·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  GÜNDEMİNÖZÜ

          Ş e f i k   K a n t a r

 

skantar@turkpartner.de


Bayrak


2006 Dünya Futbol Şampiyonası nedeniyle tüm dünyanın gözleri Almanya’da. Adeta herkes nefesini tutmuş Almanya’dan gelecek görüntü ve haberlere, maç skorlarına kilitlenmiş durumda. Almanya’nın beklentisi şampiyonluk; bunun yanında ekonomiye birazcık da olsa katkı sağlanması. Şampiyonanın ekonomiye katkı sağlamakta olduğu daha şimdiden görülüyor; Almanya’nın şampiyon olup olamayacağını ise zaman gösterecek.

Almanya’nın bir diğer derdi: İmaj. Büyük bir organizasyona ev sahipliği yapıyor oluşundan dolayı kazanacağı imajın, bazı olaylarla bozulmaması için büyük bir dikkat içerisinde tüm kurumlar. Almanya’yı endişeye sevkeden, şampiyona öncesi bir çok yerde görülen yabancı düşmanı saldırıların şampiyona sırasında ülkede misafir olarak bulunanlara yönelmesi ihtimali. Bunu engellemek için her türlü tedbir alınmış görünüyor; ancak başta NPD olmak üzere aşırı sağcı gruplar da boş durmuyorlar. Umarız şampiyona kazasız belasız sona erer de, Almanya karizmayı çizdirmeden bu işin içinden sıyrılmış olur.

Tabii Asyasından, Amerikasından, Afrikasından, Avustralyasından ve Avrupa’nın bir çok ülkesinden gelenler Almanya sokaklarının bir renk cümbüşüne dönmesini sağlıyor. Her renkten insan, ellerinde çeşitli renklerde bayraklar, üzerlerinde çeşitli ülkeleri sembolize eden formalar; tabii değişik diller, davranış şekilleri… Bir araya gelişin icabettirdiği tanıma, tanınma, kaynaşma ve daha güzel bir dünya, daha güzel bir gelecek için temenniler. Bazılarımız için futbol gerçeklerin bir süre için örtülüp, insanların ve toplumların uyutulmasına, çıkar çevrelerinin karlarını daha arttırmalarına yönelik bir silah olsa bile, sokaktaki sıradan insanlar için değişik türden mesajlar içermekte.

Bazen cephelerde, bazen ağır uluslar arası toplantı salonlarında, bazen borsa tahtalarında kıyasıya yaşanan rekabetin, bir anlığına da olsa yeşil sahaya, stadyuma ve televizyon ekranına hapsedilmesi belki daha iyi. En kozmopolitinden insanların yüzlerine çizdikleri kendi ülkelerini sembolize eden renkli figürler ve formalarla, kaşkollar, şapkalar, bileklikler ve daha nice değişik aksesuarla katıldıkları uluslar arası rekabetin en belirleyici unsuru yine bayraklar. Allı, yeşilli, kırmızılı, mavili, beyazlı, temel renklerin nerdeyse akla gelebilecek her türlü kombinezonunu sokaklarda, balkonlarda, dükkan vitrinlerinde görebilmek mümkün.

Sokaklar, Almanların bayrak kompleksinin hala devam ettiğini göstermesi açısından ilginç mesajlar veriyor. Şampiyona Almanya’da yapılmasına rağmen, çok sayıda Alman bayrağına rastlandığını söyleyemeyiz. Başka topluluklar için en tabii bir tanıtım sembolü sayılan bayrak, Almanlar için hala hemen militarizmi ve kanlı Alman nasyonalizmini çağrıştıran bir sembol halinde ele alınıyor. Bilhassa II. Dünya Savaşı sonrası içine girilen bu psikolojiden çıkılmamış olması, sağlıklı bir geleceğin işaretlerini vermemekte. Bastırılan duyguların yarınlarda çok daha kötü sonuçları doğurabileceğini göz önünde bulundurmak gerek. Almanların da en az diğer milletler kadar, bayraklarını sevme, benimseme, taşıma hakkı vardır. Almanların komplekssizce bayraklarını taşıyabildikleri; Alman olmayanların da bayrak taşıyan Almanlara ‘bunlar nazi’ yaftasını yapıştırmayacakları bir dünyanın daha huzurlu ve emin bir dünya olacağına inanıyorum.

Türkiye’nin şampiyonaya katılamamasının verdiği burukluğu hepimiz yaşıyoruz. Eğer Türkiye Almanya’ya gelebilseydi, tribün, sokak ve medya hakimiyetinin bizde olacağı kesindi. Şampiyonada olmamamıza rağmen, komplekssiz gençlerimizi ellerinde Türk bayrakları, üzerlerinde Türkiye formaları ile diğer maçları seyrederken görebiliyoruz. Hepsinin gözlerinde derin bir hüznün yansılmasını görebilmek mümkün. ‘İnşallah başka sefere’ diyebiliyoruz sadece.

Şampiyona başlamadan Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin kimi destekleyeceği konusu gündeme geldi. Daha ziyade herkes yaşadığı ülkeyi desteklesin dendi. Bazı kuruluşlar bunu ilandan da çekinmediler. Bilhassa esnafın dükkanlara Türk bayrakları yanında yaşadıkları ülkelerin bayraklarını da astığına şahit oluyoruz. Köln’deki ünlü Türk caddesi Keupstrasse bir gelin gibi süslendi. Tabii sadece Türk bayrakları ile değil, Alman bayrakları ve diğer katılımcı ülke bayraklarıyla. Bazı esnaf işi biraz daha abartarak, çalışanlarına Alman formaları giydirdi. Alman medyası olsun, değişik ülke medyası olsun, bu gibi şovlara yoğun ilgi gösteriyor; ancak konuyu derinlemesine ele alınca yapılanların ‘siyaseten’ yapıldığı görülüyor.

Almanya’da yaşayan yabancıların ve özellikle Türklerin kahir ekseriyeti Almanya’yı desteklemiyor. Desteklememe oranının gençlerde daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu gençler, bu ülkede doğup büyüyen, buradaki çocuk yuvalarında, okullarda yetişmiş insanlar. Almanya, bu konuyu hala kavrayabilmiş değil, anlamamakta da ısrar ediyor. Kafasını yabancıların uyum sağlamak istemediğine takmış, yabancıların ‘sadık vatandaş’ olamıyacakları saplantısına girmiş bocalıyor. Almanya’yı bir ‘rüya ülkesi’ görüp bin bir sıkıntıyı göze alarak buraya koşanların bir müddet sonra neden Almanya’yı ‘sevmez’ hale geldiğini; burada doğmuş büyümüş ve çoğunlukla gidecek yeri de olmayan gençlerin neden kendisinden nefret eder hale geldiğini düşünmek istemiyor. Burada Almanya’nın rakiplerinin galip gelmesi için dua eden gençlerin Türkiye’deki yakınlarının ve akrabalarının ekran başında Almanya’nın galibiyeti için enerji tüketmekte olduğunu da anlamak istemiyor. Türkler ve diğer Müslüman ülkelerden gelenleri bir yana bırakalım, aynı haleti ruhiyenin Polonya’dan, İtalya’dan, İspanya’dan ve diğer bir çok ülkeden gelenlerde ve onların çocuklarında da olduğunu görmek, bilmek, üzerinde kafa yormak istemiyor.

Dünya Futbol Şampiyonası çerçevesinde yapılan kısa bir düşünce eksersizi bile, Almanya’nın at gözlüğü takmış halini terk etme niyetinde olmadığını gösteriyor. O nedenle sadece ‘hakeden kazansın’ diyebiliyoruz.

SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Bayrak
Her şey hayallerle başlar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Türklerin ve AB’nin geleceği
Bizi bekleyen Avrupa
Almanya’da Türk Adası
Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Terörün yeni yüzü
AB ilerleme raporun’da unutulan bazı hususlar
Son ziyaret üzerine
Yaşasın, kurtulduk ! (mu)?
Önemli bir başarı !
Politikasızlık’ politika olursa...
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Terör ve Yeni Dünya Düzeni
Biri bizimle dalga geçiyor
Türkçesinin Türkçesi
Kelleci politikaların sonu
Sağlam imzalara bak!

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Şefik Kantar
Bayrak
Osman Seçmez
Herşey çok iyiye gidiyor derken...
Hasan Kayıhan
Farkında mısınız?
Mahmut Aşkar
Hele “Medeni”ye Bak!
Yılmaz Kuzucu
İnternet, gençlik ve biz
M. Ali Aladağ
Sadece Ölü Balıklar mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Avrupa Birliği "Faşizmi"
Haldun Çancı
Ulusal mutabakat yönetimi
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Yozlaşma veya Yozlaştırma
Yakup Yurt
şünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Nuran Yelkenci
İffetli Müslüman Türk Kadını ve Örtünme
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç