·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR DUYGU

         Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

uzeyir.cayci@wanadoo.fr

 

DAR KAPI

Günümüzde insanların elbiseleri, otomobilleri ve evleri,  kendilerinden daha çok dikkatleri çekiyor. Paranın ve bilinmezliğin peşinde bir koşu var.  Bu yarışta yorgun düşenler, uykusuz kalanlar, hastalananlar ve ölenler ise,  hiç fark edilmiyor.
Çağ dans partileri, eğlenceler ve  çılgınlıklarla doyuma ulaşamayan bir topluluğun yanı başından süratle  geçip gidiyor.
Patrick eşiyle böyle bir zamanda hayatlarına düşen gölgelerin;  kıvrılan, değişime uğrayan ilişkilerin, göstermelik çizgilerin izindeydi. Geçmişten beri kendilerini etkileyen bazı şeylerin varlığını hissediyorlar,  fakat, ne yazık ki  onların kaynağına inemiyorlardı. Bunu aşmak için kitaplar okuyorlar ve duygularında düğümlenen soruları cevaplandırmaya çalışıyorlardı. Son okudukları kitaplardan biri  de İncil’di. Anlamadıkları alanlarda gezinirken oradaki görüntüler onları tanrıtanımazlığa itiyordu. Bir arayış içerisinde  her şeye katlanma kararlılığıyla  içindekileri çözmek için bulundukları yerden bir müddet de olsa uzaklaşmak istiyorlardı .
Bu yüzden  yaşadıkları kent Paris’ten oto-stop yaparak yola koyuldular. Çileli bir yolculuktan sonra, kendilerine Hıristiyan  tasavvufunun cevap vermediğini  düşündüren, hayranlık duydukları İstanbul’a geldiler. Oradan da zaman kaybetmeden  Samsun’a hareket ettiler.
Samsun onlar için kararlaştırdıkları yolculuğun ilk basamağıydı. Buradan Erzurum’a, oradan da İran üzerinden Hindistan’a gideceklerdi. Aradıklarına ulaşmak için Budizm’in havasını solumak istiyorlardı.
Samsun’a geldikleri sırada  Patrick ve eşinin tek gayesi  Hazret-i İsa’nın
makamındaki bir şahsı bulmaktı.  İlk anda 50 TL aylıkla  kiraladıkları bir eve yerleştiler. Yeni mahallede  kaportacılar çarşısında buldukları bu ev ve çevresi iyi sayılmazdı. Ama onlar için hırsızlık yapanlarla, esrar kullananlarla, içki içenlerle yaşamak zor değildi.  Patrick  ve eşinin bir hippi  olarak şehrin  iç kısımlarında  kabul görmeleri de mümkün değildi. Bulundukları çevrede kötü tanınan bu insanlar aslında çok iyi niyetli kişilerdi. Serbest ve hoşgörü sahibiydiler.
Patrick o günlerde kirada kaldıkları evde bir rüya görmüştü.  İri yarı,  cüppeli ve sakallı bir şahsın kendisiyle konuştuğunu söyleyerek rüyasını anlatmaya koyuldu :
- Bana bakıyordu bu şahıs. Ben onun yüzüne bakamıyordum. Karşısında kendimi suçlu hisseder gibiydim. Yüzü pırıl pırıldı... Adeta ışık gibi etkileyiciydi. Birden ağlamaya başladım.
O bunları anlatırken gözyaşları içerisinde  o anı tekrar yaşıyordu sanki...
- Bana iyice yaklaştı. “Sen gerçeği arıyorsun... Aradığın her şey burada!  Küçük dar kapı Türkiye’de...” dedi. Bu rüya ile o gece yataktan fırladım. Eşime, gördüğüm rüyayı hiç önemsemeyerek anlattım. İkinci gün  aynı rüyayı görmüştüm. Aynı şahıs aynı şekilde bana hitap etmişti. Biraz tuhaflaşmıştım. Bu “dar kapı” İncil’de geçen bir konu olduğu için,  bu cüppeli kişi benimle, anlayacağım şekilde,  kendi dinimde geçen ifade ile konuşuyordu. Zaten İslam kuralları dahilinde konuşmuş olsaydı, hiçbir şey anlamayacaktım.
         Patrick kendisini etkileyen rüyalarını çevresindeki Türk arkadaşlarına anlatmadan önce eşiyle yorumlar yaptı. Üçüncü günü akşam şuuraltında rüyalarını etkileyici olmaması için,  farklı konularla meşgul olmaya çalıştı. Eşi,  kocasının önceden hiç alışmadığı bu rüyalarına bir anlam veremiyordu. Gece yarısıydı. Kocasını yanında göremeyince yattığı yerde birden doğruldu. Oldukça endişelenmişti. Önce gözlerini oğuşturdu. Pencerelerden odalarına düşen siyah gölgeler arasında onu aradı. Sonra bir sandalye üzerinde oturmakta olduğunu gördü. Oturduğu yerden :
- Patrick!  sevgilim... Orada ne yapıyorsun? Yine uyuyamadın mı yoksa?
Patrick karanlıkta ilerleyerek kapı kenarındaki elektrik düğmesine dokundu. Aydınlanan oda içerisinde yüzünü göstermemek istercesine
eşine yaklaştı. Ağlıyordu. Ve...” üçüncü kez aynı rüyayı gördüğünü ve aynı kişiyle görüştüğünü”  ifade ettikten sonra şunları anlattı:
- Ağlayarak uyandım! Rüyamdaki adam üç  kez  benim dünyama girdi.  Adeta her gün onunla buluştum! Bana ısrarla söyledikleri,  bizim arayışımıza bir cevap niteliğindeydi. Sevgilim nihayet  “dar kapıyı”  bulduk. “Dar kapı” Türkiye’de.  Buradan farklı bir dünyaya gireceğiz,  diyerek eşine sarıldı. Bu sırada hıçkırıklarını tutamıyordu...
- Bunu yarın Türk arkadaşlara anlatmalıyız. Onlar belki bize yardımcı olurlar.
Patrick, sabahleyin sarhoş arkadaşlarına olup bitenleri anlattı. Ve :
- İslam’ı kabul etmek istiyoruz. Müslüman olmak istiyoruz... Bize yardımcı olabilir misiniz?
Bunu duyan Türk arkadaşları  :
- Memnuniyetle yardımcı oluruz. Yeter ki siz isteyin... dediler.
Ve ayakta duramayacak kadar sarhoşlardı.  Bu durumlarıyla  Patrick ve eşini müftülüğe götürdüler. Hepsi o bölgede yıllarca hippilerle yaptıkları dostluklardan dolayı birkaç dil biliyorlardı. Müftü,  onları kendi odasında kabul etti. Orada Patrick üç günlük rüya serüvenini  Fransızca anlattı. Arkadaşları tercüme ederek aktardılar. Patrick ve eşi için sade bir İslam’a giriş töreni yapıldı.
Oradan ayrıldıktan birkaç gün  sonra arkadaşları aralarında para toplayarak Patrick’i sünnet ettirdiler. Gerek müftülük gerekse çevreden bu durumları işiten insanlar Patrick ve eşinin isteği üzerine onlara önce Türkçe’yi  sonra da İslam’ı öğretmeye başladılar.
Samsun garajlarının bulunduğu bölgedeki susuz ve elektriksiz evlerinde kaldıkları bir sırada en çok kendilerine yardımcı olanlar arasında “Katan” isimli otuz yaşlarında bir kaportacı, karayollarında çalışan Osman, Samsun Gazinosu’nda şarkıcılık yapan İsmet gibi kişiler de vardı.  Patrick :
- Bize yardımcı olan kişiler arasında Müslüman olmalarına rağmen oruçlarını şarapla açanlar dahi vardı. Yani İslam’ı iyi bilmediklerini biz, bir
şeyler öğrendikten sonra anladık. İbrahim Beyaz isimli imam hatip lisesi öğrencisi bir genç bize çok yardımcı oldu. Önce şehrin içinde bir eve taşınmamızı sağladı. Sonra bize abdest almayı,  namaz kılmayı ve Kuran okumayı öğretti. Oradaki arkadaşlarım bana Muhammet  İsa ismini verdiler. On ay  sonra da çocuğumuz doğdu. Ona da Yahya ismini verdik! Ve ekledi :
“Bakın şimdi güzel Türkçe konuşuyoruz ve Kuran da okuyoruz! “
Bunları söylerken eşiyle beraber gözyaşlarını  tutamıyorlardı. (*)
 
(*) Bugün Paris Üniversitesi  Türk ve Fas  Edebiyatı Bölümü mezunu da olan Muhammet İsa,  eşi ve çocuklarıyla Paris’te yaşamaktadır.
 
09.01.1990


 SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Dar Kapı
Suçlar vadisi
Sözlerimden duman çıkıyor
Sen ne biçim insansın?
Yorgun değiliz biz türküler varken...
Gurbet ve Tutkular
İçinizdeki şehir
Küçüktüm küçücüktüm
Yan Kesit
Çağın üzerindeki karanlıklar 
Arayış
Hazır mısınız çocuklar?
Varoluş üçgeni
Öğretmenim
Acılar karla kaplanırken
Savaş Dansları
Karanlığa savaşla yazılanlar
Gurbet Çiçekleri
Çöpçü kardeş
Kapar kapılarını dostlarına
Ne zaman başımı kaldırsam
İnsanları tanımak istiyorum
Üzerimize ağları ördüler
Yargılanışım

SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Üzeyir Lokman Çaycı
Dar Kapı
Ayten Kılıçarslan
Kadınlar siyasetin neresinde?
Mahmut Aşkar
ABD ve AB arasında Türkiye
Hidayet Kayaalp
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
Şensel Aşkın
Medeniyetler Buluşması
Betül Parlar
Medeniyet insanların lisanında saklıdır
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
M. Ali Aladağ
Gurbet düğünleri
Muhsin Ceylan
Erbakan ve partisine psikolog değerlendirmesi
Sebahattin Çelebi
Sensizliğe
Dr. Nebil Bozdoğan
Burun estetiğinde modern yaklaşım
Yılmaz Kuzucu
Batıdan bir iç muhasebe
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
Fikret Ekin
Bir Konuşmaya Notlar..
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Ozan Yusuf Polatoğlu
Seçim Şakası
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili