·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


PENCERE
                                                                                       Nuran Yelkenci
 
nuranyelkenci@yahoo.com


Yasakları Yasaklamak

“ Tüm zamanlara ve insan fıtratına hitap eden en uygun yasakları, sadece kâinatın  yaratıcısı Allah koyar.” O’ndan başka hiç kimsenin hüküm ve yasak sınırlarını belirtme yetkisi yoktur.” Yasakların sınırlarını ise, Peygamberimiz ) Sav)’in sahih sünnet öğretisi belirler. Bu öğretiler ise, hadisler yoluyla günümüze kadar gelmiştir. Bu güne kadar gelen yüzlerce hadisten doğru hadisleri ayırt edebilmemiz için, Peygamberimiz (sav)’in Kuran’a uygun olan sözlerini ve yaşantısını, vefatından sonra ashabının (yakınlarının) yazmış olduklarını bilmekle mümkün olabilir. Kuran’a uygun olmayan hadisleri, Peygamberimizin sözleri gibi göstermekle, dine büyük zararlar verilmektedir.

 “Kadın erkek ilişkilerindeki yasaklar, önce insanın kalbinde, niyetinde ve düşüncesinde başlar.” İster İslami kesim olsun, ister inançsız kesim; bu hangi kesimden olursa olsun, durum böyledir. Niyeti bozuk olanlar için yasak sınırlarını koymak hiçbir sonuç vermez. Hatta tam tersi olup, merakla beraber istek uyandırır.  1400 yıl önce Allah, mümin kadınları korumak için, tavırlarında ve giyimlerinde bazı sınırlamalar getirerek, açıklığı haram kılmıştır. Bu sınırların ölçülerini de, insan karakterine ve tüm zamanlara hitap eden en uygun yasakları Yüce Allah koyarak, Kuran ayetleriyle bizlere şöyle bildirmiştir:

“Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar.”(Nur Suresi.31)

Ayetin ifadesiyle ve bu sınırlar dâhilinde düşünüldüğünde, bu demek değildir ki, kadın çalışamaz, erkek toplumunda bulunamaz ve bir takım ciddi görevler alamaz.

Ekonomik sıkıntıların mevcut olduğu ülkemizde, aileler içinde tek kişinin çalışmasının yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu durumda kadını eve kapatıp ekonomik olarak işe yaramaz hale getirdiğimizde, ister istemez maddi ve sosyal sıkıntılar başlamaktadır. Dünya nüfusunun neredeyse yarısından fazlası kadınlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu kadınları bir takım yasaklarla evlere kapatırsak, işin içinden çıkamaz hale gelebiliriz.

Bazı erkeklerden daha da erkek kadınlar

 -Kadınlar, yaradılışlarına ve İslam’a uygun sahalarda görev alabilirler.
- Kadın; hükümdar da olabilir, başbakan da olabilir; cumhurbaşkanı ve milletvekili de olabilir. 
  -Kadının belli sınırlar doğrultusunda iş hayatı olup, “Kadınlık onurunu, iffetini ve vakarını korunduğu
müddetçe” dışarıda çalışabilir.
- Kadın, kimden zarar gelebileceğini bildiği ve seçici olduğu sürece, zarar görmesi de mümkün olmayabilir.

Niyeti ve düşünceyi temiz tutmak

Tüm davranış ve düşünceler önce niyetle başlar. “Niyet edersiniz, karşınıza çıkan bir bayanı anne gibi görürsünüz, niyet edersiniz, bacı kardeş gibi görürsünüz; kötü niyet edersiniz, sevgili gibi görürsünüz.” Önemli olan niyet ve düşüncedir. Kuran’ın deyimiyle, var gücüyle kötülüğü emreden nefsimizi öne sürerek ve bunu bahane ederek, nefsimizi ve irademizi başıboş bırakamayız. “Unutmayınız ki; nefsimizi ve irademizi de niyetler ve düşünceler yönlendirir.”

Yasakları eğitim ile yasaklamak

Neden her işin başı eğitim? Çünkü günümüzde bu tür yasakları sadece eğitim ile önleyebiliriz. Bu eğitim hem İslami olarak bilinçlenmek, hem de dünyadaki yaşam kurallarını çok iyi bilmek ve yasakların ne olduğunu öğrenmekle olur. Aksi takdir de, bu yasaklar İnsan psikolojisinde daha da cazip olacağından, yasakların farkında olmadan kişide aşırı istek, özenti ve merak uyandırdığından, karşısına çıkan ilk fırsatta tüm yasakları uygulama arzusu kişi istemese de doğacaktır. Bundan dolayı, gizliden gizliye yapılanları kimsenin önlemesi mümkün olamayacaktır.

Aileler önce kız çocuklarına henüz bebeklik çağlarından başlayarak, kadın erkek ilişkilerindeki doğruları ve yanlışları öğretmeliler. Öğretmeliler ki, yanlış ve doğru kararı, kendileri versinler. İnsanlığı yetiştiren anne adayları, gelecek nesillerimizde bu yanlış iletişimleri önleyebilsinler. 

Her çağda olduğu gibi yaşadığımız çağda da, iyi ve kötü niyetli insanlarla tanışabiliriz. Bu durumda kadın iffetini korumasını bilip, kendini her türlü tehlikeye karşı muhafaza edebilmelidir. Yüce Allah Kur’an’da, Hz. Meryem’in bakımını üstlenen ve aynı zamanda hiçbir kan bağı olmayan eniştesi Hz. Zekeriya ile olan örnek ilişkilerini şöyle bildirir:

   “…onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır… "(Âl-i İmran Suresi, 37)

Bilindiği gibi, Peygamber olan Hz. Zekeriya, Hz. Meryem’in uzak akrabasıydı. Buna rağmen ona babalık ve öğretmenlik yaparak “tıpkı bir bitki gibi” yetiştirmişti. Günümüzde bazılarının anladığı gibi, en yakın erkek akrabalarıyla dahi aynı ortamlarda bulunmalarının haram olduğu düşüncesine karşın, Kuran’ın açıkladığı Hz. Zekeriya’nın örnek tavrı bu durumu düşündürmektedir.

Kuran’a göre dost ve akraba ilişkileri

En başında da dediğim gibi, niyeti ve kalbimizi temiz tutabiliyorsak,  nefsimizi kontrol etmeyi başarabiliyorsak, irademize güvenip sınırları koruyabiliyorsak, kadın erkek ilişkilerinde, günümüzde zor uygulanan ve yapılması çok güç olan yasaklara çok fazla gerek kalmayacağını düşünmekteyim.

Bunun dışında bazılarının uyguladığı gibi, tüm akraba ve yakın dostlara sırtını dönmek, bana göre çok anlamsız bir tutumdur. Bu davranış bence akraba ve dost ilişkilerine kökünden sırt çevirmek, dostluğun “şüpheli, meraklı hatta daha da gizemli” olmasına neden olabilir. Kuran’da yakın akraba, uzak akraba, komşuluk ve dostluk ilişkilerine çok önem verilmesi, bu ilişkilerde “ hep bir arada sakınca yoktur” ifadesini şöyle bildirilir:

“…erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtarına malik olduğunuz (yerlerden) ya da dostlarınızın (evlerin)den yemenizde bir güçlük yoktur. Hep bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir günah yoktur. …” (Nur Suresi,61)    Bir başka ayet ise duruma şöyle açıklık getirmektedir:

“…Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının…” (Nisa Suresi, 1)

Sonuç olarak akıllı kadın, iffetli kadındır

Ciddi, akıllı, vakarlı, asil ve kendine güvenen kadınlar için çok fazla yasağa ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. Kadın konuşmasını, oturmasını, kalkmasını, örtünmesini ve kiminle dost olacağını bildiği sürece ve cahile “selam” deyip geçtiği sürece, erkek topluluğuyla konuşabilir, tartışabilir;  hatta bazı ” erkeklerden daha da erkek” olabilir.

Kuran cinsiyet konusunda hiçbir ayrım yapmadan, sadece takvayı göstererek şöyle buyurur:

 “Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki…”(Ahzap Suresi,23)

SAYFA BAŞI

www.nuranyelkenci.com

Yazarın diğer yazıları:

Yasakları Yasaklamak
Filistin’in Göz Yaşları
Peygamberleri Rahat Bırakın
Noel ve Yilbaşı Kutlamaları
Hayal Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
İffetli Müslüman Türk Kadını ve Örtünme
İnsanın En Büyük Düşmanı Şeytan
Duada kararlı olmak
Kuran’da selamlaşmanın önemi
Allah, İnsanı hastalıkla da sınar
Haset ve Kıskançlık
Kilitli Kapıların Ardındaki Sonsuz Hayat , Cehennem  
Sahte Dünyanın Acıları
Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar
Şeytan Detayda Gizlidir
İnançla Gelen Ruh Sağlığı ve Huzur
İnanca Çağıran Davetler
Hayırlarda Yarışmak
Zaman Tüketen Ev Hanımları
Sebeplerdeki sırlar
Herşeyde Hayır Görmek
Pişman Olmadan Önce
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Tüm annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin Düşünmek
2005 Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının Yeri


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Nuran Yelkenci
Yasakları Yasaklamak
Yakup Yurt
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Haldun Çancı
Türkiye’nin AB Yolculuğu
Mahmut Aşkar
Savaş açılan bir medeniyet
Üzeyir Lokman Çaycı
Şehirleşme
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemiz Sorunları ve TRT
Hidayet Kayaalp
Asrın Belasına Çözüm...
Sebahattin Çelebi
Hüznümü, limanlara akıttım da geldim...
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Orhan Aras
Balık Adam
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç