·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR DUYGU

         Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

uzeyir.cayci@wanadoo.fr

 

Hamamlar

Sivil mimarinin en güzel örneklerinden biri olan Türk hamamlarının yapılanması çok eski zamanlara dayanmaktadır. Bu yapılarla İslam'ın temizliğe verdiği önem de ortaya çıkmaktadır. Hamamların inşa ediliş tarzları her ne kadar birbirlerinden farklı gibi görünse de ortak ve önemli yanları hiç değişmemektedir. Cumhuriyet döneminden sonra farklı bir yapılanma olmadığı gibi asırlarca insanlara hizmet veren, geçmişin armağanı bu yapılara olan ilgi de artarak devam etmektedir. İstanbul'da konak ve ev hamamlarının haricinde 300'den fazla hamamın bulunması Türklerin hamama verdiği önemi göstermektedir. Hamamların Bir çoğunun cami yakınlarında bulunması da bir dini ihtiyaç olarak inşa edildiğini doğrulamaktadır.

Avrupa ülkelerinde boş verin hamamları evlerde elli - altmış yıl öncesine kadar tuvaletlerin dahi olmaması günümüzde ne yazık ki medeniyet seviyesinin belirtilmesi için bir açıklayıcı unsur olarak ele alınmıyor. Bugün dahi batı ülkelerinde geçmişin yansıması olarak bazı evlerde bir kattaki tek bir tuvaleti 6 veya 8 hanenin kullandığı görülmektedir.

İstanbul'da Türkler tarafından yapılan en eski hamamların, Fatih, Mahmut Paşa , Bayezid, Yıldız ve Çukur Hamamı olduğu tahmin edilmektedir (1).
Türk hamamları ya tek, ya da çift olarak inşa edilmişlerdir. Tek inşa edilen hamamlara erkek ve kadınlar günün değişik saatlerinde ayrı ayrı kabul edilmektedir. Çift olanlar ise bitişik olarak tek ısıtma sistemiyle ayrı girişleriyle kadın ve erkeklerin hizmetlerine açılmıştır.

Hamamlar üç bölümden oluşmuşlardır. Her bölümün üstü ise basık sekizgen kemerli kasnak üzerinde birer kubbe ile örtülmüştür.
Kubbelerin üstlerine dışlarından cam fanuslar geçirilmiş « tepe camı » denilen küçük pencereler yapılmıştır. Böylece iç mekanlara gün ışığıyla loş bir aydınlık girmektedir.

Hamamlarda kapılar hamam sıcaklığını korumak için daima küçük yapılmış, ayrıca ağırlıkla kendi kendine kapatmalı olan arkalarından sarkan asılı taş veya ağaçtan yapılmış tokmaklı bir sistem eklenmiştir. Ve arka arkaya çift kapılı ve tek kanatlı olan bu tahta kapılar iki yanlarındaki kapı ökçelerinin söge taşlarına açılmış oyuklar içinde dönerek açılıp kapanmaktadırlar.

Hamamlarda soyunma yerine veya elbise konulan yerlere « câmegâh » denir. Bunlar hamamların bir çoğunda biraz yüksekte, iki katlı ve şirvan şeklinde taşlığın iki tarafında yer almaktadır. Buralara ahşap merdivenlerle çıkılır. Soyunma yeri ile hamam arasında « ılıklık bölümü» veya « soğukluk » denilen beşik tonozlu serin bir yer vardır. Burada mermer bir sed üstünde kurulanma ve peştemal değiştirmek için yataklı kerevetler bulunur.
Buradan yan taraflardaki traş ve temizlenmeye ayrılmış yerlere yani halvetlere girilir. Veya dikdörtgen planlı sıcak bölgeye ya da « halvet » denilen hücre şeklindeki küçük odacıklara geçilir. Bunların kapılarının kanadı yoktur. Peştemal asılırak kapanır. Her halvette musluklu bir veya iki kurna bulunur.

Ortadaki altından ısıtmalı mermerden yapılmış
elli santim yükseklikteki göbek taşının çevresinde bulunan yerlere bir karış kadar yüksek mermer sekiler üzerinde sıra ile kurnalar yerleştirilmiştir. Halk kurnalar yanındaki bu mermer sedler üzerine oturarak yıkanırlar. Kirli sular mermerden oyularak gizlenen bölümlerden dışarı çıkar.

Her hamamın bir de külhan kısmı bulunmaktadır. Burası hamamın döşeme taşları altında « cehennem » denilen ve kârgir ayaklar arasındaki boşluklardan oluşan kısımda yer almaktadır.

Tedavi amaçlı havuzlu hamamlar hariç, genellikle Türk hamamlarında insanların birlikte girdikleri havuzlar yoktur. Ancak Sirkeci'de Hocapaşa Hamamı gibi yahudilere mahsus « batak » denilen bazı hamamlarda havuzlar bulunmaktadır. Bilindiği gibi İslama göre içerisine vücud giren , hattâ parmak sokulan su dahi kirli sayılmaktadır.

Tarihe saygısızlığın bir sonucu olarak son yıllarda yakılan tarihi evler gibi arsa ve enkazından faydalanmak için hamamlarımız da yıkılmaktadır. Sadece İstanbul'da 40'a yakın hamamın yokolduğu bilinmektedir. Bu şekilde Tûrk mimari eserlerimizin yavaş yavaş ortadan kalkmasına sebep olunmaktadır.
Osmanlı döneminde çevreyi korumak için alınan tedbirler gibi insan hayatı ve sağlığıyla ilgili bir çok hüküm ve kararlar dikkatleri çekmektedir.

Osmanlı döneminde çevreyi korumak için alınan tedbirler gibi insan hayatı ve sağlığıyla ilgili bir çok hüküm ve kararlar dikkatleri çekmektedir.
XVI. asırda hamamların işletilmesine dair hükümler ise şu şekildedir :

Hamamcılar hamamlarını temiz tutub suyu mutedil ve hamamı ıssı ola...
Dellâkleri cest-ü çalâk olup usturaları keskin ola...
Taslar kalaylı ve peştemalları bütün ola...
Natırların peştemalları temiz tutub müslüman ile gayr-i müslim futalarını karıştırmıyalar
Berberler dahi gayr-i müslimleri traş eyledikleri usturalarla müslümanları traş etmiyeler...
Havlu ve makramaları ayrı ola. (2)

Hamamla ilgili her birimizin değişik hatıraları vardır. Geçmişte bu yerlerde birlikte yıkandığımız insanlarımızdan bir çoğu aramızdan ebedi bir yolculuğa çıktılar... Geçmişte bizler gibi bir çoğu kirlerini temizledi fakat günahlarını temizleyemediler. Onların oralara girdikleri ve çıktıkları anların tek şahidi duvarlardan ne yazık ki her hangi bir şey okuyamıyoruz.

Faydalanılan Kaynaklar :

(1) Celâl Esad Aseven, Türk Sanatı Tarihi, VII. Fasikül, Sayfa 525
(2) Dr. Süheyl Ünver, Vakıflar Dergisi, Sayfa : 251

 SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Hamamlar
Referandum ve halkın ortaya çıkan tepkisi
HANGA HUNGA
Dar Kapı
Suçlar vadisi
Sözlerimden duman çıkıyor
Sen ne biçim insansın?
Yorgun değiliz biz türküler varken...
Gurbet ve Tutkular
İçinizdeki şehir
Küçüktüm küçücüktüm
Yan Kesit
Çağın üzerindeki karanlıklar 
Arayış
Hazır mısınız çocuklar?
Varoluş üçgeni
Öğretmenim
Acılar karla kaplanırken
Savaş Dansları
Karanlığa savaşla yazılanlar
Gurbet Çiçekleri
Çöpçü kardeş
Kapar kapılarını dostlarına
Ne zaman başımı kaldırsam
İnsanları tanımak istiyorum
Üzerimize ağları ördüler
Yargılanışım

SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Üzeyir Lokman Çaycı
Hamamlar
M. Ali Aladağ
Senden Bana Yar Olmaz!
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Mahmut Aşkar
Kıblesi  Şaşırtılan  Millet
Yakup Yurt
Tutarlılığa Davet
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-3
Yılmaz Kuzucu
Sanat, para, ahlak
Mustafa Can
Benzemek Aynısı Demek mi....
Nuran Yelkenci
Zaman Tüketen Ev Hanımları
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç