A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  GÜNDEMİNÖZÜ

          Ş e f i k   K a n t a r

 

interturk2004@hotmail.com





Wikilizm ve Wikilistler


Bir Dahaki Seçime Mutlaka !..

12 Haziran seçimlerinde Barış ve Demokrasi Partisi’nce desteklenen adaylardan bazılarının seçimlere katılma haklarının önce veto edilip ardından vetolarının kaldırılması etrafında şekillenen tartışmalarda, yurt dışındaki vatandaşlarımızın seçme haklarının kullanımına ilişkin konular da gündeme geldi. Çoğunlukla, hükümet partisinin çok istemesine rağmen Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nun yurt dışındaki vatandaşların seçme haklarını vermediği ve bunda da kasıt olduğu yolundaki beyanlar ön plana çıktı.

Bilindiği gibi YSK, 27 Şubat tarihinde yaptığı bir açıklamayla, yurt dışındaki vatandaşlarımızın teknik nedenlerle ancak gümrüklerde oy kullanabileceğini duyurmuştu. Bu açıklamanın, Başbakanın Düsseldorf’ta vatandaşlarımızla buluşmasına denk getirilmesi değişik spekülasyonlara yol açmış, T. Erdoğan da tepkisini ‘sabote mi ediliyoruz’ diyerek dile getirmişti. (Bak. http://www.intertuerk.com/kose.php?id=107)

Ancak, olayların gelişimine bakıldığında gurbetçilerin oy kullanamamalarının tek sorumlusunun YSK olmadığı, Hükümet ve TBMM’nde çoğunluğu elinde bulunduran Ak Parti’nin de sorumlu olduğu görülmektedir. Hükümetin sorumluluğunun temelinde, sekiz yıllık iktidarı sürecinde yurt dışındaki insanlarımızın sorunlarına çözüm getirmek hususunda hiçbir adımı atmaması yatmaktadır. İktidarın ilk iki yılı (önceki iktidarların dönemlerinde yaşamaya alışık olduğumuz biçimde) –cek, -caklarla geçmiş, sonraki süreçte de insanlarımızın ekonomiden eğitime, vatandaşlık haklarından emekliliğe sıkıntı çektikleri hiçbir konuda ilerleme sağlanmamıştır.

Başbakan R. Tayyip Erdoğan, 2001-2003 yılları arasında defaatle seçme ve seçilme hakkı konusunda Anayasa’nın öngördüğü yasal düzenlemelerin yapılacağını söylemesine rağmen bunlar gerçekleştirilememiştir. Elinde Anayasa’yı dahi değiştirebilecek çoğunluğu bulunduran Ak Parti’nin yasal düzenleme yapamamasında kimseye suç yükleme lüksü olmasa gerektir. 2007 seçimlerinin ardından yapılan ve Anayasa’ya aykırılık nedeniyle geri çevrilen 5749 sayılı kanunun 94/A maddesini yeniden düzenlemesi gerekirken bu yapılmadı.

Yurt dışındaki insanlarımızın ısrarlı taleplerine karşı ise yıllarca ‘biz istiyoruz ama başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri engel çıkarıyor’ bahanesinin ardına sığınma yolu seçildi. Bu bahaneye bağlanan hükümet, ancak 2011 yılı başında Almanya’ya resmen müracaat ederek, Almanya’daki Türk konsolosluk ve temsilciliklerde oy kullanma konusundaki görüşünü sordu. Bu süreçte, YSK da alt yapı hazırlıkları için taban yoklaması yapıyor, tek tek konsolosluklara seçim yapılmak istenirse alt yapının yeterli olup olmadığını soruyordu. Edindiğimiz bilgilere göre, sorulan tüm resmi temsilcilikler bir seçim için zaman ve teknik donanım açısından yetersiz konumda oldukları cevabını vermişlerdi.

Eğer Almanya, ‘ülkemizde seçim yapılmasına karşıyız’ deseydi, Türkiye’nin eli rahatlayacak, hükümette kolayca sorumluluktan sıyrılacaktı. Ancak Almanya, ‘bizim için bir mahsuru yoktur’ deyince işin rengi değişti. Kendisini Başbakanın 27 Şubat’taki Düsseldorf çıkarmasında müjde vermek mecburiyetinde gören hükümet, YSK’ya yöneliyor, bir seçimin mümkün olup olmadığını soruyordu.

YSK ise, yaptığı şu açıklamayla bunun mümkün olamayacağını ortaya koymaktaydı: "2011 yılı içinde yapılacak XXIV. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde, yaklaşan seçim tarihi ve (diğer) hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin sandıkta veya elektronik oylama yöntemiyle oy kullandırmanın seçim tarihi göz önüne alınarak teknik altyapı hazırlıkların tamamlanabilmesinin süre yönünden olanaksız olduğu görüldü. Son gelen bilgiler ışığında belirsizliklerin devam ettiği, seçim takviminin bu belirsizliklere göre oluşturulamayacağı anlaşıldı. Süre yetersizliği dikkate alındığında, bu seçimler için gümrük kapılarında oy kullanmaları gerektiğine karar verildi."

YSK’nın kararına bakıldığında, hantallaşmış klasik bir devlet kurumunun işten ve sorumluluktan kaçma ve işi azaltmaya dönük alışılmış bir baştan savma tavrını görmek mümkün. Anayasa’da öngörülen ‘uygulanabilir tedbirler’in TBMM’nce alınmadığı, YSK’yı bu hususta bağlayıcı hale getirecek herhangi bir kanun, tüzük, yönetmelik vs bulunmadığı için de çok kolayca ‘karar verildi’ diyebilmektedir. 

Bu kararın ardından kamuoyunca bilinen spekülasyonlar yapılıyor, Dış İşleri Bakanlığı sorumluluğun YSK’da olduğunu pekiştirmek maksadıyla büyükelçilik ve konsoloslukların beyanlarının hilafına ‘temsilciliklerin aslında yurt dışındaki seçimlere hazır olduğunu’ açıklıyordu. Vatandaşlar yeni bir hayal kırıklığı yaşarken Ak Parti’nin yurt dışındaki örgütü Avrupa Türk Demokratlar Birliği (ATDB) yeni bir hamleyle konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’(AİHM)ne götürme kararı alıyordu.

ATDB, vatandaşa verilen sözlerin ve Anayasa’nın hükümlerinin yerine getirilmesiyle gerekçelendirdiği bu kararla hedeflerinin Türkiye Devleti veya Ak Parti olmadığını deklare etmesine rağmen bu adım hoş karşılanmıyor, Başbakan 12 Nisan Strasburg buluşmasında dernek yöneticilerine karşı bu tavrını açıkça ortaya koyuyordu.    

Netice itibariyle, 16 yıllık bir anayasal hak olmasına rağmen yurt dışındaki insanlarımızın seçme hakları bu hükümet döneminde de gerçekleşmedi. Her seçim öncesinde alıştığımız gibi hükümet çevreleri ‘bir dahaki seçime mutlaka’ söylemi ve sorumluluğu başkasına atma tavrını sürdürmekte.

Allah ömür verdikçe daha çoook ‘bir dahaki seçim’ görür.

24 Nisan 2011

SAYFA BASI


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Bir Dahaki Seçime Mutlaka !..
Wikilizm ve Wikilistler
Batı cephesi bildiğiniz gibi
Papa radikallere koz verdi
Bayrak
Her şey hayallerle başlar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Türklerin ve AB’nin geleceği
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Bizi bekleyen Avrupa
Almanya’da Türk Adası
Schröder’le AB trenine binmek mümkün mü?
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Terörün yeni yüzü
AB ilerleme raporun’da unutulan bazı hususlar
Son ziyaret üzerine
Yaşasın, kurtulduk ! (mu)?
Önemli bir başarı !
Politikasızlık’ politika olursa...
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Terör ve Yeni Dünya Düzeni
Biri bizimle dalga geçiyor
Türkçesinin Türkçesi
Kelleci politikaların sonu
Sağlam imzalara bak!


 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
Kendi içinde bütünlük arz etmeyen, kendisini tamamlayamayan müslüman azınlığa verilmesi muhtemel haklar da ancak, sergilediği duruşla örtüşen biçimde olur.  Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Yakup Yurt

GÖÇ, HAYALLER VE IRKÇILIK…
Irkçılık hayallerin yıkıldığı kriz dönemlerinde hortlar.
Hayalleri yıkılan ve canından başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar tehlikelidir.
Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Ali Kılıçarslan

Almanya’da İslam İlahiyatı
Almanya’da üniversitelerde Almanya’nın şartlarına göre ‘İslam İlahiyatı Kürsüsü’ kurulması gereklidir. Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

ABD Saldırılarının Doğası
ABD, fundamentalist İslamcı teröristlerle savaştığını iddia etmektedir. Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Neden Cumhuriyet?
Cumhuriyet, kendi içinde birçok devrimi barındıran bir hayat biçimi, yaşama biçimi olarak anlaşılmalıdır. 
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat