·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


PENCERE
                                                                                       Nuran Yelkenci
 
nuranyelkenci@yahoo.com


 

Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar

     “Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?” (Bakara Suresi, 170)

     Kuran'ın göz ardı edildiği bir ortamda gerçek anlamda, İslam dinin yaşandığını düşünmek imkansızdır. Kuran'daki din ile, halk arasındaki dinin farkını iyi belirlemek ve şu noktaya çok dikkat etmek gerekir: Eğer din, Kuran'ın uygulanması değil de, atalardan kalma gelenek, örf ve adetlerinin devam ettirilmesi olarak uygulanırsa, o din artık İslam sayılmaz. 

     Bugün halk arasında dindar olarak bilinen pek çok insanın Kuran'dan habersiz olması, durumun çarpıklığını ortaya koymaktadır. Din, adeta atalardan kalan bir miras olarak devam etmektedir ki bunun Allah'ın dilemesi dışında, Allah katında herhangi bir değeri olmasını beklemek yanlış olur. 

     Budistlerden, totemlere tapan Afrika kabilelerine kadar pek çok toplum, dinlerini atadan kalma miras olarak uygulamaktadır ve bunların hiçbiri hak din değildir. Çünkü bu dinlerde amaç, hak dinde olduğu gibi Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak ve sadece O’na dua edip kul olmak değil, geleneği devam ettirmenin getirdiği nostaljik zevki yaşamak, sahte mutlulukları tatmaktır. Kimi zaman da amaç bazı çıkarları elde etmektir.

     Bu durumu zaman, zaman bazı  Müslümanlarda da görmekteyiz. Tarih boyunca tüm Müslüman ülkeler ve  toplumlar, kendi örf, adet ve geleneklerini İslam dini  ile karıştırmışlar. Dolayısıyla bazı İslam ülkeleri, din adı altında farklı bir inanç türetmişler. Bu konuda uyulması gereken en doğru ve hiç değişmeyen kaynağın Kuran olduğunu belirtmek istiyorum.

     Kuran'da bildirilen dinde ise temel, Allah'ın rızasını kazanmak ve Ona kul olmaktır. Hiçbir şahıs ilah edinilmez. Allah’tan başka kimseden yardım dilenmez, hiçbir batıl anlayışa değer verilmez, medet umulmaz. Müslüman kendisine bu örnekleri esas almalıdır. Bu konuda Allah şöyle buyurmuştur:

     “Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 109)

     Ayetten de anlaşılacağı gibi, Allah rızası üzerine kurulmamış bir inanç, bunun üzerine bina edilmemiş bir din anlayışı makbul olmadığı gibi, sonsuz ahiret hayatında da korkunç bir son olan cehennem azabını  beraberinde getirmektedir.

     Çoğu kimsenin din hakkında sahip olduğu bilgiler ve izlenimler, aslında geleneksel din hakkında sahip olduğu izlenimlerdir. Geleneksel din ise, türlü kerametlerden, sayısız batıl inanç ve törenlere kadar uzanır. Aslında pek çok kişi, bu geleneğin birtakım mantıksızlıklara dayalı olduğunu fark eder. Ama olayın doğrusunu araştırma gibi bir zahmete de girmek istemediğinden, "dinden olabildiğince uzak kalma" yolunu seçer. Hatta din dışı fakat gelenek içinde din olarak tanıtılan bu tür safsataların varlığı, onun dinden kaçması için de kendince bir tür meşru zemin oluşturur. Ama bu insan yanılmaktadır ve bunun Allah’ın emrettiği dinle hiçbir alakası olmadığı Kuran’da bizlere şöyle bildirilmektedir:

     “Onlar, 'çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: "biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, 'çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?” (Araf Suresi, 28)

     Bir başka sahte dindarlık ise, gösteriş için yapılan ibadetlerdir. Bunun başka boyutu da, maddi çıkar ve itibar elde etmek için yapılan ibadetlerdir. Bu tür insanlar için Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

     “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.”  (Maun Suresi)

     Unutulmamalıdır ki; İslam’ın özünü kavramamız için Allah hepimize akıl ve şuur vermiştir. Vicdanımıza kulak verirsek, daima en doğruyu bulur, örf, adet ve geleneklerin, inançlarımızla karışmasına asla izin vermeyiz. Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)’in de dediği gibi yolumuzdan sapmayız.

"Ey müminler! "Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın kitabı Kur' an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.”

SAYFA BAŞI

www.nuranyelkenci.com

Yazarın diğer yazıları:

Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar
Şeytan Detayda Gizlidir
İnançla Gelen Ruh Sağlığı ve Huzur
İnanca Çağıran Davetler
Hayırlarda Yarışmak
Zaman Tüketen Ev Hanımları
Sebeplerdeki sırlar
Herşeyde Hayır Görmek
Pişman Olmadan Önce
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Tüm annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin Düşünmek
2005 Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının Yeri


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Nuran Yelkenci
Şeytan Detayda Gizlidir
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-5
Yılmaz Kuzucu
„Moschee Weg“ ve Yeni Cami
Sebahattin Çelebi
Ben İstanbul’dum
M. Ali Aladağ
Bayrakla Göbek Bir Arada Olunca...
Mahmut Aşkar
Memleket Derdindeyim
Üzeyir Lokman Çaycı
Hamamlar
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Yakup Yurt
Tutarlılığa Davet
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
Herşeyde Hayır Görmek
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç