·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  GÖZCÜ

                OZAN YUSUF POLATOĞLU

 

polatoglu@turkpartner.de

BAYRAM  O  BAYRAM  OLA 

Can bula cânânını
Bayram o bayram ola..
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola..
                                    (Erzurum Türküsü)

Bayram, sevinç günleri olarak hayatımızda yerini alır. Bayram, tebrikleşmenin, gönüller arası diyalogun kapılarını açan bir gündür. İnsanlar arası barışın en çok yaşandığı zaman dilimi olarak bayramlar büyük saygıya ve öneme sahiptir. 

Bayram, en başta sevginin içten hissedilmesi ve bu sevginin paylaşılmasıdır. Nitekim sevgi içten gelmek icap eder.  Öte yandan, bayramın böyle bir sevgi ortamını oluşturmak gibi ağırlığı vardır. Öyle ki insan bu sevgi ve barış bombardımanından kendini kurtaramayacak kadar kuşatılır. Sevgiye mecbur olmak gibi güzel bir yola geliştir bu.

İslam, rahmet anlayışını bayramlar vesilesi ile bir kere daha insanlara sunar.  Hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanan bayram, insanlarda biriken hırsları, kinleri, gerginlikleri temizleyen bir nur pınarı olmuştur asırlar boyu. Dolayısıyla millet olarak bayramların içini dolduran derin geleneklere sahibiz. Bayramın içimize kazandırdığı sıcaklık ve muhabbet, olumlu etkiler olarak hayatımıza tesir eder. Bilmek gerekir ki bayramın bu tesirini, bayram günleri noktasından bütün hayata taşımak asıl önemli olandır. 

Devlet hayatında da bayramların özel yeri olmuştur. Bayramlaşmak, Fatih Sultan Mehmet tarafından  sarayda protokole dahil edilmiş ve bu böyle devam etmiştir.  Mehter takımının renklendirdiği Saraydaki bayram kutlamalarında en üst noktadan bayrama gereken ehemmiyet verilmiştir. Saraydaki renkli tebrikleşmeler sonunda gönülden yapılan temenni ile son bulurdu: “..Ve hemişe bunun emsali eyyama erişmek nimeti müyesser ola.” Yani bugün, “daha böyle nice bayram günlerine erişmek dileği ile” dediğimiz gibi... Yine Cumhuriyet döneminde de bayramlar resmi protokoldeki yerini almıştır. 

            Bayram hatırlamaktır, hatırlanmaktır. Selam ve vefanın anahtarıdır. Uzaklar, yakınlar hatta öteler bayramda hatırlanır. Koca Veysel’in şiiri böyle başlar bunun için:

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın..
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın..
            (Âşık Veysel)

Bayram hazırlıkları, bayram karşılama gayretleri bir saygının tezahürüdür. Yemek kültürü de bir başka zenginliği belirginleştirir.            Bayramların özel urbaları, yeni elbiseleri yeni bir sıcaklık olarak, bir renk zenginliği olarak ortaya çıkar ayrıca. Ellere yakılan kınalar da bu seremoniye aittir. Bayramın simgesi haline gelen kınayı, Şâir başka zaman sevdiğinde görünce, bunu bile bayrama yormaktan kendini alamaz. Bu aynı zamanda repertuarımızda bir Erzurum türküsü olarak yerini alır:

Uykudan uyanmış gözleri bir hoş
Dedim mahmur musun söyledi yoh yoh
Ağ elleri boğum boğum kınalı
Dedim yâr bayram mı söyledi yoh yoh..

                        (Erzurumlu Emrah)

Türkülerimiz zenginliğini, renkliliğini burada da gösterir ve bayramla sevdaları kaynaştıran duyguları seslendirir bu sefer:


Bugün bayram günü alem eğlenir
Sen bizim yaylaya gel başın için
Dertliler oturmuş derdin söylenir
Etme intizarı gül başın için.


Davut Sulari’yem ahdı amanda
Bir yıldız doğmuştu vakti zamanda
Seher bülbülüyüm ulu divanda
Sen benim vekilim ol başın için

(Erzincan türküsü, Davut Sulari)


Ve Ayrılık içinde geçen bayramlar vardır. Ev halkının, aile fertlerinin bir arada olamadığı, birilerinin eksikliğinin hissedildiği  bayramlar vardır. Evin bir ferdi ya gurbettedir, ya askerdir. Anne, Mehmet’i bayramda ararken, Mehmet de askerde aynı mahzunluk içindedir. Bayram günü çekildiği resmini anasına gönderir arkasına not düşerek:


Şu resmimi bayram günü çektirdim
Çerçevesiz baş ucuna koy anam..
Doymadıysan “yavrum” deyip sevmeye
Bas bağrına bu resmimi, doy anam..
            (....)
Gönül bir serçedir, hasret mengene
Ya ölü, ya diri, döneriz gene
Ha üç gün yaşadık, ha doksan sene
Ömür ne ki, bir yudumcuk çay anam.

            (....)
                        (Sadettin Kaplan)


Bayram, eski ve yeni bayramlar olarak değerlendirmekten kendini kurtaramaz; çünkü çok değişimler söz konusudur.

Zira, bayramı tatilin içinde kaybeden bir zihniyet oluştu. Aileler bir araya gelmek yerine, kıyılara tatil yerlerine dağılmayı tercih eder oldular. Halbuki çalışanların yıllık izinleri tatil yapmaya ayarlanmalı ve bu tatil ihtiyacına  yetmelidir. Bayramlar ise bayram muhabbetiyle eş-dost bir arada kutlanmalıdır. 

Eskiden köylerde mahalleler arası bütün köy halkı bayramlaşırken ve büyük ölçüde şehirlerde de yakın çevre bayramlaşabilirken, bugün kentlerde aynı apartmanı paylaşanlar birbirlerini görmeden bayramı geçiriyorlar. Gözlerden kaçırma imkânı olmayan bir kopukluk var vesselam. Şâir, “O Eski Bayram Düşünceleri” diyerek bu mukayeseyi yapmaktadır:


Nerde o eski bayram suları
Nûr yüzlü büyükler, gül yüzlü çocuklar
Hangi gemilere binip gittiler
Peşlerine takıp en tatlı rüzgârları?..

Yerlerinde yeller esiyor eski evlerin
Ve bize göre değil yenileri
Nedir bu kopukluk, bu çaresizlik
Anlatsın bize bunu birileri.

            (...)

Yazısı silinmiş paralar gibi
Gittikçe düşüyor kıymetimiz
Yeryüzü heykeller bahçesidir
Vakte erişmiyor muhabbetimiz..

Ulular çekilmiş birer ikişer
Çocuklar köşede unutulmuş...
Ne yapsak yüzümüz daha gölgeli
Ağlar içimizde bir yaralı kuş..
            (....)

Küskünler barışır, açlar doyardı
Bayram bir semboldü has yüreklere
Camilerin içi dolup taşardı 
O namazlar, o cemaat nerede..

Birisi kapatmış bu kapıları
Garip sığınacak bir yer bulamaz
Muhacir kuşlarla dolar deniz kenarları
Cümlesi bînamaz...


Nerede o eski bayram suları
Sevgiyle ışıyan, sevgiyle dirilen
Ve nûr yüzlüler, gül yüzlüler
Nereye gittiler ve neden?..
(Bahattin Karakoç)


Ve Batı Avrupa bayramları şimdi içinde olduğumuz sıcak bir durumdur. Bayramın yaşanmasını engelleyen mesai hayatı düşündürücüdür. Bayram kutlama saatlerinde bütün aile bir arada olamamak,  kısmen de olsa bayram sevincini gölgelemektedir. İnsan hakları noktasından buna bir orta çözüm bulmak gerekir. İnanç hürriyeti ve kültüre saygı noktasından ciddi bir meseledir bu. Almanya üç milyon insanın bu önemli gününe saygısını pratik bir adım olarak göstermeli, biz ise böyle bir hakkı temin edecek hukukî yolları netice alacak şekilde zorlamalıyız. 


Bayramlarda var olması, tazelenmesi gereken sevgi, şefkat ve saygı mevhumları hayatımızdaki yerini tekrar almalıdır. Bayram sabahlarına, sevginin gereğine inanarak uyanmak çok önemlidir.  Daha huzurlu, daha adil, daha sıcak bir hayat için bayramların içini doldurmalıyız ve içi dolu bayramlarla da içimizi donatmalıyız:

Bayram  sabahlarına  uyanmak ne güzeldir;
Sevginin gereğine inanmak ne güzeldir..

 Adalet ve hoşgörü ufukları içinde
 Kaybolmuş gönülleri kazanmak ne güzeldir..

(Ozan Yusuf Polatoğlu)


Sevgiye uyanan sabahları, huzura açılan akşamları paylaşmak temennisi ile bayramlar kutlu olsun..  Sevgi dolu olmanın, iman etmenin ışıklı dünyasında herkes mutlu olsun, umutlu olsun!..

OZAN YUSUF POLATOĞLU

E-Mail: ozanyusuf@hotmail.com

Yeni Web sayfa: ozanyusuf.net


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Bayram o bayram ola
Iraktan huzur ırak
Bağdat Bağdat 
Geldi petrol diyarına Amerikalı kovboy

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ozan Yusuf Polatoğlu
Bayram o bayram ola
Şefik Kantar
AB ilerleme raporun’da unutulan bazı hususlar
Fikret Ekin
Cadı Avı
Üzeyir Lokman Çaycı
Öğretmenim
Sebahattin Çelebi

Gelirim ben sana

Mahmut Aşkar
Düşünmeye zaman var mı?
Sizden Biri
Seccadem
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
İsmail Altıntaş
Akıl, Vahiy ve İslam Toplumları...
Dr. Nebil Bozdoğan
Kellik tedavisinde son nokta: saç ekimi
Ali Kılıçarslan
Milletin parasıyla içki içmek
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı