·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


PENCERE
                                                                                       Nuran Yelkenci
 
nuranyelkenci@yahoo.com


Bırakın dünyayı kadınlar yönetsin

Yüzyıllardır erkeklerin egemen oldukları bir dünyada yaşıyoruz. Lütfen artık kadınlara yönetimde bir fırsat verilsin. Dünya yönetiminde şimdi sıra kadınlarda…

 Çünkü erkekler dünya yönetimindeki egemenliklerini son yaşadığımız ekonomik kriz ile beraber kaybetmişlerdir.

 Koca evrende kum tanesi kadar küçük olan dünyamızın her yanına dağılan insanlar, neden uygarca paylaşarak bu hayatı yaşayamazlar? Neden hayatı çekilmez hale getirirler? Neden insanlar arasında sınıf, renk, ırk, din ve inanç gibi ayrımlar vardır? Neden insanlar birbirlerini oldukları gibi hatta yaratıldıkları gibi kabul etmeyip hayatlarını cehenneme çevirirler?

İşte tüm bu soruların cevapları:
Krallar, Sultanlar, Padişahlar, Başbakanlar ve Cumhurbaşkanları; iş hayatında neredeyse tamamında erkek yöneticiler... Görüldüğü gibi insanlık tarihinden beri erkek egemenliği altında yaşadığımız erkeklerin yönettiği dünyanın sonuçları işte ortadadır.
“Savaşlar, haksızlıklar, katliamlar, terör ve kan davaları, töreler, kadınlara yapılan hakaretler, iftiralar, kadınların haklarını koruyamayan erkek liderler; bir türlü sağlanamayan çocuk hakları, hayvan hakları, engelli vatandaşların hakları, daha sayamadığım binlerce insanlık ayıpları…”

Bu durumlar erkek liderlerin yüzyıllardır adil olarak yönetemediği dünya ülkelerinin tamamında vardır. En çok da geri kalmış ülkelerde çeşitli batıl inançlar ve dinler ile yönetilen ülkelerde, “dinlerde olmamasına rağmen” dinler adına yapılan kadınlara yönelik baskılar daha fazladır. Örneğin; Arabistan, Hindistan gibi batıl inançlar ve dinlere sokulan hurafeler, örf- adetler üzere kurulu sistemler...
 Tüm bunlardan dolayı şimdi sıra kadınları yönetimde deneyip görmenin tam zamanıdır.  

Lütfen erkekler kadınlara yönetimde sadece bir şans verin. Bir şans verin de kadınların yönettiği dünyadaki barışı, sevgiyi, hoşgörüyü yaşayın... Kadınların yönettiği dünyadaki adaleti zenginliği, ekonomideki, insan haklarındaki eşitliği görün.

Şimdi kadınların evlerinden çıkmalarının zamanı geldi.
Yıllarca ülkelerin kaderini erkekler belirleyip savaşlar çıkararak, ailelerini yoksulluğa boyun eğdirdiler. Bu çıkan savaşlarda en çok evin ekonomiden sorumlu patronları olan kadınlar etkilendiler. Bu kadınlar her zamanki gibi erkeklerine belli etmeden evlerinde yaptıkları aile ekonomilerindeki mucizeleri ile erkelerini rahat yaşatmanın çabasını vererek mucizeler yarattılar. Şimdi ülkelerin yönetimini kadınlara vererek adaletin, zenginliğin, eşit hak ve eşit gelir dağılımının nasıl hayata geçirebildiklerinin mucizelerini yaşasınlar.

Tekrar söylüyorum: Artık erkekler yönetimlerdeki son vadelerini de, son yaşadığımız ekonomik kriz ile beraber doldurdular.

Tarih boyunca ev ekonomisini hep kadın yönetmiştir. İnsanı kadın yetiştirmiştir. Dolayısıyla insan psikolojisinden en iyi anlayan da yine kadınlardır.
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi yönetemesin? Neden dünya çapında çok az güçlü kadın yöneticileri vardır? Kadınlar neden başbakan, cumhurbaşkanı olamasınlar? Neden basın dünyasındaki “anchorman”ler var da, neden “anchorwoman”lar yoktur? Neden “bilim adamı” var da, “bilim kadını” yoktur?
Neden medya patronlarının çoğu hep erkektir? Bu nedenler uzar gider. Bu durum sadece ülkemizde değil, dünyadaki bazı   gelişmiş ülkelerde de (bizdeki kadar olmasa da) aynıdır.

Kadınlar her zaman erkelerden daha fazla detaycı, pratik, ince işlerde sabır gösterebiliyorlar. Kadınlar erkeklerden daha ekonomik, planlı programlı yaşayabiliyorlar. Kadınlar acıya daha fazla dayanıklı olabiliyorlar… Ve ileriyi erkeklerden daha iyi görebiliyorlar. Kadınlar erkelerden daha hassas ve vicdanlı olabiliyorlar.  Hatta kadınlar erkeklerden daha sağlıklı ve uzun yaşıyorlar.
Kadınlar bu yasağı kendi kendilerine koymadıklarına göre, kadınların söz hakkına erkekler “nedeni belli olmayan” baskılardan dolayı engel olabiliyorlar.

 Sanki öyle gelmiş öyle gidecek anlayışını ister istemez kadınlar da kabul etmek zorunda bırakılmışlar.

Kadınlara yapılan bu yasaklı dayatma çoğunluğu erkek egemen toplumlarda daha kolay kabul görmüştür.
Yine tarih boyunca kadınlara tüm dünyada zenci ve köle muamelesi yapılmıştır. Hatta atasözleri ve deyimlerle dahi bu yakıştırmalar tescillenmiştir.
Örneğin: kadının saçı uzun aklı kısa, kadının karnında sıpayı sırtında sopayı eksik etmeyeceksin gibi yüzlerce kadını aşağılayan deyimler ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde vardır. Oysa kadının saçı uzun olduğu gibi aklıda uzun diyebilirlerdi. Dünya nesline insan yetiştirdiği için kadın kutsal sayılabilirdi.

Ülkemizdeki kadınların durumu ise içler acısı. Son günlerde medyada sıkça gösterilen yardım kuyruklarında neden erkeler yok da kadınlar vardır?  Hatta kömür yardımlarında o ağır kömür çuvallarını neden “evin reisi unvanını alan” kocalar değil de, kadınlar sırtlarına yükleyip evlerini ısıtmanın yollarını aramaktadırlar?
Ortalıkta yapılan ve insana çok ağır gelen onur kırıcı yardımları almak,  “evde erkek dururken” bu rolü neden kadın üstlenmek zorundadır?
İşin en garip yanı ise kadınlarımızın da artık bu yardımları alırken yüzlerindeki o gurur ve onur duygularının da yavaş, yavaş yok olmasıdır.
 İnsanları o kadar muhtaç durumda bıraktılar ki, asıl acı olan giderek bu durum çok doğalmış gibi kabullenip o eski asalet ve gururlarını unutmuş olmalarıdır. Diğer acı olan tablo ise, insanlarımızı yardıma muhtaç bırakan sisteme seslerini çıkaracak kadar eğitimsiz, aciz ve yoksul bırakılmalarıdır.

Oysa ortalık yerde genç ve pırıl, pırıl insanları işsiz bırakıp, fakirliklerini tescilleyip yardım ederek insanların onurlarını kırmak ve aciz muamelesi yapmak değildir. Gençlere iş alanlarını çoğaltarak, onlara balık tutmayı öğreterek kendi alın terlerinin kazancıyla ve onurlarıyla yaşama hakkını insanlara yaşatmak gerekir.

Zaman hız ve akıl zamanı. İnsanın beden gücüyle değil, akıl gücüyle dünya yönetilmektedir. Bu akıl kadında bir puan daha fazla olduğu uzmanların söylemesine rağmen, hatta Allah’ın bile kadınları bu özellikle yaratmasına rağmen, neden kadınların dünya yönetiminde en önde söz sahibi olmadıklarını hepimizin oturup düşünmemizin zamanı artık gelmiştir.

Çok iyi yetişmiş bir erkek ile çok iyi yetişmiş bir kadının arasındaki fark ve kadınlara avantaj sağlayan en önemli özellikleri ise daha pratik, daha detaylı ve vicdanlı düşünerek hızla sonuca gidebilme yetenekleridir. Ve bundan dolayı da kadınlar yönetimde daha başarılı olabilmektedirler.

 Son olarak bir hatırlatma yapmak istiyorum.
 İslam dini yardımları yaparken şöyle der: Bir elin verdiğini diğer el duymasın.
 Bir diğeri ise, bazı kesimlerin çok özlem duyduğu Osmanlı sistemindeki yardımlar nasıldı bir de onu hatırlayalım: İnsanların onurlarını kırmamak için tüm zengin evlerin bahçe duvarlarında yardım kutuları bulunurmuş. İhtiyacı olanlar gece karanlığında oraya gidip kimse görmeden ve onurları kırılmadan yardımları utanarak- yüzleri kızararak alırlarmış.

 Şimdiki yardımları neredeyse tüm dünyaya anons edercesine sokaklara dökülen kömür torbalarıyla insanların onurlarını ayaklar altına alarak istemeden onursuzluğu, yüzsüzlüğü hatta dilenciliği alışır hale getirmişlerdir.

Nuran Yelkenci
 7. Aralık. 2008

SAYFA BAŞI

www.nuranyelkenci.com

Yazarın diğer yazıları:

Bırakın dünyayı kadınlar yönetsin
Türbanlı Türkiye
Bugün Beyaz Çiçekler Sana Annem...
Peygamberler bugün yaşasaydılar
Hoş geldin Ya Ramazan!..
İyi ve Kötü Öğretmen Televizyon
Kahramanlar hep az olur
İnanç Sömürüsü
Sahte Peygamberler
Anne Sevgisi
Günümüzün bazı cemaat liderleri (Şeyhleri)
İlk Müslüman İş Kadını Hz. Hatice
Utangaçlığın yeni adı sosyal fobi
Her İşin Başı Eğitim Nedir?
Konuşamıyoruz Çünkü Okumuyoruz
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Yaşama Sevinci
Mutfaktaki İsraf
Varoşlardan sosyeteye İstanbul
Sen de Haklısın, Sen de Haklısın, Sen de!
Benim Duam
Yasakları Yasaklamak
Filistin’in Göz Yaşları
Peygamberleri Rahat Bırakın
Noel ve Yilbaşı Kutlamaları
Hayal Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
İffetli Müslüman Türk Kadını ve Örtünme
İnsanın En Büyük Düşmanı Şeytan
Duada kararlı olmak
Kuran’da selamlaşmanın önemi
Allah, İnsanı hastalıkla da sınar
Haset ve Kıskançlık
Kilitli Kapıların Ardındaki Sonsuz Hayat , Cehennem  
Sahte Dünyanın Acıları
Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar
Şeytan Detayda Gizlidir
İnançla Gelen Ruh Sağlığı ve Huzur
İnanca Çağıran Davetler
Hayırlarda Yarışmak
Zaman Tüketen Ev Hanımları
Sebeplerdeki sırlar
Herşeyde Hayır Görmek
Pişman Olmadan Önce
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Tüm annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin Düşünmek
2005 Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının Yeri


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Nuran Yelkenci
Bırakın dünyayı kadınlar yönetsin
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Mahmut Aşkar
Savunma Hattındaki Türkler
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
Yılmaz Kuzucu
Örtün bir bayrağa bedel
Hayrettin Çakmak
1070 Rakımlı Tepe
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Hidayet Kayaalp
Düşünmek farz mıdır?
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Halil Gülel
ALM ANYA'DA KIRK YIL SONRA TÜRKÇEMİZ
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Üzeyir Lokman Çaycı
Yağmurdan faydalanma yerine zararlarına seyirci kalınıyor
İbrahim Selamet
Filistin
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Şefik Kantar
Bayrak
Osman Seçmez
Herşey çok iyiye gidiyor derken...
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemiz Sorunları ve TRT
Sebahattin Çelebi
Hüznümü, limanlara akıttım da geldim...
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç