNYA...
HIZLI GİRİŞ-HIZLI KAYIT...
BABA TAHTINI OĞLUNA BIRAKTI...
IRKÇILIK ÜZERİNE BİRKAÇ MÜLAHAZA...
«SİZ KONUŞUYORSUNUZ, BİZ ÇALIŞIYORUZ» 
AVRUPA (DÜNYA) SAĞA KAYARKEN..
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
ECOLO : VEYA YEŞİLİN NÜANSLARI...
ARSLAN İLE HOROZ ARASINDA İRİS ÇİÇEĞİ...
NEONAZİ HESAP ADALETTEN DÖNER Mİ?
BEN TÜRK KÖKENLİ BRÜKSELLİ BELÇİKALIYIM...
RAHMİYE NİNEM...
YARASI OLAN GOCUNUR...
100 YIL ÖNCE KRALA YAZILAN MEKTUP...
NOEL BABAYA ÇAĞRI...
PİLOT SOLCU, ROTA SAĞCI...
DARBELERİ GEÇELİM, EHİLLERİ SEÇELİM...
HOLLANDA VE BELÇİKA SEÇİMLERİ...
NE HABER ENİŞTE...
EMRİN OLUR BART...
Elio Di Rupo’nun Gölgesindeki PS’te  Rahatsızlıklar
GENELLEMELERDEN UZAK DURUN !
BELÇİKA’DA KAYIRMA VE TORPİL VAR MI?
SARKOZY GİDERSE, AB ÇÖKER Mİ?
GENT’TE 62.YAŞ GÜNÜM...
KADIN VEYA ERKEK, HERKESE VİCDAN GEREK...
IRKÇILIK HASTALIKTIR
MODALAR VE NORMLAR...
‘ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA’...
14 Şubat ve Yalnızlık...
Dİ RUPO’NUN PAPYONU...
PORTAKAL SUYU...
BELÇİKA’DA YENİ YILA YENİ HÜKÛMET...
Ah şu önyargıların gözü kör olsun...
IRKÇILIĞI KAMÇILAYAN YORUMLAR...
TEKNOKRATLAR DÖNEMİ BAŞLIYOR...
«BELÇİKA MODELİ»
FRANÇOİS HOLLANDE KİMDİR ?
Bir Alman iktisatçı ile kloşarın* buluşmasından roman doğdu...
Ateşkes sona erdi
FİLLER TEPİNİRSE KARINCALAR EZİLİR...
Duvara toslamaya az kaldı...
NUETNIGENOUGH’TA VEDA YEMEĞİ...
DEMOGRAFİ, YANİ NÜFUSBİLİM...
FAKİRLİĞİN GÖZÜ KÖR OLSUN...
SÜMEYA KÖKTEN FENOMENİ...
MADEM KOYUNUN AK, HAYDİ KIZIM KINA YAK...
Geert Bourgeois : «Flamanya’ya yerleşen uyum sağlamak zorundadır »
TİMSAH GÖZYAŞLARI...
KASITLI DÜZENSİZLİK
MR Yeni Başkanını Seçti...
Popüler Parti : Ölü Doğmuş Bir Parti mi?
BELÇİKA TÜRBÜLANSTA...
DEMİR GÖKGÖL
SÜRGÜN KABRİNDE FATİHA...
KİLİSE VEYA CAMİ : İKİSİ DE ALLAH’IN EVİ...
GURBET BÜLBÜLÜ
BART DE WEVER KİMDİR ?
PARLEZ-VOUS FRANÇAİS ?
ESİN ERGİN, BUİKA VE LA BOHEME...
BEN DE DARBE MAĞDURUYUM...
AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI...
Liberal MR de müzakere masasına oturabilecek mi ?
UZLAŞAMAYAN BELÇİKALILAR ARASINDA SIKIŞMIŞ SESSİZ VE ÇARESİZ GÖÇMENLER...
Laeken komplosu gerçek mi ?
YURT’TAN KIRIKKANAT’A YANIT...
Rüya mı, Kabus mu? Dans mı, Düello mu?
Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
BRÜKSEL ADLİYESİ’NDE ÇİFTE CİNAYET…
FACEBOOK’TA FİLOZOFİK ETKİLEŞİM…
19 MAYIS 1919 – 19 MAYIS 2010 : NE DEĞİŞTİ?
KİMLİK Mİ ÖNEMLİ, KİŞİLİK Mİ ?
HALKIN DERDİ SEÇİM DEĞİL, GEÇİM…
MARİANNE THYSSEN BAŞBAKAN OLABİLİR Mİ ?
DURUM KÖTÜ, AMA NABIZ ATIYOR…
Eski Belçika bitti, yenisi yolda…
BUGÜN 23 NİSAN
2030’DA BRÜKSEL …
BATI SİSTEMİNİN İFLASI…
SUÇ TERCÜMANDA…
YAZMA NEDENLERİM
GÖÇ, HAYALLER VE IRKÇILIK
TACİZ Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
KADINLAR, ERKEKLER VE İNSANLIK…
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
İKTİDAR-MEDYA İLİŞKİSİ BULANIKTIR…
FACEBOOK FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
MARANGOZLUK HATASI MI?
YAŞAMINIZ NE KADAR İNSANİ 
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ VAR MIDIR ?
NÜKSEDEN DERTLER
EVLİLİĞİN RENGİ
NOBEL Mİ, TEŞVİK PRİMİ Mİ ?
KARABİBERİM’DEN YORGUN DEMOKRAT’A ÖZÜR…
ÇİKOLATADAN MİNARE İNŞAATI…
PARA SAÇMA, AVUÇ AÇMA…
AH DUVAR, VAH DUVAR…
FRANSA PARA İLE İMAN İLİŞKİSİNİ YARGILADI…
İSTİHDAM “HARAM”, İHRACAT “HELAL”
BUGÜN SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR !
Gemlik’e doğru “zeytin dalı” göreceksin, sakın şaşırma…
AVRUPA’NIN GELECEĞİ NASIL OLACAK ?
FRANSA’NIN HOROZU
DOĞRU TEŞHİS, ERKEN TEDAVİ
SEÇİM Mİ GEÇİM Mİ ?
İLKBAHAR-SONBAHAR SOHBETİ
Nefret dolu birliktelikler…
NAZARETH DAVASI
YAŞASIN DOSTLUK, KAHROLSUN BAĞNAZLIK
REZALETİN BÖYLESİ…
ÇETİN ALTAN’A KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ
SOĞUKLARDA HAVADAN SUDAN DERTLEŞME…
AYDINLAR VE DERİNLİKLER…
UMUDUMUZ HERMAN…
BAYRAM, NOEL, YILBAŞI: PAMUK ELLER CEBE !
KRAL ÇIPLAK, YA DA PUJADİZMİN AYAK SESLERİ…
KURBAN BAYRAMI DEYİNCE AKLIMA GELENLER!
AT BİR E-POSTA, AL BİR E-BEBEK…
PARAYA TAPANLARIN EMEĞE SAYGISI OLUR MU ?
GÜNEŞ DOĞMAK İÇİN BATAR ?
Obama Matonge’nin Yıldızı
HEY OBAMA OBAMA, ODUN LAZIM SOBAMA…
CUMHURİYET NE DEMEK ?
24 Ekim 1967-24 Ekim 2008 : TAM 41 YIL OLDU BELÇİKA’YA GELELİ…
TÜRBÜLANSTAN KORKMAYIN, UÇAĞIMIZ DÜŞMEYECEK…
BRÜKSEL’DE BURUK BİR BAYRAM GÜN܅
27 Mayıs’tan 12 Eylül’e giden süreç ve sonrası
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
DARBELERLE DOLU 58 YIL
GEMİDE KAPTAN VE PUSULA VAR MI ?
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
24 NİSAN 1982 YANGINI VE “CEBELER”
“SİAMO MOLTO ADDOLORATİ”
En büyük terör ırkçılıktır
Doğum günümde yaşamımdan kesitler
Güvenoyu mu, mayınlı tarla mı
Tarihte bugün...
Kaptan Pilot Yves'in Ulusa Seslenişi
Irkçılık umutsuzluktan besleniyor...
İnanc düşmanı özgürlük havarisi
Seyir devleti ve Sarkozy
Rehberlik nedir, ne değildir
Yoğurt tuttu mu, tutmadı mı, yakında görülecek…
Danke Şön Dazlak
Brüksel’de durum ne?
Medya diktatörlüğü, gönül körlüğü
Sisli havada siyaset
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler!
07 Aralık dört iyi insanımızın öldüğü kötü bir gün…
Belçikalılaştıramadıklarımızdanmısınız?
İstanbul’a gay belediye baskanı mı? Vay anasını…
Ah Belçika, vah Belçika
Bayram geldi neyime!
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
SARKOZY VE SEÇİMLERE BİR AY KALA
BELÇİKA'DAKİ DURUMUMUZ...

Gerçek tek, yorumlar farklı...
Kem küm, lam lum!
MERİNOS KOYUNU MU, GLOBAL SERMAYENİN OYUNU MU?
BRÜKSEL'E KAR YAĞDI, GÖNLÜM ÜŞÜD܅
Yılbaşı bahane, dostluk şahane
Yılbaşı gecesi yaklaşırken
Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Yakup Yurt

Seçtiklerimiz bizi nereye götürüyor?
Halkın gerçek gündemini oluşturan sorunlar çözüm bekleyedursun, pek inanılmasa da sihirbazın şapkadan bir tavşan çıkarması umuluyor. 
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Terör ve Etnik Kimlik
Ortada teknik olarak gizli bir şekilde örgütlenmiş olan ve kim tarafından yönetildiği belli olmayan bir şebeke var.  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Hidayet Kayaalp

“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
Artık iş bir “kahraman”a kalmıştı ve mendilden tavşan değil “Gandi Kemal” çıkıverdi... Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat