·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


BAKÜ MEKTUPLARI
                                                                               Tevfik Abdin
 
atofiq@hotmail.com





ABDULHAMİT BEYİN VEDA BORCU!

     Çok saygı duyuduğum ve sevdiyim Türkiye Cümhuriyeti Böyükelçiliyi Kültür ve Turizm  Müşaviri Fethi bey  Gedikli de, bir az soralar bizlerden ayrılacak ve memleketine gedecek.

Tutduğu vezife bunu taleb edir.

Ve TRT televizyonunun Bakı temsiliçisi ve ayni zamanda benim çok hürmet etdiyim sevimli Abdulhamit bey Avşar da eynen Fethi bey kimi öz vezife süresini başa vurduğu üçün bir az soralar  gedecek…

Çok teessüfler olsun ki, bunun başka bir yolu yok.

Neden men «çok tessüfler olsun ki»,- deyirem. Benim fikrimce bu iki türk memurunun bizim ölkemizde görüdüyü işler hele uzun iller ve belke de daima hatırlanacak. Ben  demek istemirem ki, bunlardan sonra bura gelenler onlardan pis çalışacak, az işler görecek, amma bu bir danılmaz hakikatdir ki, bu iki memurdan önce burada çalışlanlardan haberimiz olmadığı  kimi ( şahsen benim özüme aiddir bu giley ) yeni menim onların işinden heç bir heberim olmadığı üçün, bu neticeye gelirem ki, onlardan sonra gelenlerin ne işler görecei mechul bir dünya. Amma bu iki memurun Azerbaycan adlı bu memleketde görüdüyü işler ve insanlarla temasda içden gelen bir ağrı ve içden gelen bir istilik  olduğu üçün, ben öz  teesüfmü indiden yaşayıram ve hakikaten de  onlar bizlerden ayrıldıkdan sonra bir ay geçecek, bir il geçecek… ve belke de biz bayramdan-bayrama ve daha başka nedenlerle bu insanlarla elaka saglayacayız, ama onların nefesinin istiliyini ve bizim ölkemiz üçün göreceyi işleri daha yakından izeleye bilmeyeceyik.Ve en edaletsizi bu ki, bunun başka bir yolu da  yokdur.Bu ayrılık labüddür. Bu vezife icabı beledir.

Onlar gedecekler ve yenileri gelecek. Hoş gelecekler, onlar da!

Bütün bunlar bu BAHAR SABAHINDA ona göre benim barmaklarımdan akıb klavyeye tökülür ki, bu iki gözel türk ziyalısından birinin  ABDULHAMİT BEY AVŞARIN ( özünün deyiminde  3- Abdulhamit ) çok nefis ve yığcam şekilde çap olunmuş kitabını birefese  okuyub başa çıkmışam ve kitabdan aldığım teessürat ve bilgi meni bu yazını yazmağa telesdirib.

Türkiyede az-maz yaşadığım illerde şair, ictimayi hadim ve Azerbaycanın İstanbul baş konsulu Abbas Abdulla yeri düşende  bir ifade işledirdi: AZERBAYCAN TÜRKLERİ TÜRKİYENİN İSTİKLAL SAVAŞINDA VURUŞUBULAR VE ŞEHİD OLUBLAR.

Tabii ki, ben bu ifadenin ağırlığını hissedirdim, ama doğrusu benim bu hakda çok geniş bilgim olmadığı  üçün ve üstelik de ümumiyyetle, Türk milleti, daha sonra Osmanlı Türkleri, daha sonra ise Türkiye Cumhuriyyeti o kader nehenk ve mağlubedilmez bir dövlet idi ki, Benim gözlerimde. Abbas beyin dediyi bu sözler bazen de bende bir az şüphe yaratsa da, garib hissler oyadırdı. Abbas bey bunları deyende faktlara da mürciet edirdi ve onun bu bilgisi karşısında ben her zaman baş eymişem ve bir çok işler kimi bunu da hemişe gözel, makamında tekdim etdiyi üçün heç zaman ona lap dostcasına olsa da, iradım olmayıb.

Bu iki memleketin bir-biriyle davamlı temasda olduğu tarihden bellidir ve şahsen benim üçün Türkiyenin bizlere elediyi bir çok şeylerden haberim olsa da, bizim onlara elediyimiz bir çok şeyler sovet dövründe aradaberede seslense de, bu kaynakların  hardan elde edildiyi barede bilgim yok derecesinde idi. Tabii ki, bu da benim bir tarihçi deyil, bir yazar olduğum kanaetinden ireli gelirdi. Ben unversitet deyil, gözel senetler unversitetini bitirmişdim.

Amma okuduğum bu kitabı gözel bir elmi eser kimi  deyerlendirmeden vaz keçmek olmaz. Ve elmi iş dışında hem de Abdulhamit bey Avşarın gözel faktlara ve yazı terzine esaslanarak yazılan TÜRKİYENİN İSTİKLAL SAVAŞINDA AZERABAYCAN  TURKLERİ kitabı benim mehz boş kalan bilgi alanımı doldurmak ve bir çok zaman bu barde söhbet düşende arkalana bileceyim bir  menbe kimi  son derece deyere malik bir kitabdır ki, bunu yazmak ve erseye getirmek üçün müellifin ne keder zaman, ne keder vakt serf etdiyi ortada.

Kitabı okuyub bitirdikden sonra ani olarak bele bir düşünce içine girirsen ki,o çok kıskanclıkla yazılıb, bir tevözakarlık var onun yaranışında. Amma kitabda istifade olunan edebi  menbeelerin siyahisini  çıkmakla, 43 sehifelik bu miniatür  kitabda uzun bir tarihin kısa anları elmi-publisitik yazı terzine ele uygunlaşdırılmışdır ki, bu da onun bir nefese okunmasına yardım edir ve onun her sehifesi yeni bilgilerle yüklenmişdir. Sahifeler merakla ve asanlıkla çevrilir.

Tabi ki, bir çok tarihciler üçün bunlar belki de belli senedler ve faktlardır, ama bunun bir kitab halında çap olunması ve altından kett çekerek yazıram: Asil bir  türk adından ( en azından, Türkiye  cümhuriyeti  vatandaşı ve memuru adından) yazılması benim üçün son derece sevindirici ve alkışlanılası şeydir. Deyim ki, meselen Abbas Abdulla daha başka şeyler bilir belke de, daha  incidci şeyler de olub bu zaman kesiyinde. Ama tenbellik eleyib yazmır, oturub bildiklerini bu halka ve bizlere verse bence unutulmaz bir iş görmüş olar ki, mehz bu kitabın yazılmasında da onun payı olardı. Burada istifade olunan kaynak ve şahselerin adı sırasında belke de birinci olardı. 

T
abi ki, bu Abbas beyin şahsi işidir.

Abdulhamit bey Avşarın kitabı bu yönde menim o
kuduğum ilk menbee olduğu üçün ve bu kitabın çok revan, çok okunaklı bir dille yazılıdığını da bura elave etsek, bizim okucularımızın gözel bir töhve aldığı danılmazdır.

Kitabın yazılışında yeterince edebiyyatdan istfade olunub ve menim düşünceme göre kitab orta
k türkceye yakın bir dilde ve tefekkürde yazıldığına bakmayarak, kitabın «Ön söz»ünde bele bir fikir var: «Türkiye tükcesinde yazıldığı bu yazını Azerbaycan türkcesine uygunlaşdıran Ağası Huna teşekkür edirem». ( «Ön söz»de adı geçen başka yaradıcılara da müellif öz teşekkürünü bildirir).

Ben burada Ağası Hunu ayrıca kayd etmek isteyirem, ona göre ki, hakikaten bu genc insan bu kitabın çok isti bir münasibet yaratması yönünde çok hesas bir davranışla bizim türkceye uygulamış ve  yazdığım kimi  ortak türkcenin ilk addımlarından biri olarak bunu alkışlamağa deyer ve Ağası Hun kitabda çok zaman bilerekden temiz İstanbul  ve Osmanlı Türkcesinde olan bazi sözleri saklamakla bir üstünlük de elde edib ki, bu da kitabın türk dili ve sintaksisinde  yazıldığına tam bir sübutdur ki, yazar Abdulhamit bey Ağası beye öz teşekkürün bildirmekle ona borclu kalmayıb.

Tari
hde zaman ayrıcalığını çıksak,hiç bir şey gizli kalmır ve eninde-sonunda mutlak boy verib çıkır ortaya. Ve hiç aklımıza gelmezdi ki, ne zamansa Abdulhamit Avşar kimi bir yaradıcı bu memlekete  gelecek, bu vakte kader bizim üçün, tekrar edirem şahsen benim üçün saklı, gizlin kalan bir çok metlebleri üze çıkarcak ve bunları da bu memleketde kesdiyi çöreyin ve tutduğu görevin, vezifenin halalı olarak bele bir gözel elmi-publisistik eseri ortaya koyacak.

Abdulhamit bey Avşarın kitabının her sehifesinden sitat getirmek imkanı boldur.
Ben bunu elemirem, ona göre ki, çok arzu ederdim, bu kitab her bir Azerbaycanlının,her bir türkün evinde olsun, amma bir yeri hususiyle kayd etmek isteyirem. Abdulhamit bey yazır: «Bir sözle uzak geçmiş bir yana, XX esrin ilk rübünde baş vermiş hadiseler hakkında bile her iki tarefde  doğru bilgi alına bilecek kaynaklar oldukca elçatmaz kalmışdır.Gerçi, bu kardaş dövletlerin  müstekilliklerine kovuşmalarından sonra metbuatda ciddi irelileyş görünse de, bu defe daha çok 1990-cı illerden sonrakı  gelişmelere yer verildiyi dikkati çekmekdedir. Halbu ki, Anadouldan Türkistana uzanan böyük coğrafiyada tarihi bir, dili bir, dini bir, medeniyeti bir insanların biri-birini tanıması üçün XX esrin evvellerinde yaşanan hadiselerin bilinmesinin ve yahşı tehlil edilmesinin olduğu aydındır».

Ve Abdulhamit bey Avşarın ço
k nefis ve necib şekilde çap olunan bu kitabı hemin  boşlukları doldurmak üçün bir evezsiz menbeedir.

www.tofigabdin@ws.tc  

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

ABDULHAMİT BEYİN VEDA BORCU!
İRAN TÜRKLERİNE HAYKIRAN ŞAİR
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Oğlum Metin için
Gurbette Bir Kırık Ses
İstanbul’da Rus abuhavası...Kişisel düşünceler (1)
BİR YAZI ÜSTÜNE
İLGİNÇ ARAŞTIRMA

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Tevfik Abdin
ABDULHAMİT BEYİN VEDA BORCU!
Mahmut Aşkar
Almanya ve Müslümanlar
Yakup Yurt
Belçika'daki durumumuz
Nuran Yelkenci
Anne Sevgisi
Üzeyir Lokman Çaycı
Unutmayın ki dünya sizin gördüğünüz gibi değil
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Yeni Yıl Bilim ve Üniversitelere Ne Getiriyor, Ne Götürüyor?
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç