·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  GÜNDEMİNÖZÜ

          Ş e f i k   K a n t a r

 

skantar@turkpartner.de


Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?


2004 yılı içerisinde Avrupa Birliği’ne girmek için büyük adımlar atma kararlılığındaki Türkiye’nin, güvendiği dağların başında Almanya ve bu ülkenin başbakanı Gerhard Schröder gelmekte. Almanya’nın AB’nin çekici gücü, Avrupa’nın merkezi oluşu, tarihi misyonu ve politik ağırlığı gözönünde bulundurulduğunda, bu yaklaşımın hiç de yanlış olmadığı apaçık kendini gösterir.

Şu anda muhalefette olan Hıristiyan Demokratların (CDU-CSU), Türkiye’nin AB’ye girmesine açık muhalefetinin yanında, iktidarda bulunduğu süre içerisinde devamlı surette ülkemizin yerinin AB olduğunu savunan Gerhard Schröder, pratikte bu yolda fazla bir ilerleme sağlayamamış olmasına rağmen, moralmen kazandırdıklarıyla Türk Milleti tarafından devamlı surette alkışlandı. Türkiye’de yaşayanların sempatisi bir yana, Alman vartandaşlığına geçmiş Türklerin oyları, O’nun tekrar iktidar koltuğuna oturmasını sağladı.

Türkiye’nin AB’ye girmesine soğuk bakan Alman halkının düşüncesinin yavaşta olsa müspet gelişme göstermesinde, SPD’nin ve Gerhard Schröder’in tutumunun önemli rolü olduğu açık. CDU’nun amansız baskısına rağmen, seçimlerden önceki söylemlerinde de dik bir duruş sergilediklerini söyleyebiliriz. SPD ve Gerhard Schröder hakkında fikir beyan ederken, tenkit babında, söylemlerini hayata geçirmek hususundaki zaafiyetlerini zikredebiliriz. Ama bu, sadece Türkiye ile alakalı konularda değil, yabancılar politikasından ekonomiyle ilgili reformlara kadar çok geniş bir yelpazede, SPD’nin içinden tüm iktidarı süresince çıkamadığı genel bir zaafiyet.

Tüm bunlara rağmen, AB’nin lokomotifi Almanya’nın Başbakanı Gerhard Schröder’in gerektiğinde ağırlığını koyarak, Türkiye’nin önünü açacağına hep inanıldı. Karizmatik kişiliği yanında, Almanya’nın siyasi gücünün buna yeterli olduğu farzedildi. Ancak aktüel gelişmeler, Türkiye’nin beklentilerini yeni baştan gözden geçirmesini gerektirecek nitelikte.

Bilindiği gibi ekonomi ve sosyal reformlar konusunda sürekli sıkıntı içerisinde olan ve kamuoyu yoklamalarında devamlı kan kaybeden SPD’nin Genel Başkanı G.Schröder, başkanlık görevini Genel Sekreter Münteferring’e devretme kararında olduğunu açıkladı. SPD çevrelerinde yarım ağızla da olsa memnuniyetle karşılanan değişiklik kararı, muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar ve Hür Demokratlara (FDP) göre tükenişi durdurmaya yetmeyecek bir atraksiyon. İlk kamuoyu yoklamaları halkın, Münteferring’in SPD’yi kurtarabilecek vizyondan mahrum olduğuna inandığını söylemekte. İşin bu yönü, tabii ki daha ziyade Almanları ve ülkedeki yabancıları ilgilendiren bölümü.

Konuyu Türkiye ve Türkiye’nin AB üyeliği penceresinden ele aldığımızda şu gerçeklerle karşılaşıyoruz: Yeni durum, Türkiye’ye AB yolunda büyük bir darbe mahiyetinde. Başarısızlık nedeniyle parti başkanlığını devretmek zorunda kalan Schröder’in büyük bir prestij kaybettiği ortada. Bu prestij kaybı kendisini AB bünyesinde de hissettirecek ve korkarız diğer ülkeler üzerindeki muhtemel Almanya baskısı azalacaktır. Yeni SPD Genel Başkanının, her konuda Schröder çizgisinin bir temsilcisi olması, bu gerçeği değiştirmeye yetmeyecektir. Bu nedenle, Türkiye acilen, AB yolu için Almanya üzerinden çizdiği güzergahı gözden geçirmeli ve yeni bir strateji belirlemelidir. Büyük ihtimalle, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra Almanya gündemini ‘erken seçim’ konusu meşgul etmeye başlayacak ve ilk genel seçimlerle de bir iktidar değişikliği gerçekleşecektir.

CDU-CSU ve FDP’nin, Türkiye’nin AB’ye girişi konularındaki görüşleri büyük ölçüde belli. Ancak, önümüzdeki dönemde derdimizi onlara anlatmak zorunda olacağımız da bir gerçek.


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Terörün yeni yüzü
AB ilerleme raporun’da unutulan bazı hususlar
Son ziyaret üzerine
Yaşasın, kurtulduk ! (mu)?
Önemli bir başarı !
Politikasızlık’ politika olursa...
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Terör ve Yeni Dünya Düzeni
Biri bizimle dalga geçiyor
Türkçesinin Türkçesi
Kelleci politikaların sonu
Sağlam imzalara bak!

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Şefik Kantar
Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Muhsin Ceylan
Şikayeti seviyoruz
Mahmut Aşkar
Almanya siyasi hayatındaki yerimiz
Hidayet Kayaalp
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
Ozan Yusuf Polatoğlu
”Avrupa birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Fikret Ekin
''Puzzle'' ın bütününü görmek (1)
Şensel Aşkın
İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri
Alperen Çelik
Terör  nedir, ne değildir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
İsmail Altıntaş
Yılbaşı ve Noel Üzerine Düşünceler…
Latif Çelik
Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
Sizden Biri
Nadan elinden
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili