·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  GÜNDEMİNÖZÜ

          Ş e f i k   K a n t a r

 

skantar@turkpartner.de


BİZİ BEKLEYEN AVRUPA

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi konusu, giderek daha eğlenceli bir hal almaya başladı. Günther Verheugen başkanlığındaki Komisyon’un raporunu açıklamasından önce, ‘komisyon raporunu açıklasın, ne derse ona bakacağız’ diyen herkes, raporda kendi asıl düşüncesine uyan bir cümle bulabildiğinden, eteklerindeki taşları dökmeye başladılar. Komisyon raporunun açıklamasının ardından geçen bir haftalık süre, konu üzerinden kimin hangi hesaplar peşinde olduğunun da ortaya çıkmasına yardımcı oldu.

Açıklanan komisyon raporu, ‘hem nalına hem mıhına’ bir durum arzettiğinden, öncelikle hemen herkesi memnun etti. Fakat, konuşmalarında gülümsemeye çalışıyor olmalarına rağmen, Türk idareci ve yetkililerin açıklanan belgeyi yeteri kadar tatminkar bulmadıkları ortada. Her ne kadar, raporun olumlu ve objektif olduğu söylense de, raporla birlikte gündeme getirilen konuların hükümeti rahatsız ettiği bir gerçek. Raporun açıklanmasından sonra, gerek Başbakan Tayyip Erdoğan, gerekse Dışişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı Abdullah Gül’ün konu ile alakalı sorulara verdikleri dik ve kestirme cevaplarda, açık bir memnuniyetsizliğin izlerini bulmak mümkün.

Rapor sonrası olaylara baktığımızda, ‘ben demiştim’vari bir çok yeni durumla karşı karşıya kaldığımızı görmekteyiz. İşte bunlardan bazıları:

1.Avrupa Birliği yolundaki en sıkı müttefikimiz görünümündeki Almanya, daha doğrusu Alman hükümeti, bedel olarak hemen bir tank satışı işini gündeme getirmekte gecikmedi. Türkiye’nin ihtiyacı olduğunda tankların fotoğrafını bile vermeyen Almanya, şimdi Türkiye’ye tank satmaya pek arzulu. G. Schröder ve Fischer’in ‘Türkiye’ denince ağızlarından neden bal damladığı böylece ortaya çıkmış oldu.

2.Türkiye’yi  Avrupa Birliği’nde ancak ‘özel statüde’ (ne demekse!) görmek isteyen Hıristiyan Birlik Partileri, yeni bir haçlı savaşı başlatmaktan çekinmeyeceklerini, raporun ardından gündeme getirdikleri ‘imza kampanyası’ teklifleri ile ortaya koydular. Bu bana beş yıl önce sorduğum bir soruyu hatırlattı: ‘CDU’da Türk var mı?’ Tabii, aktüel duruma uygun olarak soruya bazı ilaveler yapmak gerekli: ‘Varsa, yeni bir savaşta bunlar hangi tarafta yer alacaklar?’

( 3.Yıllardır Halifeyi Ruyi Zemin Metin Kaplan’ı koynunda besleyen, devleti ‘Anadolu Federe İslam Devleti’ni Köln-Nippes’teki Alamut Kalesi’nde yaşatan Almanya; şimdiye kadar hep ‘hukuki sürecin devam etmesi’ teranesinin arkasına sığınarak, bu zatı Türkiye’ye vermekten kaçınırken, yarım yamalak bir hileyi şeriyyeye dayanarak, ‘yakan top’u bir kaç saatlik bir operasyonla Türkiye’nin kucağına atıverdi. İçişleri Bakanı Schily, iade gerekçeleri arasında Türkiye’de artık adil yargılamanın bulunduğundan da bahsetmekte. Almanya, acaba bu adil yargılamalardan PKK’lı veya diğer terör örgütü mensuplarının da yararlanmaları için bir şeyler yapacak mı? )

4.Fransa’ya ihale falan vermediğimizden çizgisinde bir değişiklik yok. Vetocu.

5.İngiltere, ABD’nin istediğini istediği ve kıta Avrupasında olanları pek sallamadığı için, bizden yana.

6.Avusturya, Viyana semdromundan çıkamadığı için bize karşı.

7.İtalya, şimdilik bizden yana, ama sonra ne olur bilinmez.

8.İspanyollar bizi çok seviyorlar.

9.İrlandalılar, bizi mutlaka AB’ye bekliyorlar.

10.Belçikalılar, ‘Türkiyesiz bir Brüksel düşünemiyoruz’ demekteler.

11. Hollandalılar, oyunbozanlık yapıyorlar, ‘olmaz’ diyorlar.

12.İsveçliler, ‘olur’ diyorlar ama, Türkiye’nin başkentinin Diyarbakır olduğunu zannediyorlar.

13.Litvanya, bizi Avrupa Kupası’na katılmaktan ettiği gibi, Avrupa Birliği’nden de etme niyetinde.

14.Yunanistan, ‘artık’ bazı şeylerin vaktinin geldiğinin Türkiye’ye söylenmesini istiyor. Ve hatırlatıyor: ‘Yoksa, veto hakkım var.’ Hatırlatılması istenen şeyler, basit şeyler: Komşularıyla iyi geçinme, yani kimsenin camını kırmama, tavuğuna ‘kış’ dememe. Öte yandan Ege kıta sahanlığı konusunun halli. Öte yandan Fener Patrikhanesi’nin tanınması. Bir de Ruhban Okulu’nun açılması meselesi. Ha unutmayalım, Türkiye’den gitmiş Rumlara, mallarının karşılığının verilmesi de var. Şimdilik herhalde zaman darlığı nedeniyle muhterem Yunanistan cumhurbaşkanının söyleyebildikleri bunlar. Ama, ardından gelecekleri tahmin etmek zor olmasa gerek: Ayasofya’nın asıl sahiplerine iadesi. İstanbul’un isminin aslına (yani Konstantinopolis)’e döndürülmesi. Pontus’un ihyası. Vs...

15.Kıbrıs’ı atlamayalım. O da, bedavadan Avrupalı oluşunun avantajlarını kullanma derdinde. O da ‘veto hakkım’ diyor. Türk askeri gitsin, devlet lağvedilsin, ticaret bana bağlansın gibi artık duymaktan bıktığımız şeyleri tekrar ediyor.

16.Bizimkiler, bir yandan ‘Kopenhag Kriterleri’ derken, Avrupalıların çoktan bu kriterleri artık unuttuklarını, yeni kriterler peşinde olduklarını görerek hayıflanıyorlar. Her önlerine getirilen yeni şarta önce celallenerek ‘olmaz’, sonra ‘bakarız’, daha sonra ‘hallederiz’, sonunda da ‘hallettik’ demeye alıştıklarından, yeni şartları da ‘halledebileceklerini’ düşünüyorlar. Kimin, neyi halledebileceği iki aya kadar belirgin hale gelmiş olacak. Biz de bekleyelim, görelim.

...................................

Konunun bir de Avrupa’da yaşamakta olan Türkler cephesi var. Avrupa’da yaşamakta olanlar da AB’ye girmekten yana. Girmekten yana derken, kendileri zaten AB’delerde, diğer tanıdık, akraba, dost, hısım herkesin de girmesini arzu etmekteler. Bu uğurdu dört yıla yakındır imza topluyorlar. Tabii birbirleriyle kavga etmekten arta kalan zamanlarında...

Burada benim anlamadığım bir şeyler var. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi için yapıldığı söylenen faaliyetlerin ve imza kampanyasının başını Türk-Alman Sağlık Vakfı Başkanı Sayın Dr. Yaşar Bilgin çekmekte. Kampanyanın ağır toplarından Hasan Tekin, her platformda, Türkiye’nin AB’ye girmesi için çırpınıyor. Daha başka bir hayli isim ve kurum da var, ama sadece bu iki örnek üzerinde duralım. Herkesin bildiği gibi bu iki arkadaşımız, CDU ile yakın ilişki içerisinde. Dr. Yaşar Bilgin’in 1.İmza Kampanyası’nın baş şövalyesi, Hessen Başbakanı Roland Koch ile samimiyeti dillere destan. Hasan Tekin’de CDU ile Türklerin ortak kuruluşlarından birisi olan Hür-Türk’ün başkanlığı şerefine erişmiş bir isim. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi için imza veren bu ve benzeri konumdaki arkadaşların, önlerine CDU’nun imza kağıdı geldiğinde tepkileri ne olacak? Yoksa, zaten bu arkadaşlar Türkiye’nin ‘özel statüde’ üyeliği için çalışıyorlar da bizim mi haberimiz yok.      

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Bizi bekleyen Avrupa
Almanya’da Türk Adası
Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Terörün yeni yüzü
AB ilerleme raporun’da unutulan bazı hususlar
Son ziyaret üzerine
Yaşasın, kurtulduk ! (mu)?
Önemli bir başarı !
Politikasızlık’ politika olursa...
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Terör ve Yeni Dünya Düzeni
Biri bizimle dalga geçiyor
Türkçesinin Türkçesi
Kelleci politikaların sonu
Sağlam imzalara bak!

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
M. Ali Aladağ
Gurbet düğünleri
Muhsin Ceylan
Erbakan ve partisine psikolog değerlendirmesi
Mahmut Aşkar
Tarihi dönüm noktası
Yılmaz Kuzucu
Batıdan bir iç muhasebe
Sebahattin Çelebi
Git uzaklara...
Hidayet Kayaalp
Ne yoksuluyuz biz?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
Fikret Ekin
Bir Konuşmaya Notlar..
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Üzeyir Lokman Çaycı
Küçüktüm küçücüktüm
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Şensel Aşkın
Ölü Canlar
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Ozan Yusuf Polatoğlu
Seçim Şakası
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili