A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  GÖZCÜ

               Yakup Tufan

 

yakuptufan@hotmail.com









GÖÇÜN 50. YILINDA AVRUPA’DA RAMAZAN

“ Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.“
(Bakara /183)

Mübarek Üç Ayların sonuncusu ve ON BİR AYIN SULTANI Ramazan-ı Şerif’e kavuşmanın sevinç ve heyacanını yaşamak, -nerede olursa olsun- Ümmet-i Muhamed için ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Ramazan ile birlikte gelen nimet ve ihsan; bir mesuliyeti de birlikte getirmektedir. Tabiyatıyla Ramazan, müminlere ayrı bir mesuliyet  yüklemektedir. Allah’ın verdiği bunca nimete ve ihsana karşı elbette müslümanların, müminlerin bir mesuliyeti olması lazımdır. Bu noktada müslümanlar, kendilerine verilen  nimetin ve üzerlerinde bulunan mesuliyetin farkında olmalıdırlar. Hayat tarzı bu şuur ve anlayış içerisinde  düzenlenmeli, amel ve muameleler bu çerçevede yapılmalıdır.

Türk toplumu 50 yıldan beri Avrupa’da. Anadolu insanı 50 yıldır bu topraklarda Ramazan’ı  yaşıyor ve oruç tutuyor. Bu zaman zarfı içerisinde, çok acılı günler yaşandı ve çok sıkıntılı Ramazanlar geçirildi. Çok zor şartlar altında oruçlar tutup, Teravih Namazları kılındı. Kimi zaman  yapa yalnız oruçlar açıldı,  tek başına Teravih Namazları kılındı. Kimi zamanlar -etrafı yüksek duvarlar veya tel örgülerle çevrili- işçi yurtlarında, üç beş kişi bir araya geldi, birlikte  iftar yapıldı ve birlikte namaz kılındı. O günler bir başkaydı, o Ramazan bir başka...

“O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise ise tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredesiniz”. (Bakara/185)

 Acısıyla, tatlısıyla(?) aradan 50 yıl geldi geçti. Anadolu’dan Avrupa’ya gelen o günün yağız delikanlıları, al yazmalı gelinleri; oğula, kıza, toruna karıştı bugün. İşçi yurtları koridor veya bodrumlarında kılanan Teravih Namazları, meydanlarda yada Kiliselerde kılınan Bayram Namazları, artık tarih oldu. Kimsiz kimsesiz yapılan safurlar, yapa yalnız açılan iftarlar, artık mazide kaldı. Şimdi müminler; çoluk çocuk, genç, ihtiyar -hep birlikte yüzlerce insan-, cami ve cemiyetlerde iftar açıyorlar. Artık kendi açtıkları cami ve mescitlerinde Teravih Namazları kılıyorlar. Huşu içerisinde ibadet yapma imkanı buluyorlar. Bir çok yerde Bayram Namazları  kubbeli, minareli, görkemli camilerde kılınıyor şimdi. Bir zamanlar -acı gurbet- olarak tabir edilen Avrupa, vatan  oluyor şimdi. 50 yıl önce Anadolu’dan gelen Türkler; artık kendini bu topraklarda yalnız, kimsesiz ve garip hissetmiyorlar. Anadolu Avrupa’ya taşınıyor; gurbet vatan oluyor...

Ramazan; bir ihsan, bir nimet, bir bereket ayı olduğu gibi, aynı zamanda da bir tefekkür, bir muhasebe ve bir muhakeme ayıdır. Bunca nimet karşısında müslümanların tefekkür etmeleri lazımdır. Kendilerini muhakeme, fiil ve amallerini muhasebe etmeleri gerekir. Bu muhakeme, bu muhasebe bizzati her müslümanı içerisine alır. Aynı zamanda, etkili ve yetkili konumda olanları ve onların mahiyeti altında bulunan; cami, cemiyet, kurum ve kuruluşları da içerisine alır, başka bir bakış açısından. Daha doğrusu alması lazımdır. Bu noktadan hareketle; Avrupa’da faaliyet gösteren dernek, teşkilat, kurum ve kuruluşlar, cami ve cemiyetler, -kurum veya birim olarak-,  Mübarek Ramazan-ı Şerif’i bir fırsat bilerek, mutlaka bir muhakeme ve bir muhasebe yapmaları gerekir.

“İslam beş esea üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek, namz kılmak, Ramazan orucu tutmak, Kabe’ye haccetmek, zekat vermek” ( Tirmizi, İman 3/2612)

Bugün, herkesin düşünmesi gerekir ve toplum olarak kendimize sormamız lazım: Acaba, ihsan ve bereket yüklü, avfu mağfiret dolu Ramazan günlerini hakkıyla değerlendiriyor muyuz? Diyalog ayı, sosyal yardımlaşma ayı ve dayanışma ayı olan Ramazan’ın tam şuuruda mıyız? Dostluk, kardeşlik ve komşuluğu geliştirmek; önyargıları, peşin hükümleri, ortadan kaldırmak için tam bir fırsat olan Ramazan-ı Şerif’ten azami istifade edebiliyor muyuz? Bugün; hala- şu veya bu sebepten ötürü- toplumun dışında kalmış, camiye veya cemiyete yabancı olan, -hatta muhalif olan-, hiç bir yere üye olmayan, hiç bir yerle  bağlantısı bulunmayan inanlar var. Bunları veya buna bezer insanları,  grupları, aileleri, cami ve cemaate kazanmak için Ramazan’da hangi planmız ve nasıl bir proğramımız var?

“Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz”. (Tirmizi, Savm 82,(807); İbni Mace, Sıyam 45,(1746)

Öte yandan, birlikte yaşadığımız Avrupa toplumunda; görgüsüzlükten, bilgisizlikten veya hazımsızlıktan kaynaklanan, korkudan ya da  kinden beslenen  bir Türk ve İslam düşmanlığı var. Yıllar yılı Avrupa Türkleri olarak bundan muzdaribiz. Ama; ön yargıları yıkmak, cehaleti ortadan kaldırmak, diyaloğu geliştirmek, kültür ve inanç değerlerimizi birinci elden anlatmak için; insan olarak, kurum ve kuruluş olarak, cami ve cemiyet olarak, hangi plan ve proğramız var?

Meseleleri detaylandırmak ve soruları çoğaltmak mümkündür. Fakat önemli olan şey, bu Ramazan- Şerif’i  bir vesiyle kılarak, geçen 50 yılın bir muhasebesi ve muhakemesini yapmaktır. Ramazan’ı hakkıyla anlamak ve onu şuurla yaşamaktır. Geçmişin hesabını çıkartmak ve geleceğin planını yapmaktır.

„Cenette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez”. (Tirmizi’nin rivayetinde şu ziyade var: Oraya kim girerese ebediyyen susamaz. (Tirmizi, Savm 5)

Ramazan-ı Şerifinizi tebrik eder, Ümmet-i Muhammed başta olamak üzere, bütün insanlık alemine hayırlara vesiyle olmasını niyaz ederim.

Dinslaken, 11 Ramazan 1432/ 11 Agustos 2011

Yakup Tufan



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

GÖÇÜN 50. YILINDA AVRUPA’DA RAMAZAN
IRKÇILIĞIN TEHDİDİ ALTINDAKİ AVRUPA
BRÜKSEL BULUŞMASI
YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
GÖÇ VE AVRUPA TÜRKLERİ
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ  VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA RAMAZAN  BAYRAMI
SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLER
PARELEL TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ 
AVRUPA BİRLİĞİ  VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın İmajı
Uyum nedir?

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
Kendi içinde bütünlük arz etmeyen, kendisini tamamlayamayan müslüman azınlığa verilmesi muhtemel haklar da ancak, sergilediği duruşla örtüşen biçimde olur.  Devam

Yakup Yurt

YAZMA NEDENLERİM…
Kısacası ben gördüklerini ve yaşadıklarını kendince yorumlayan ve yazan bağımsız ve özgürlükçü bir adamım. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Ali Kılıçarslan

Almanya’da İslam İlahiyatı
Almanya’da üniversitelerde Almanya’nın şartlarına göre ‘İslam İlahiyatı Kürsüsü’ kurulması gereklidir. Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Neden Cumhuriyet?
Cumhuriyet, kendi içinde birçok devrimi barındıran bir hayat biçimi, yaşama biçimi olarak anlaşılmalıdır. 
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat