A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  GÖZCÜ

               Yakup Tufan

 

yakuptufan@hotmail.com







YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE


Cumhuriyetin ilanından sonra, yeni bir devlet ve millet hayaliyle; bin yıllık geçmişle aradaki köprüler bir bir dinamitlenmiştir adeta. Kılık kıyafetten tutun din ve dil anlayışına  kadar her şeyde köklü(köksüz) değişikliğe gidilmiştir. Canla başla istiklal ve istikbal yolunda mücadele veren Türk halkı ve onun değer yargıları, kasten yahut sehven devre dışı bırakılmıştır. Tek parti, milli şef , baskıcı ve dikta anlayışılı idareler sebebiyle, Cumhuriyet(!)  namına cumhurun başına gelmedik kalmamıştır.

Uzun bir zaman dilininden sonra kılı kırk yararak çok partili döneme geçen Türkiye ve Türk halkı, ancak yıllar sonra derin bir nefes alabilmiş; hak, hukuk ve hürriyet sevincine gark olmuştur. Ne acıdır ki halkın sevinci fazla sürmemiştir. Türlü Bizans oyunları ve uygulamaları neticesi, cumhurun seçtiği zamanın başvekili ve arkadaşları, dar ağacında can vermişlerdir...

Cumhuriyet tarihi boyunca belirli aralıklarla halka göz dağı veren dikta yanlısı, zorbacı zümre; bugüne dek hep cumhursuz Cumhuriyeti, halksız Demokrasiyi savuna gelmiştir. Bu meyanda; her on yılda bir muhtıra ve halka gözdağı vermeyi yada darbe yapmayı kendine bir marifet saymıştır. Çetelerin, zalimlerin, diktatörlerin ve halka tepeden bakan imtiyazlı sınıfın pençesinden kurtulamayan Türk halkı; bir yandan ekmek ve aşa, diğer yandan istikrar ve demokrasiye ve gerçek cumhurun Cumhuriyetine yıllarca hasret kalmıştır...

İçinde bulunduğumuz asrın başlarında ve koalisyonlar döneminde Türkiye; siyasi, idari, sosyal ve iktisadi krize girmiştir. Ülke iflasın eşiğinden kılpayı kurtulmuştur. Kendi değer yargıları ile barışma ve bütünleşme döneminin başlamasıyla birlikte yeniden derin bir nefes alan Türkiye; kendine güvenle yeni bir atılım gerçekleştirmiştir. Cumhurun seçtiği hükümetlerin Cumhuriyetin idaresinin başına geçmesi neticesinde, Türkiye’de istikrar yeniden sağlanmış ve ülke kendine gelmeye başlamıştır. Devlet halkıyla barışmaya, cumhur Cumhuriyetle bütünleşmeye başlamıştır. Lakin bu gelişme ve değişmelerden oldukca rahatsız olan mihraklar; ellerindeki son kozları ve yeni Bizans oyunları oynama teşebbüsüne girişmekten bir an bile geri durmamışlardır...

Şu an Türkiye yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Türk Milleti artık kendi yolunu ve yönününü, istikrar ve istikbalini seçme ve karar verme durumundadır. Bu noktadan hareketle Türkiye; yeni bir kazanma yada kaybetme eşiğinde durmaktadır.

Son yıllarda gerek bölgede, gerekse dünyada sözü dinlenir, hatırı sayılır, itibar görür hale gelen Türkiye; bu mihval üzeri büyümeli ve gelişmesi devam etmelidir. Bu nokta itibariyle Türkiye’de istikrar kazanmalı; kısa, orta ve uzun vadeli plan ve proğramların yapılacağı zemin sağlamlaştırılmalıdır. Yeni bir kaosa, belirsizlik ve krize Türkiye ve Türk halkının tehammülü yoktur. Türkiye’de cumhurun Cumhuriyeti, halkın demokrasisi hayat bulmalı ve gelişmelidir. İmtiyazlı bir sınıfın yada “düzenbazların düzeni” veya darbeci bir anlayışın tahakkümü artık tarihe gömülmelidir. Türkiye’de yaşayan insanların cinsiyet ve cibilliyeti, makam ve mevki ne olursa olsun herkes eşit vatandaş muamelesi görmelidir. Omuzu kalabalık, makam ve mevki sahibi hiç bir zümre yada sınıf, millet iradesi üzerinde olmamalıdır. İmtiyazlı zümrenin saltanatına son verilmeli, atanmışlarların seçilmişler üzerindeki baskı ve tahakkümü tarihe gömülmelidir artık.

Türkiye’de herkes geniş hak ve hürriyetlerden istifade etmeli ve bu mihval üzeri düşünce ve kanaatını rahatca ortaya koyabilmelidir. Hak ve hürriyetler önünde oligarşi sınıfı yasak ve engeller koyamamalıdır. Öte yandan ayrımcılığa, ayrışmaya, bölgeciliğe ve bölücülüğe asla taviz ve fırsat verlmemelidir. Türkiye’de hukuk her insan için eşit eygulanmalı ve hukukun üstünlüğü her alanda kendini göstermelidir. Çetelerin, terör gruplarının ve gizli mihrakların milleti vesayet altına almalarına, gizli yada açık plan ve çalışmalarına son verilmelidir. Türkiye’de ordu vatan savunması için elbette güçlü olmalı ve Türk halkına güven vermelidir. Ordunun Cumhuriyet namına cumhuru düşman görme, onu tehdit sayma düşünce ve anlayışına bütün kapılar kapanmalıdır. Türkiye’de gerçek bir inanç hürriyeti hayata geçirilmelidir., Ülkenin asli unsuru olan müslümanlar; korku,vehim, telaş yada çeşitli senaryolar uğruna, dini inançlarını yaşama ve yaşatma hakkından mahrum edilmemelidir. Türkiye’de laiklik adı altında İslam düşmanlığı yapılmasına ve Müslüman halka zulüm edilmesine son verilmelidir. Artık başörtüsü çilesi bitmelidir. Türkiye’de sosyal devlet her alanda kendini göstermeli; garip ve guraba, yetim ve yoksul gerçek manada gözetilmelidir. Türkiye’de rütbe, makam ve meki sahipleri özel muameleye tabi olmamalı; sağlıktan sosyal hayata herkese eşit muamale yapılmalıdır. Türkiye’de ekonomik kalkınma devam etmeli, milli gelir dünyanın en gelişmiş ülkeleri düzeyine çıkmalıdır. Türkiye’de halk başı dik, sırtı pek, karnı tok olmalıdır. Türkiye’de meydanlarda atılan dışı hoş içi boş vaatlere asla itibar edilmemeli; kaynaksız karşılıksız proje ve planlar rağbet görmemelidir. Türkiye’de İslamın barış, kardeşlik, ve hoşgörü anlayışı mutlaka geliştirilmeli ve halk arasında yaygınlaştırılmalıdır. Türkiye’de bölgeciliğe, bölücülüğe ve etnik ayrımcılığa asla geçit verilmemelidir. Türk toplumunun milli birlik ve berberliğine zeval gelmemeli; devlet ve ülke bütünlüğü kaim ve daim kılınmalıdır. Yıkıcı ve ayrılıkcı unsurlara asla fırsat verilmemelidir.

Netice olarak Türkiye; yeni bir anayasa ve yeni bir vizyonla içeride birlik ve dirliği sağlamalı; iri ve diri olmalıdır. Türkiye; bir yandan dünya, diğer yandan ise Türk ve İslam alemi ile birleşme ve bütünleşme yolunda ilerlemeli, tarihi mesuliyet ve misyonunun şuurunda olmalıdır. Bu konuda yeni vizyon, fikir, düşünce ortaya konmalı, fiiliyat ve faaliyetler geliştirilmelidir. Türkiye;gölgesinden korkan, herkesi düşman gören, kendisiyle ve geçmişiyle cedelleşen ve içine kapalı bir ülke olma durumuna bundan böyle yeniden dürülmemelidir. Şimdi; vizyon, fikir ve zikir zamadır! Şimdi; geçmişi bilme, geleceği görme, hakkı koruma ve kollama zamanıdır! Şimdi; yol gösterme, yön verme, öz verme ve söz verme zamanıdır!  Ve şimdi koy verme değil oy verme; akıl, izan, mantık ve sandık zamanıdır! Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler.

Dinslaken,31 Mayıs 2011
Yakup Tufan


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
GÖÇ VE AVRUPA TÜRKLERİ
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ  VE TÜRK ÇOCUKLARININ MESELELERİ
ALMANYA’DA İSLAM GERÇEĞİ VE GÖRMEYEN GÖZLER
AVRUPA’DA AİLE YAPIMIZDAKİ DİNAMİKLER VE DİNAMİTLER
KENDİNİ ARAYAN TÜRKİYE
MANEVİ DÜNYAMIZDA ARALIK, AŞURE VE MUHARREM’İN YERİ
BANGLADEŞ’DEN SELAM VAR
PAKİSTAN’DAN SELAM VAR
AVRUPA’DA RAMAZAN  BAYRAMI
SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
NRW SEÇİMLERİ VE TÜRKLER’İN ÖNEMİ
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLER
PARELEL TOPLUM VE DİN GERÇEĞİ
ALMANYA’DA FEDERAL SEÇİMLER VE MÜSLÜMANLAR
NRW MAHALLİ SEÇİMLERİ VE MÜSLÜMANLAR
ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ 
AVRUPA BİRLİĞİ  VE AVRUPA TÜRKLERİ
WİNNENDEN KATLİAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
BANGALDEŞ’DE MUSON YERİNE GÜL YAĞMURU
HACCA YOLCULUK HAKKA YOLCULUK
Fransa’nın İmajı
Uyum nedir?

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
Kendi içinde bütünlük arz etmeyen, kendisini tamamlayamayan müslüman azınlığa verilmesi muhtemel haklar da ancak, sergilediği duruşla örtüşen biçimde olur.  Devam

Yakup Yurt

YAZMA NEDENLERİM…
Kısacası ben gördüklerini ve yaşadıklarını kendince yorumlayan ve yazan bağımsız ve özgürlükçü bir adamım. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Ali Kılıçarslan

Almanya’da İslam İlahiyatı
Almanya’da üniversitelerde Almanya’nın şartlarına göre ‘İslam İlahiyatı Kürsüsü’ kurulması gereklidir. Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Neden Cumhuriyet?
Cumhuriyet, kendi içinde birçok devrimi barındıran bir hayat biçimi, yaşama biçimi olarak anlaşılmalıdır. 
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat