·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan@turkpartner.de



"Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!

İçinde olmayanların gazetecileri ve gazeteciliği anlamaları gerçekten çok zor. Son zamanlarda yaşanan sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik olaylarla doğrudan alakalı birçok gazeteci(!) ve gazetecilik (!) türedi ve türetildi. Bahsetmek istediğimiz meslekten gazeteciler. Ne İsa’ya , ne de Musa’ya yaranabilir bu insanlar. Yazarsa tepki alır, yazmazsa veya yazamazsa korkak olur. Zor iş bu gazetecilik vesselam.

Haksızlığa uğradığını düşünen biri, “Yaz bunu!” emrini kondurur. “Gazetecisin, bak bunu mutlaka yazmalısın!” diye tutturur. Okuyucu olup olmadığı önemli değildir. Canı yanınca, sesini duyuracak bir yer arar. Hani haksız da değildir. Fakat herşey haber olacak diye bir kural da yoktur. Fakat
kamuoyu oluşturarak hakkını almak isteyen bastırır, “Lütfen yazar mısınız?” diye. Bazıları da sizi önceden tanıyorsa veya bir yerde karşılaşmışsanız, bunu ön plana çıkarıp, “Sizinle falan yerde görüşmüştük. Beni hatırladınız mı?” diye girişinden sonra, “Şunu aynen yayınla!” diye emri kondurur. Bazıları ise daha nazik bir şekilde meramını anlattıktan sonra, “Rica ederim yazın bu konuyu!” der.

Bizim gibi toplumlarda gazeteden çok gazeteciler önemlidir. İşin gazetede değil, gazetecide
bittiğini düşünen okuyucu, “Şu gönderdiğim metin eminim çok işine yarayacaktır!” diyerek size çok önemli bir bilgi aktardığı görüşündedir. Bazıları da, bu meslekten biraz anladıkları için, ısracı olmadan, “Yazabilirsen yaz!” der. Kimisi de, “Yaz bakalım!” diye dalgasını geçer. Yaşanan bir haksızlığı takip ediyorsanız ve elinize çok sağlam bilgi ve belgeler geçtiğinde muhatabına gazetecilik ahlakı gereği müracaat edip sorduğunuzda, karşı taraf suçluluk psikolojisi içinde ise vereceği cevap aynen, “Yaz da görelim!” dir. Ardından bastırır: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Yazsan da yayınlanacağını sanma. Ben senin patronunla görüşürüm” diye tehditlerini ulu orta savurur.

Size daha önce bir gelişmeden bahsetmiş olan, “Kardeşim, bizim haber ne oldu? Niye yazmıyorsun bunu?” der durur. Kimisi de, “ Kaç gün önce bir yazı göndermiştim, hâlâ tek tık yok!” diye haberinin (!) yayınlanmamasından yakınır ve size önceden yaptığı iltifat ve methiyeleri anında unutur, “Sizden de gazeteci olacak!. Korkak herifler. Daha bir haberi bile yayınlatamıyorsunuz!” diye başlar kendine göre geydirmeye. Bazıları da, hemen hemen kerkesin malumu olan bir konuda da olsa sizinle paylaştığı bilgileri, “Bunu köşende görmek istiyorum! Bak bu dosya çok gizli! Bu bilgileri yazmanız için yalnız size veriyorum. Yaz ama adımı verme!” diye kibarca uyarır. Kimisi de, haberi yapmayı muhabire bırakmadan, "Şunu şöyle, bunu böyle yaz!" diye, neyi nasıl yapmanız gerektiğini emretme takıntısnı yaşar. Bazı haberde adı geçenlerde, olay çok vahim olmadığından olsa gerek ki, “Yazmadan  önce bir haber verseydin!” diye serzenişte bulunur. 

Gazetenizi belki verdiği ilandan olsa gerek, kendi sesi gibi görenler de, “Yazmazsan görüşürüz!” diye tehdit ederken, aleyhinde yazılacaklar da, “Yazarsan görüşürüz!” hatırlatmasını yapar. Konu uzadıkça, “Ben bildiğin kişilerden değilim. Nasıl yazarsın!, Bir yaz! Bunu asla yazamazsın!, Yazarsan külahları değişiriz!” tehditlerini sallarken, beklenen son cümle çıkar dudak arasından: "Hayatının kıymeti varsa yazmazsın! Kendini düşünmüyorsan, çoluk çocuğunu düşün!" Dedik ya, gazetecilik dıştan göründüğünün aksine cidden zor iş. Size ulaşan bilgi ve belgeleri yayınlasanız bir türlü, yayınlamasanız bir türlü. 

Gazeteci olarak, ilk önce olayların kahramanlarıyla karşı karşıyasınız sonra da, yayıncınız yani; gazeteniz, televizyonunuz veya radyonuzun haber merkeziyle. Hakiki muhaber arkadaşlar bilirler: Gönderdikleri haberler, merkezde çıkar ilişkilerine göre o hale getirilir ki, haberin sahibi bile onu ilk okuduğunda tanımakta zorluk çeker. Birde, habercilikle uzaktan yakından alakası olmayan abiden, hocadan, reisten, başkandan veya bilmem hangi siyasiden torpilli muhataplarınız işin içindeyse, size iyi tahammüler. Zira onlara laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Yayıncılık, kamuoyunu gelişmelerle ilgili bilgilendirmekten çıkarılıp, güç merkezlerine yağlama, yıkamacılık, ideoliji yayma aracı, reklam almada tehdit, savunma malzemesi, gerekli kanuni düzenlemelerde baskı, toplantı veya ziyaretlerde özel yer edinmek için malzeme olarak kullanma haline getirilince gerçek gazetecilik yapmak da mümkün olmuyor. Dolayısıyla, neyin gerçek, neyin manupülasyon olduğu da bilinmiyor. Her ne kadar gazetecinin emeklisi olmaz dense de, tanıdığımız, bildiğimiz gerçek gazetecilik için çırpınmalarına şahit olduğumuz biri bize bir gün, “Artık, gazeteciliği bıraktım” dediğinde şaşırmıyoruz. Bu meslekte yaşanan sinir harbine dayanmak, anlatılamayacak kadar güç...

Bizler yazalım, yazmayalım veya yazamayalım dünya dönmeye, patronlar da rollerini oynamaya devam ediyor. Kısacası gazetecilik sanıldığından da zor iş vesselam...
SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!

Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!

"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 

Tiyatroyu seven muhafazakarlar

Oylarımıza sahip çıkalım

Vekâletle yaşma alışkanlığı

Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı

Esas mesele samimiyet(sizlik)

Almanya treni kalkıyor

Göç Kanunu ve terör

Eğitim mi dediniz, o da ne?

İzin ve zorla evlilikler

Yok saydığımız kadın sığınma evleri

Sanal dostları tanımak 

Karelerin tamamladığı resim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Hedef

Muhsin Ceylan

"Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!

Fikret Ekin
Bütün “teferruatta” mı saklı?
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Üzeyir Lokman Çaycı
Yargılanmışım
Mahmut Aşkar
Ülküler öldü mü
Fazlı Arabacı
Eğitimsizlik mi 
Kader mi ?
Sizden Biri
Bu çocuklar nereye gidiyor
İsmail Altıntaş
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Şefik Kantar
Önemli bir başarı !
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Ahmet'in Hikayesi