A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  GÖZCÜ

               Yakup Tufan

 

yakuptufan@hotmail.com












AVRUPA TÜRKLERİNDE CEMAAT VE CEMİYET ANLAYIŞI

Türk işçileri Avrupa’ya geldiklerinde, önceden hesap edemedikleri, değişik bir tabloyla karşılaştılar. Çok para kazanıp tez zamanda dönme düşüncesiyle gurbete gelen Türkler, beklemedikleri meselelerin ağırlığı altında bocalamaya başladılar. Bu durum, yüzme bilmeyenin denize düşmesi misalinde olduğu gibi insanlarımızı insanlarımızı şaşkınlığa itti. Ya batacaklar ya da çırpına çırpına yüzmeyi öğreneceklerdi. Onları Anadolu’dan Avrupa’ya gönderenler “saldım çayıra mevlam kayıra” mantığıyla hareket ediyorları. Türkler, azgın dalgalı  Avrupa okyanusunda  çırpınmaya başladılar. Yarım asır geride kalmasına rağmen hala bu çırpınış devam etmektedir...

Avrupa’ya göç eden Türkler, aile geçimini temin etmek için en zor işlerde çalıştılar ve her türlü zorluğa katlandılar. Anadolu’dan birlikte getirdikleri değer yargılarını korumak, kollamak ve yaşatmak için ise hiç bir fedakarlıktan kaçmadılar. Özellikle ilk gelenler, birinci nesil, takdire şayan gayretler gösterdi. Sabah vardiyasında fabrikalarda ağır işlerde kan ter içerisinde çalışan insanlar, öğleden sonrada cemaat ve cemiyet hizmetine koştular. Akılları ve güçleri yettiğince; dinim,  dilim, kültür değerlerim yok olmasın ve neslim kayıp olmasın endişesiyle azami gayret gösterdiler.

Bugün, Avrupa’nın her köşesinde bulunan binlerce cami ve cemiyetin temelinde işte bu neslin, bu insanların emeği ve alınteri yatmaktadır. Bu sebeple ilk gelenler, birinci nesil,
-benim gözümde- hakkı ödenemez  insanlardır. Hiç bir alanda hiç bir mesele hakkıyla çözüme kavuşmuş olmasa bile.

Günümüzde ırkçılık, ayrımcılık, İslam ve Türk düşmanlığının giderek arttığı Avrapa’da; İslam toplumu, Türk toplumu olarak ayakta kalmamız hiçte kolay gözükmüyor. Uygulamada olan klasik cemaat ve cemiyet anlayışı, gittikce katmerleşen meseleleri çözmek için muktedir değiller. Zira, mevcut yapı  her türlü altyapıdan mahrum bir vaziyet arz etmektedir. Mevcut yapı, Türk toplumunu çepeçevre saran onlarca meseleyi çözmek için müsait değildir. Biraz meseleye büyüteç ile bakalım:  Türk toplumu; eğitim başta olmak üzere, aile, gençlik, çocuklar, sosyal yapı, kültür ve kimliğin korunması ve gelişmesinde orta direk fonksiyonu gören anadil Türkçe konusunda büyük sıkıntılar içrisindedir. Uyumu  asimile olarak anlayan ve uygulamaya çalışan bir mantıkla karşı karşıya olduğunu da unutmayalım. Almanya’nın eski İçişleri Bakanı Otto Schily’nin sözünü hatırlayalım. Otto Schily: “En iyi uyum asimilasyondur” dememiş miydi?               

Öte yandan varlığımızın esasını teşkil dinimiz ve manevi değerlerimizi yaşamak ve yaşatmakta büyük sıkıntılar var. Müslümanın varlığına “kehren” evet, İslam’ın varlığını “alenen” hayır diyen bir coğrafyada olduğumuzu da ayrıca unutmayalım. Almanya’nın yeni cumhurbaşkanı Gauck: “Wull’un, İslam Almanya’nın bir parçasıdır!’ derken söylemek istediğini anlıyorum ama ben bu cümleyi bu haliyle üstlenemem. Onun demek istediği, Almanya’da birçok Müslümanın yaşadığı gerçeğinin kabul edilmesidir. Gerçekten de bu ülkede birçok Müslüman yaşıyor. Bu konuda basitce derdim ki: (İslam değil) bu ülkede yaşayan Müslümanlar Almanya’ya aittir!”  
Buyurun; gerçek manzara bu işte bu! İstenen şey: İslam’sız Müslüman...

Avrupa’nı siyasetini tarafsız bir gözle  gezlemlemeğe çalıştığımızda, yarım asırdan fazla bir zaman içerisinde olup bitenleri,  yanyana  koyduğumuzda,  zaten meselenin boyutu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Çıkarılacak gerçek ders şudur: Avrupa Türkleri, bugün uygulamada olan klasik cemaat ve cemiyet anlayışı ile hayat - memat meselesi haline gelmiş olan var olma kavgasının üstesinden asla gelemezler!

Adama birine elinden ne iş gelir diye sormuşlar da “San Fransisco köprüsünü boyarım” demiş.  Her işi yapmak, tabiri cayizse Avrupa Türkleri’nin bir çok konuda cemaat ve cemiyet anlayışları budur. Her işi yapmak, çocuklarını geçerli bir meslek veya eğitim için hazırlamamak, motive etmemek ne yazık ki Avrupa Türklerinin kaderi haline gelmiştir ve bu konuda  mevcut cemaat ve cemiyetlerimizin sorumlulukları asla gözardı edilemez.  
Yıllar önce hasbelkader  kurulan cemiyetler, bugün de her şeyle uğraşıyor ve her meseleye çözüm üretmek istiyor. Niyet belki iyidir ama gerçek bundan tamamen farklıdır ve kabul etmek gerekir ki meselelerimiz çok boyutludur.  Her şeyden önce bütün bu meselelere çare ve çözüm üretebilmek için  proje, uzman kadro ve finanzman gerekmektedir.

Günümüzde, özellikle cami cemiyetleri diye ifade ettiğimiz kültür dernekleri, tek başına; eğitim, aile, gençlik, çocuk, anadil, sosyal ve siyasi meseleler gibi köklü  çözüm bekleyen konuları çözmek imkanından mahrumdurlar. Meselelere çözüm bir yana, onları anlama ve kavrama şansları da ne yazık ki çok zayıftır. Ayrıca, cemiyetler tarafından gerçekçi bir boyuta taşınmadan ve hayali projelerle atılan her adım boş ve yatırılan her emek heba olmaktadır. Daha önemlisi,  bu duruş ve bu hayallerle  gelecekte Avrupa Türkleri’nin varlığını muhafaza etmek mümkün değildir.

Cemaat ve cemiyet anlayışında yeni ve köklü bir düzenlemeye  gitmenin vakti gelmiş de geşmektedir. Herşey bir kişiden veya bir kuruluştan beklendiği döneme son nokta konulmalıdır. Tesbit edilen problemlerin özelliklerine göre “hususi cemiyetler” kurulmalı ve cemiyetler arasında işbirliğine gidilmelidir. Geniş tabanlı, çok kesimli, hususi meselelere odaklanan teşkilatlanma yoluna gidilmelidir. Yüzde on, yüzde yirmi kapasiteyle çalışan koskoca binalar(camiler, cemiyetler) tam kapasiteyle çalışmanın yollarını ve yöntemlerini aramalıdırlar. faaliyete geçirilmelidir.

Göçün ikinci yarım yarım yüzyıla girdiği bugün, mevcut binaların çatısı altında,  -konusuna göre- yeni cemiyetler  kurulmalıdır. Bundan anlaşılan şudur: “Cami cemiyetleri” veya “kültür merkezleri” çatısı altında; “kadın dernekleri, gençlik dernekleri, veli dernekleri, spor  dernekleri, müzik ve tiyatro dernekleri, çocuk kulübü, mesleki dernekler” gibi yeni oluşumlar vücuda getirilmelidir. Bu dernekler, resmi ve kamu yararına olacak şekilde kurulmalıdır. Mesela Köln şehrinde ATİB’e bağlı Hoca Ahmet Yesevi Camii’ni ele alalım: Burada, aynı çatı altında; “Türk Kadınları Eğitim Merkezi,  Türk Gençleri Eğitim Merkezi, Genç Kızlar Eğitim Merkezi, Türk Veliler Derneği,  Türk Müzik ve Tiyatro Derneği ve Çocuk Kulübü” gibi yeni cemiyetler kurulmalıdır.
Gençlik eğitim merkezinden veliler derneğine kadar adı geçen her bir dernek aynı statüde faaliyet gösterecektir.  
Ayrıca, bu tür teşkilatmanın devlet ve çeşitli kurum ve kuruluşlardan yardım görmesi  ve proje desteği alması daha da kolay olacaktır.
Kısaca konuyu şöyle özetlemek mümkündür: Avrupa Türklerinin mevcut cemaat ve cemiyet anlayışıyla,  gereksiz enerji ve zaman israfının önüne geçmek, meselelere hakkıyla çözüm asla getirmek mümkün değildir.
Bulunduğumuz coğrafyada; çözülmemek, erimemek, kaybolmamak, yok olmamak, kısacası asimile olmamak  için yeni bir cemaat ve cemiyet anlayışına geçilmesi zaruridir.

Ayrıca; bütün aile ferlerini harekete geçirmek, topyekün bir toplumu mobil hale getirmek, mesuliyet ve selahiyet şuurunu geliştirmek şarttır.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

AVRUPA TÜRKLERİNDE CEMAAT VE CEMİYET ANLAYIŞI
ÜMMETİN SULTAN’I HOŞ GELDİN
IRKÇI PROVOKASYONLARIN  ARKA PLANI
KUZEY REN -VESTFALYA SEÇİMLERİ VE BEKLENTİLER
AVRUPA’DA MÜSLÜMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIK
NRW`DE SEÇİMLER VE GÖÇMEN OYLARININ ÖNEMİ
UYUM YASASININ GETİR(ME)DİKLERİ
FRANSA’NIN GARABETİ VE TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİ
NAHOŞ SÖZ “DÖNNER MORDE”
ALMANYA’DA YARIM YÜZYIL
ZAMAN KARDEŞLİK ZAMANIDIR
GÖÇÜN 50. YILINDA AVRUPA’DA RAMAZAN
IRKÇILIĞIN TEHDİDİ ALTINDAKİ AVRUPA
BRÜKSEL BULUŞMASI
YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
GÖÇ VE AVRUPA TÜRKLERİ
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ  VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA RAMAZAN  BAYRAMI
SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLER
PARELEL TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ 
AVRUPA BİRLİĞİ  VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın İmajı
Uyum nedir?

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
Kendi içinde bütünlük arz etmeyen, kendisini tamamlayamayan müslüman azınlığa verilmesi muhtemel haklar da ancak, sergilediği duruşla örtüşen biçimde olur.  Devam

Yakup Yurt

YAZMA NEDENLERİM…
Kısacası ben gördüklerini ve yaşadıklarını kendince yorumlayan ve yazan bağımsız ve özgürlükçü bir adamım. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Ali Kılıçarslan

Almanya’da İslam İlahiyatı
Almanya’da üniversitelerde Almanya’nın şartlarına göre ‘İslam İlahiyatı Kürsüsü’ kurulması gereklidir. Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Neden Cumhuriyet?
Cumhuriyet, kendi içinde birçok devrimi barındıran bir hayat biçimi, yaşama biçimi olarak anlaşılmalıdır. 
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat