·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


PENCERE
                                                                                       Nuran Yelkenci
 
norayel@hotmail.com


Sebeplerdeki sırlar


“Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz güneşi ona bir delil kılmışızdır…”(Furkan Suresi,45)

Allah dünya hayatında her şeyi bir sebeple yaratmıştır. Hiçbir olay bir başka olayın sonucunda meydana gelmediği gibi, gerçekte hiçbir sebep de sonuçları doğurmaya Allah dilemedikçe muktedir değildir. Ayetten  de anlaşılacağı gibi, “güneş olmasaydı gölge olmazdı” ifadesi, Allah’ın dünya hayatını imtihan gereği  sebepler dahilinde yaratmış olması anlamına gelir. Allah gölgeyi ve güneşi yaratan, birini diğerinin delili kılandır. Bu da evrendeki tüm sistemin, Allah’ın kontrolündeki, sebeplerle olduğunun açık bir ifadesidir.

Yaşadığımız olayları,  en ince detaylarına kadar sebepler dahilinde yaşıyoruz. Oysa Allah sebepleri sadece bizim imtihanımız gereği yaratmaktadır. Sebepler olmasaydı yaşadığımız her olay ve durum bizim için, mucize olurdu. Bu konuyu Allah bir başka Kuran ayetinde şöyle bildirmiştir:

“Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdi.”(Kehf Suresi,84)

Bir düşünelim. Bir ev satın alacaksınız, bunun için emlakçıya gidip ev alıyorsunuz. Emlakçı size evi bulup gösteriyor. Siz beğenip ücretini ödeyip evi alıyorsunuz. Burada evinizi almak için  sebep olarak görünürde emlakçı ve sizin paranız  oluyor. Oysaki emlakçı ve paranız  olmadan, kendinizi bir anda yeni evinizde yaşıyor bulmuş olsaydınız, bu bir mucize olurdu. Dolayısıyla dünyadaki imtihanımızın da bir anlamı kalmazdı.

Müminler Allah’ın her şeyi bir sebep üzere yarattığının bilinciyle yaşadıkları için, her şeyde bir hayır ararlar. Bilirler ki Allah’ın izni olmaksızın bir yaprak dahi düşmez:

“Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez…”(Enam Suresi, 59)

Cahiliye anlayışına göre, insanlar yaşadıkları her olayda sebepleri, kendilerinin çok zekice  planlayarak sonuçları oluşturduğunu sanırlar.

Oysa ki Allah yaşadığımız  en ince detaylarda bile bir sebepler zinciri yaratmıştır.

Yaşantımızda karşılaştığımız sebeplere ilahi gözle bakabilirsek, Allah’ın büyüklüğünü ve ilmini, az da olsa kavramak için bir adım daha atmış oluruz:

 “Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi…”(Al-İmran Suresi,37)

Ayette de belirttiği gibi. Hz. Meryem’e inen yiyecekler için, “bu Allah Katındandır. Allah dilediğine sebepsiz rızık verendir” ifadesi, tam anlamıyla Peygamber arınmışlığı, Allah’a sonsuz teslimiyeti ve güveninin karşılığıdır.

Zaman, zaman toplum içinde yaşanan mucizevi olayları duyarız, fakat nedense inanmak istemeyiz. Allah’ın insanları imtihan etmek için, bazen sebepsiz rızıklar vermektedir. Bu gibi durumları,  Peygamberler  çeşitli şekillerde yaşamışlardır. Unutulmamalıdır ki, bu durum sadece Peygamberlere özel bir durum değildir. Allah her insan için bu yolları açık tutmuştur. Önemli olan, Allah’a derinden iman edip, O’nun sonsuz gücünü kavrayıp, tam olarak melek ahlakıyla arınmak ve  O’na teslim olabilmektir.

Bir başka ayette, havarileri, Hz İsa’ya yardım etmek ve ona inançlarının tam olması için, Hz. İsa’dan  mucize istemişler. Bu durum, Kuran ‘da açık bir şekilde anlatılmaktadır:

 “Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da: "Eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkup-sakının" demişti. (Bu sefer Havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi. Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti. “Allah demişti ki: "Şüphesiz Ben bunu size indireceğim. Artık sonra sizden kim inkâr ederse, Ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azablandırmayacağım bir azabla azablandıracağım."( Maide Suresi, 112-115)

Allah bu ayette bir mucize görmelerine rağmen inanmayanları  şiddetli bir azapla  tehdit etmiştir. Çünkü, insanlar fıtratı gereği görmediği, duymadığı bir şeye karşı, tam olarak emin olmadan inanmak istemezler. Ayette de belirttiği gibi, havarilerin Hz. İsa’dan kanıt istemeleri, bu durumu apaçık anlatmaktadır. Etrafımıza hikmet ve akıl gözüyle bakarsak, Allah’ın sonsuz ilminin, sanatının ve aklının sayısız tecellilerini görebilir, Rabbimizin muhteşem yaratışına tanık olabiliriz. Bu durumda, peygamberler gibi, kalben Allah’a teslim olmak için hiçbir olağanüstü kanıt ve mucize aramaya ihtiyaç duymazdık. Allah kullarına sebepleri yaratarak rahmet etmiştir. Yukarıdaki ayet apaçık her şeyin bir sebep üzere yaratıldığının ve insanların sebepler dahilinde olaylarla denendiğinin de bir ifadesidir.

“Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” 
( Zariyat Suresi,56)
ayetinden de anlaşılacağı gibi, dünyadaki var oluşumuzun tek sebebi Allah’a ibadet etmektir. Allah dilerse bizlere, cennete has bir durum olan, sebepsizce gökten, dikey olarak rızıklandırabilir. Fakat bu durumu kavramamız için, önce cennet ahlakıyla ahlaklanmamız ve tam anlamıyla arınmış olmamız gerekmektedir.

SAYFA BAŞI

www.nuranyelkenci.com

Yazarın diğer yazıları:

Sebeplerdeki sırlar
Herşeyde Hayır Görmek
Pişman Olmadan Önce
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Tüm annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin Düşünmek
2005 Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının Yeri


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Nuran Yelkenci
Sebeplerdeki sırlar
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Mahmut Aşkar
Türk Diasporası  Niçin  Yok
Ali Kılıçarslan
Herşeyde Hayır Görmek
M. Ali Aladağ
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Yılmaz Kuzucu
Bir başka açıdan Diyalog
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-2
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç