·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan@turkpartner.de



Şikayeti seviyoruz

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği için bu sene sonunda verilecek tarih kararıyla ilgi çalışmaları her geçen gün artarken, Türkiye’ de tabii olarak Almanya gündeminde ciddi bir yer işgal ediyor. Televizyon, radyo ve gazete gibi kitle haberleşme araçlarında, Türkiye ve son günlerdeki Avrupa’da ’’Başörtü yasagı’’ ile ilgili haberler, yorumlar, görüntülere rastlıyoruz. Buralardaki Türkiye ve İslam resmi çoğunlukla maalesef doğru olmuyor. Haberlere, yorumlara veya görüntülere bunu yapanların ideolojilerinin belirlediğine şahit oluyoruz. Oysaki, medyacılığın olmazsa olmazı, objektifliktir. Konu Türkiye olunca  Alman medyasında bu ölçü kolayca gözardı edilebiliyor. Tabii ki yazık ve ayıp.

Kimseden Türkiye’ye veya İslam’a güzelleme haberleri, yorumları veya görüntüleri bekliyor değiliz. Hadiselerin çarpıtılmadan olduğu gibi verilmesini beklemek hakkımız olsa gerek. Peki  Alman medyası neden Türkiye’yi ve İslam’ı fırsatta hırpalamayı adeta kendine zevk edinmiştir dersiniz? (Türk medyasının Türkiye resmi ayrı bir yazı konusu) Aynı medya Almanya Türkleri ile ilgili haberlerinde aynı metodu kullanmıyor mu? El cevap: Kullanıyor. Peki bütün bu çarpıtmalar karşısında ne yapıyoruz? Heeeç! Ama iş şikayete geldimi mangalda kül bırakmıyoruz. Ağlamayı çok seviyoruz. Oysaki ağlamayla çözülmüş bir tek mesele olmadığının da farkındayız. Çözüm veya yanlışlıkların giderilmesi için tepki koymamız gerektiğini de bilmiyorda değiliz. Fakat burada, verilmesi gereken tepkiyi hep başkalarından beklemek gibi adeta genetik bir özelliğimiz var. Hemen hemen hepimiz, ’’Bu yanlışa birileri mutlaka tepki verir’’ diye bekleyince bir bakıyorsunuz, herkes birbirinden beklediği için kimseden ses soluk çıkmamış. Bu alışkanlık bizim fert, birey olup olmamayı istememizle alakalı. Gelişmiş milletlerin halkları birey olma şuuruna ulaşmış olan fertlerden meydana gelir. Bizde ise birey olma talepleri, sosyal, siyasi, politik,ırki veya dini motiflerle hep örtülü bir şekilde kibarca törpülenir. Tabi şuurlu bireyleri idare etmek öyle sanıldığı kadar da kolay değildir. Bütün bu planlı proğramlı etkenler, bizlerin üreten yerine verildiği kadar tüketenler olarak, tepkisiz kalmamızı besliyor.

Alman medyasında bizle ilgili yanlışlara tepkilerden başlayıp nereye gelip dayandık. Dürüst ve samimi davranırsak, tavır gösterme
yi başkalarından bekleme alışkanlığımız zahmetsiz olduğundan hoşumuza gidiyor. Aksi durum sözkonusu olsaydı böyle bir alışkanlığı devam ettirmezdik. Lafın özü: Tercih yine bizim önümüzde. Kolaycılığı bırakıp, birey olmak için ayağa kalkıp, biraz zahmeti göze alıp haksızlıklara karşı, yanlışlara karşı tavrımızı demokratik bir şekilde ortaya koyabiliriz. Bu bizim bunu isteyip istemememize bağlı. Yani çözümde, çözümsüzlükte biz fertlere bağlı. Bunun dışındaki anlatılanlar ne olursa olsun hepsi tevildir. Yani, kendimizi haklı çıkarmak için manevralardır. Kendi meselelerini takip etmeyi başkalarına havale etmek ve bu yapılmayınca şikayetlerde bulunmanın haklı bir yanı olabilir mi?

Uğranılan haksızlıklar, adaletsizlikler, bunların muhatabları bedel ödemeye hazır birey olup bunlara itiraz edinceye, tavır koyuncaya kadar hep devam edip gidecektir… Artık kolaycılığı bırakıp, biraz zahmete talip ve bedel ödemeye hazır olmanın zamanı gelmiş olmalıdır diye düşünürüz. Ya, sizler?...
SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Şikayeti seviyoruz
Bekleyip, göreceğiz!
Değişen Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı arasında
Gurbet ve devlet 
Menfaat karşılığı susmak
Sevmeme hakkını kullanmak
Temizlikçi Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan yakınan kazıkcı!
İzin, zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 
Tiyatroyu seven muhafazakarlar
Oylarımıza sahip çıkalım
Vekâletle yaşma alışkanlığı
Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas mesele samimiyet(sizlik)
Almanya treni kalkıyor
Göç Kanunu ve terör
Eğitim mi dediniz, o da ne?
İzin ve zorla evlilikler
Yok saydığımız kadın sığınma evleri
Sanal dostları tanımak 
Karelerin tamamladığı resim
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Muhsin Ceylan
Şikayeti seviyoruz
Mahmut Aşkar
Almanya siyasi hayatındaki yerimiz
Hidayet Kayaalp
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
Ozan Yusuf Polatoğlu
”Avrupa birliği”inden ”Ortadoğuda”ki karışıklığa
Fikret Ekin
''Puzzle'' ın bütününü görmek (1)
Şensel Aşkın
İnsan Hakları ve İslam Ülkeleri
Alperen Çelik
Terör  nedir, ne değildir?
Şefik Kantar
Gündemi Avrupa’ya taşımak
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Üzeyir Lokman Çaycı
Hazır mısınız çocuklar?
Ali Kılıçarslan
Anti-İslam kampanyası
İsmail Altıntaş
Yılbaşı ve Noel Üzerine Düşünceler…
Latif Çelik
Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
Sizden Biri
Nadan elinden
Ismail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Sebahattin Çelebi
Memleket Gülüm
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili