·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR DUYGU

         Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

uzeyir.cayci@wanadoo.fr

 

DİLDE BOZULMALAR  
VE  KÜLTÜR YOZLAŞMASI


Öz Türkçe anlatım varken konuşurken veya yazarken bizi yabancı kelimeler kullanmaya iten gizli bir güç mü var? Yoksa bu kendimizi farklı bir şekilde ifade edebilmek için seçtiğimiz bir yol mu?

Çoğu kere kullandığımız yabancı kelimelerin cümle içerisinde sırıttığını bile bile bir oyuna mı geliyoruz? Yabancı kelimelerin asıl anlamlarıyla dahi cümle içerisinde oturmaması yalnışlıklarını nasıl farkedeceğiz.

Devlet, dilbilimciler ve  Türk Dil Kurumu bu yönde ne gibi tedbirler aldı? Okullarımızda  yazılı ve görsel iletişim araçlarında bu yönde ne gibi uygulamalar yapılıyor?
Bir yığın soruyla irdelemeye çalıştığımız bu konunun da ilgililerce boşlukta bırakıldığını ve bir çok konuda olduğu gibi dil yozlaşmalarına da seyirci kalındığını görüyoruz.

Sorumsuzluk

“Jön Türklerin” Fransa’dan Türkiye’ye taşıdıkları bir kelimeye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Hepimizin bildiği “hel┠anlamında ifade ettiğimiz  “yüznumara” aslında “numarasız” anlamına gelen Fransızca “sans numéro” dan yalnış tercüme edilerek  “100 numara” anlamına gelen “cent numéro” ile karıştırılmıştır. Yani   «sans ile cent »  aynı okunuşuyla onları şaşırtmış ve  batılıların “00” yani “sıfır sıfır” ya da “çift sıfır” dedikleri ve “numarasız” olarak  ifade etmeye çalıştıkları “hela” yalnış olarak  dilimize “100 numara“  olarak geçmiştir. Soruyorum “aydın” olarak tanımladığımız bu insanların bu anlayış tarzına gülmemek mümkün mü?

Farklı dil ve farklı kültürler doğuyor

Günümüzde hızlı iletişim araçları “yalnışlıkların süratle yayılmasına” sebep olabilmektedir.
Fakirlik, sıkıntılar ve çeşitli baskılar fertlerin kendi kendilerini denetlemelerini zorlaştırmaktadır. Tenkit edilme veya suçlanma korkusu insanları farklı davranış biçimlerine itmektedir. Cinnet  ve kişilerin tepkilerini ifade etme şekilleri değişmiştir. Oyunlar sömürücü dış güçler tarafından insanlar üzerine yönlendirilmiştir. Işınlarla, titreşimlerle ve farkedilmeyen etkileşimlerle bütün yaratıklar farklı davranış ve olayların içerisine itilmektedir. Koyun intiharları, bebek ölümleri, depremler, doğal afetlerin farklılıkları insani olmayan “gizli bir savaşın” unsurları olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Hepimiz aile yapısını zedeleyen bir gelişim eşiğindeyiz. Kültür yozlaşmaları, politik bozulmalar ve sevgisizlik adeta iç içine geçmiş unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
“Geçmişte böyle değildik…” deme olgunluğu belki kendimize çeki-düzen vermemiz için önemli bir silkinişe sebep olabilir. İçinde yaşadığımız çıkmazlar paranın ve çıkar savaşlarının ağlarıyla örüldüğü için çeşitli güçlüklerle karşılaşıyoruz. Günümüzde birbirimizi rencide etme, incitme ve suçlama gibi ilişkileri çürüten ifade şekilleri kolaylaşmıştır. Dostluk, manevi değerler ise çıkar aracı olarak kullanılmaktadır.

Devlet Televizyonu da yalnışlıkların içerisinde

TRT’de Türkiye’yi tanıtan belgesel  filmler dahi yabancı müziklerle sunuluyor. Proğramlarda öz Türkçe ifadeler kullanılmıyor. “9. Senfoni” gibi isimler TRT gibi devlet televizyonunda program ismi olarak konulabiliyor. Bu proğramların sunuluş biçimi de oldukça tedirgin edici… Konuşmacıların sık sık sözlerinin kesilmesi gibi farklı uygulamalar seyircileri çileden çıkarıyor. Ve “ey yetkililer neredesiniz?“  demeden kendimizi alamıyoruz.


 SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:


Dilde Bozulmalar ve Kültür Yozlaşması
Gölgeler Utanmazlar
Nasırlı Eller
Hamamlar
Referandum ve halkın ortaya çıkan tepkisi
HANGA HUNGA
Dar Kapı
Suçlar vadisi
Sözlerimden duman çıkıyor
Sen ne biçim insansın?
Yorgun değiliz biz türküler varken...
Gurbet ve Tutkular
İçinizdeki şehir
Küçüktüm küçücüktüm
Yan Kesit
Çağın üzerindeki karanlıklar 
Arayış
Hazır mısınız çocuklar?
Varoluş üçgeni
Öğretmenim
Acılar karla kaplanırken
Savaş Dansları
Karanlığa savaşla yazılanlar
Gurbet Çiçekleri
Çöpçü kardeş
Kapar kapılarını dostlarına
Ne zaman başımı kaldırsam
İnsanları tanımak istiyorum
Üzerimize ağları ördüler
Yargılanışım

SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Üzeyir Lokman Çaycı
Dilde Bozulmalar 
ve Kültür Yozlaşmas
ı
Yakup Yurt
Gurbetten Gelmişim...
Yılmaz Kuzucu
Ölüm hapsaneleri ve ölü ruhları dirilten Kurán
Mahmut Aşkar
Zalimler Dünyasının Mazlûmları
Nuran Yelkenci
Sahte Dünyanın Acıları
M. Ali Aladağ
Kendisiyle Yüzleşmek
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Ayten Kılıçarslan
Göçelim, ancak göçen olmayalım!
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-5
Sebahattin Çelebi
Ben İstanbul’dum
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç