·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  NETMEETING  
·  CHAT  
   
   


  GÖZCÜ

                                         OZAN YUSUF POLATOĞLU

 

ozanpolatoglu@googlemail.com




Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare

       “Yüksek minarede ezan okunur
       Okunur da sesi bana dokunur”
                            (Halk Türküsü)

     Hayatın beklentileri ile, hayatın gerçekleri daima bir denge arayışı içinde olmuştur. Bundan dolayıdır ki “temenniler başka realiteler başkadır” diye bir formül cümle akıllarımızdadır hep. Bu açıdan bakıldığı zaman Avrupalıların ve bu günlerin konusu olması itibarıyla İsviçrelilerin hiç akıldan çıkarmamaları gereken bir  husustur bu. Yani bu farklılığı içinden  istememek başka şey, buna hayat hakkı tanımamak yine başka şeydir.

     İsviçre'de yüz bin civarında Türk ve diğer kökenlileri de hesap edince beş yüz bine yakın Müslüman yaşamaktadır. Ve İsviçre bir hukuk devletidir.  Burda bu  kadar Müslüman varsa bunların ibadethanesinin olması da doğal değil midir?  Camiin binasına razı olup, içine razı olup dışındaki minareye razı  olmamak, “içi seni yakar dışı beni yakar” deyiminin esprisine boğulup kalmaktadır.

     Akıllı Avrupalılara akıl öğretmek zor ama yine de diyeceğiz ki, aklı olan ne kendine ne de başkasına zulmeder. Göçmenleri ve onlara ait varlıkları görünce içinden huzursuz olan Avrupalı kendine işkence ediyor demektir. Aklı olan kendine bunu reva görmez.

     Halbuki durum olağan şekliyle kabul edilse,  artık bu ülkelerin kopmaz bir parçası olmuş bu insanlar ve varlıkları buraya ait  bir renk  olarak düşünülebilse, Avrupalı kendi içinden de kendi kendini  kemirmeyecektir. Bu durumda sevgiyi kalbi hislerinde duyamayan Avrupalılar, bari mantık ve akıl ile bakıp bu ayrımcı bakışın kendilerini de,  göçmenleri  de  huzursuz eden bir yanlış tutum olduğunu anlamalıdırlar. 

     Bu mantık böyle giderse çözümsüzlük devam eder ve bunun kazananı da olmaz. Göçmenleri dışlayan bu “temenniler” (!) var olan “realite”yi aşamayacaktır. Akıllı olup anlamsız sorunları başa sarmanın mantığı yok.. Almancada , “Warum nicht gleich” diye güzel bir deyim vardır. Sonradan anlayıp kabul edilecek şey neden şimdiden, daha zor olmadan görülmesin ki.  Zira aşılmaz gerçekler var : Bu insanların emeği var,  hukuk var, insan hakları var.

     Minarenin inanca ait bir değer olduğuna kendini kani edemeyen İsviçreli, ona bir mimari sanat gözüyle baksa ne olur? Kendileri İstanbul’da Sultanahmet camiini ziyaret ederken namaz niyetine mi giriyorlar içeri?. Tabii ki  hayır. O sanatı, o mimariyi o iç kültürü anlamak ve görmek için yapıyorlar bunu. Bu bütünlüğe Sultanahmet camiinin minareleri de dahil değil mi?

     Uzun yıllar önce İsviçreli Profösör Max Frisch'in “Biz  iş gücü istedik insanlar geldi” sözünü tekrar hatırlıyoruz bu vesile ile. Max Frisch'in bu sözü o zaman bir hayret ifadesi miydi, yoksa geç kalarak da olsa iyi niyetli bir hak teslim etmek miydi? Ve şimdi bilinç altı ses yankılanıyor sanki: “Vay be bu insanların bir de mimarisi varmış iyi mi!”

     Cevabı olmayan, sorulmaması gereken sorular vardır. İnsana ve insan haklarına saygı olsun mu, olmasın mı diye ne bir soru olur ne de bunun cevabı olur. Minare konusunu referanduma götürecek  kadar kafa karışıklığı yaşayan İsviçre'nin işi gerçekten zordur. Bu anlayış ile nereye varılabilir?.

     Konjonktürel şartlar ve politize atmosfer bazen vahim sonuçlar doğurabilir. Hitler dahi o kritik dönemde bütün Yahudileri sınır dışı edelim mi diye referandum yaptırsa idi, o baskı ve korku döneminde yüksek oranda “evet” çıkardı. Bunlar çok abes şeyler. Yani demek ki hassasiyet gösterilmesi gereken durumlarda, yanlışlıklara önayak olmamak lazım.

     Anlamsız yasaklar Avrupalıyı küçültürken, özgürlükleri suiistimal etmek de göçmenlerin sorumsuzluğu olur. Akıl, hukuk, hoşgörü ile orta yolu bulmak bilinç dahilinde bir vazifedir. Bu ortak aklı hepimiz birden kabul edip gereğini yapmalıyız. Bu ülkelerde artık ortak kaderi, ortak geleceği paylaşıyoruz. Göçmen kökenliler de artık bu ülkeleri sevmeyi, onarmayı, üretimine-yükselişine katkı vermeyi önemli sayacaklardır.   Ve elbette ki kurallar  olacaktır, uyum ve entegrasyonun önemi hep vardır. Ama bu akılıcı, hoşgörülü, samimi olmanın ve hukuka uymanın neticesinde gerçekleşebilecektir.

                            …   …   ….

     Olayın ironik boyut kazandığı su götürmez bir gerçektir. Deyimler, fıkralar türküler çağrışım yapıp duruyor zihnimizde. Bir Anadolu türküsü, “Bitlis’te beş minareyi sevgi ile selamlıyor da koca İsviçre dört minareyi taşıma olgunluğu gösteremiyor.” 
Anadolu’da başta Sivas ve Erzurum olmak üzere  „Çifte Minare“ olan bir çok şehir vardır. Minare konusunda İsviçre’ye düşen de „çifte standart“ olmuştur

     Nasrettin hoca yabancı bir memlekete gitmiş, onunla dalga geçmek isteyen çocuklar  minareyi işaret edip, "Hoca bu nedir" diye sormuşlar. Hoca minareye bakmış " kuyuyu ters çevirmişler, ıslak kuyudur bu, kurusun diye asmışlar" diye cevap vermiş. İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi…

     Yine Nasreddin hoca hamamda türkü mırıldanırken kubbede sesin farklı yankı  yapmasından dolayı birden kendi sesinin güzel olduğuna hükmeder.  Bu cesaretle bir gün minareye çıkar ve ezan okumaya başlar. Bozuk sesi duyanlar hocaya karşı hoşnutsuzlukarını belli ederler. Hoca durumu anlar ve “ah siz beni bir de hamamda dinleseniz de sesimi o zaman görseniz” diye mukabele eder.
İsviçre'nin kendi içinde güzel  sandığı sesi minareye yansıyınca hiç de hoş  çıkmamıştır.

     İsviçre bu durumu Avrupa’ya da anlatamadı. Yani, “hazırladığı kılıf minareye uymadı.”

ozanpolatoglu@googlemail.com
Website: ozanyusuf.net


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
ZULÜM KENDİNE ÖLÜMDÜR
BİR ALPEREN  YÜKSELDİ
28 ŞUBAT’a Yeniden Bakış
MISRALARIN GÜCÜ
İSRAİL AH İSRAİL
Demokrasiye Bakın
Yeni göç yasası... Yine güç yasası
Cumhuriyet Halk Partisi
Bir seçim böyle geçti
EY 367...
Merhaba sayın Baykal
Kaosa bak kaosa
Beyaz Saray Bembeyaz (!)
Âşık Yaşar Reyhânî (1)
Vicdan Testi
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
    Bir taraf ‘perişan’ oluyor

Seçim Şakası
”Avrupa birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Nice Saddam nice Bush geçti bu dünyadan
Bayram o bayram ola
Iraktan huzur ırak
Bağdat Bağdat 
Geldi petrol diyarına Amerikalı kovboy

 

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ozan Yusuf Polatoğlu
Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Mahmut Aşkar
Düşünmeğe Zaman Yoksa...
Yakup Yurt
Gerçek tek, yorumlar farklı...
Nuran Yelkenci
Günümüzün bazı cemaat liderleri (Şeyhleri)
Hidayet Kayaalp
Eşeklerin Gizemli Dünyası
Yılmaz Kuzucu
Hayat; sebep ve sonuç
Halil Gülel
Kim ateşliyor bu fitili
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Saldırılan Polis
Üzeyir Lokman Çaycı
Yolcular
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Mustafa Can
M İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
M. Ali Aladağ
Varılmaz menzile bu gidişle
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Muhsin Ceylan
Kin vaizleri /Hassprediger
Yakup Tufan
Uyum nedir?
İsmail Altıntaş
Gençlik ve Eğitim
Şensel Aşkın
Kültürel Çözülme ve Zorlanan Kişilik
Latif Çelik
Korkarım sonunda o'da olacak
Alperen Çelik
Ortadoğu
Sebahattin Çelebi
Bu şehir, varoşlarında 
gizlerdi seni...
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
Sizden Biri
Nadan elinden
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç