·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  GÖZCÜ

               Yakup Tufan

 

yakuptufan@hotmail.com



FRANSA’NIN’İMAJI

     Avrupa’da  İngiltere ve Almanya gibi üç büyük ülkeden biri olaran  Fransa,  günlerdir süren ve Kuzey Afrika kökenli Fransız vatandaşı gençlerin “baskıcı tutuma, ayrımcığa, horlanmaya ve unutulmuşluğa karşı bir baş kaldırış” olan sokak isyanlarına sahne oluyor. Hemen söyleyelim: Şiddet, yakma, yıkma  olaylarını asla doğru görmüyor ve tasvip etmiyoruz.  Fakat bu olaylar neticesi,  Fransa modeli demokrasi, uyum, laiklik, insan hakları ve sosyal adalet anlayışın iflas ettiğinin ortaya çıktığıda bir gerçektir. Anadolu tabiriyle; Fransa’da şapka düştü kel göründü.

     Fransa’nın bugünkü  çifte standart (ikiyüzlü), ayrımcı ve baskıcı tutumunu  daha iyi kavramak için kısa da olsa  tarihe bir göz atmak lazımdır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Fransa’ya verilen ticari ayrıcalıkar ve imtiyazlar neticesinde  tüylenen, güçlenen Fransızlar, bize teşekür etmesi ve vefa göstermesi gerekirken, bunun yerine, Devleti - Aliye’yi zayıf düşürmek ve sonunda da onu yıkmak için  akla gelebilecek her türlü fesat hareketleri yapmaktan geri durmamışlardır. Tarih milletlerin olduğu gibi devletlerin ve ülkelerin de aynasıdır .  Biz bu gözle, tarihe baktığımızda; Fransa ve Fransız  Devletini’nin daha dün  bile Gelibolu Yarımadasında ve Anadolu Yaylasında, Maraş ve Antep bölgelerimizde   neler yaptığını veya yapmağa yeltendiğine ibretle şahit olmuşuz. Maraş’ta Sütçü İmamlar, Antep’te Şahin Beyler  öncülüğünde Türk Halkı da o yılların  Fransa ve Fransız Devletini’nin iç yüzünü iyi tanımışlar. Bunun için de onlara karşı gereken  cevabı vermişlerdir.

     Ya aynı cevabı veremeyen Uzakdoğu, Ortadoğu ve Kuzey Afrika halkları ne yapmışlardır? Ne yapacaklar, zulüm altında inlemişler, katliama uğramışlar, zorla kültürleri yok edilmeye, dinleri ve dilleri değiştirilmeye çalışılmıştır. Bugün her şey günışığı gibi ortadadır. Halep orada ise arşın buradadır.

     Bunu niye anlattım. Fransız tarihini yeniden sorgulamak için mi? Hayır. Fransa veya Fransız düşmanlığı yapmak için mi? Asla değil. Ya niçin? Fransa’nın bugün içinde bulunduğu durumu, onun İçişleri Bakanını, onun Devlet Başkanını ve Fransız  halkını (sağduyu sahibi insanları hariç) daha iyi ve daha doğru anlamak için.

     İşte bakın, bugüne kadar Fransa,   günlerdir ceyran  eden ve ayrımcılığa, unutulmuşluğa, horlanmaya karşı bir başkaldırı olarak tarihe gececek ve”Göçmen Kökenli Gençlerin Sokak İsyanı” diye adlandırılacak hadiselere henüz  köklü bir çözüm getirememiştir.

     Neden getirememiştir? Niçin getirememiştir veya getirmemiştir? İnsan Hakları, demokrasi deyince herkesden önce öne atılan, başkalarına ders  vermede maharetli olan Fransa’ya ne oldu? Bugüne kadar uyum, demokrasi, eşitlik, insan hak ve hürriyetleri konusunda herkese akıl  veren Fransa’nın kendine yetecek  aklı  kalmadı mı acaba? Yoksa, başkalarının derdini deşmekten, elin işine karışmaktan  kendine  zamanı yok mu?

     Sebebi ne olursa olsun, görülüyor ki, henüz  Fransa ne meseleleri sağlıklı analiz edebiliyor, ne de esaslı bir bözüm üretmeye meyilli. Hatta çözümün aksine yangına körükle gidiyor. Görünen köy kılavuz istemez.

     Gelecekte Devlet Başkanlığına aday olacağını defalarca açıklayan Fransa İçişleri Bakanı bu gençleri serseri, çete ve pislik olarak isimlendiyor . Üç aşağı beş yukarı Devlet Başkanı İçişleri Bakanını destekler mahiyette tavır sergiliyor. Diğer devlet yetkilileri ise,  fikir üretmek, meselelere köklü çözüm  getirmek şöyle dursun İçişleri Bakanının söz, tutum ve davranış şeklini doğru bulmadıklarını, bu tutum ve davranışın bir devlet  adamına  asla yakışmayacağını bile kamuoyuna  açıklayamıyorlar. Fransa’da ırkcı, demokrasi ve yabancı düşmanı parti, kurum ve kuruluşlarında  gelince, onların da ekmeklerine yağ sürülmüşe benziyor.

     Ben onu bunu bimem, eğer Fransa  uzun vadede iç barışı yeniden sağlamak, içte ve dışta büyük ölçüde bozulan imajını  düzeltmek istiyorsa; eteğindeki taşı dökmesi, kafasını kumdan çıkarması lazımdır. Kuzey Afrika Kökenli fakat  Fransa’da doğup büyüyen bu geçlerin; “bizi duyun, bizi dışlamayın,  bizi horlamayın, bizim meselerimize kulak verin, bizim problemlerimize çözüm getirin, biz de bu ülkenin vatandaşlarıyız” diyen  sözlerine kulak vermesi lazımdır

     Bu demek oluyor ki Fransa; Çifte standartı bırakarak eğitim, uyum, demokrasi, laiklik, eşitlik, insan hak ve hürriyeti ve sosyal adalet  konularında kendini yeniden sorgulamalı, mutlaka yeni bir anlayış ortaya koymalı ve yeni bir  düzenlemeye gitmelidir. Yoksa Fransa’nın bozulan  imajı ve huzuru  daha da bozulur.
Bizden söylemesi...

Yazarın diğer yazıları:


Fransa’nın İmajı
Uyum nedir?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
M. Ali Aladağ
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Üzeyir Lokman Çaycı
Sana " Bir Gecede Kal" Demem
Nuran Yelkenci
Hayal Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Telafer Dayanışma Komitesi
Mahmut Aşkar
Sömürgeci Efendisine Başkaldıranlar ve Türkler
Yakup Yurt
Bayram Geldi Neyime
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?