·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan99@yahoo.de



Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…

Antalya’da, 13 yaşındaki İngiliz kızı Charlotte'ye cinsel tacizde bulunmakla suçlanan 17 yaşındaki Marco, 247 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Başından belirtelimde yanlış anlaşılmasın: Aksi isbat edilinceye kadar suçlanan herkes masumdur, yani suçsuzdur. Bir de, geciken adaletin adalet olmadığını unutmamak gerekir. Marco ile  İngiliz Charlotte arasında ne olduğunu, ne geçtiğini tesbit edip karara varmak bizim değil adli makamların işi. Talihsiz olayın bizi ilgilendiren yanı, Alman devletinin vatandaşına sahip çıkması ve olayın Alman medyasında yer alış biçimi.

Almanya'ya getirildikten sonra ailesi ile beraber gizli bir mekana yerleştirilen Marco artık Euro milyoneri. Marco'nun hikayesi ile ilgili bütün yayın hakkını özel Alman RTL televizyonu satın aldı. Marco artık bundan sonra başından geçen bu talihsiz olayla ilgili sadece RTL kanalına konuşacak. Ve ilk tefarruatlı mülakatı yayınlandı bile. Bu röportajdan kendi adımıza çok şey öğrendik. Almanya’da, Marco olayının yer almadığı en küçük bir medya organı yok mesela. İnternette ise yığınla bilgi, yorum, destek, v.s dolu. Türkiye’ye, Türk adli mekanizmasının çalışma şekline, buradan hareketle Almanya Türkleri’ne hakaretamiz yorumlar gırıla gidiyor ve epeycede raiting almış görünüyor.

Mesela, gece yarısı Nürnberg havaalanına inen Marco’yu getiren 15 kişilik özel bir uçağı  Sosyal Demokrat Parti SPD’nin Türk kökenli Avrupa Parlamentosu milletvekili ve turizmci Vural Öger'in tahsis ettiği bilgisiyle karşılaşıyorsunuz. Konuyla ilgili daha önceki açıklamalarında olayın Türk turizmine büyük bir darbe olduğunu vurgulayan Vural Öger’in, Türk turizm sektörünün menfi propagandalarla daha fazla darbe almaması için böyle bir jest mi diyelim, yoksa girşim mi adını siz koyun, uçak tahsisinde bulunduğunu düşünüyoruz. Sayın Öger’in bu girişimine kızıp tepki gösterenler de olabilir. Bunu önümüzdeki günlerde ve duruşmanın tekrar başlamasıyla yoğunlaşacak haberlerde hep beraber göreceğiz.

Gelelim Marco’nun RTL’ de yayınlanan röportajına. Hani her çocuğun hayalleri arasında olan pilot kabinine oturmak vardır ya, Marco, pilotun yanına kısa bir süre oturarak bu hayalini gerçekleştirmiş memleketine dönüşte. Tutuklu bulunduğu 247 gün esnasında 2 santimetre daha uzayarak 1,98’lik büyük adam olmuş. Alman medyasında çıkan haberlerin aksine, sıkıntı çekmesine rağmen daha sonraki günlerde hapishane şartlarına alıştığını belirten Marco, televizyon seyrettiklerinden, eski çarşaflardan oluşturdukları malzemelerle voleybol oynadıklarından, spor yaptıklarından bahsediyordu uzun mülakatta. Marco, tutuklanıp cezaevine konduğu gün bir yanlışlıkla karşı karşıya olduğunu ve ertesi gün serbetst bırakılacağını düşünmüş. Ailesi tarafından kendisine ulaştırılan ders kitaplarıyla hapishanede derslerine çalıştığını söyleyen Marco’ya, Almanya'nın değişik yerlerinden aldığı mektup ve kartpostallar teselli olmuş. Evet Marco, tutuklu bulunduğu sırada biraz da Türkçe öğrendiğini de söyledi röportajda.

Marco’yu adeta bir kahraman gibi yansıtan Alman medyasında çıkan haberlerle hayatının 247 gününü hapiste geçirmek zorunda kalan gencin anlattıkları örtüşmüyordu mesela. Alman medyası, Marco üzerinden Türkiye’ye vurmayı çok sevmişti. Yani gerçek değil, yine sansasyon haberler pompalandı kamuoyuna. Bahsedilen mağduriyet yok ortada. Marco ve ailesine yayın hakkı olarak bahsi geçen 2 milyon Euro verilmesi ile imtihana girmeden okul idaresinin takdiriyle diploma takdimi bunu gösteriyor. Yoksa yanılıyor muyuz?

Tekrar belirtelim, Marco bizim için ne kahraman, ne de tecavüzcü. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan talihsiz bir olayla karşı karşıya kalmış bir genç. Bakalım dava nasıl sonuçlanacak. Marco'nun avukatı Michael Nagel, Marco’ya Antalya’daki duruşmalara katılmasını tavsiye ediyor. Peki, ya katılmazsa… Almanya'nın kendisini Türkiye'ye teslim etmesi tabiiki söz konusu değil. Aksi olsaydı, başta Federal Dışişleri Bakanı olmak üzere Başbakan Merkel ve daha nice Alman siyasiler Türk Hükümeti yetkililerine ’’Vatandaşımız Marco’yu serbest bırakın!’’ diye (çağrısı diyelimde naziklik bizde kalsın) seslenirler miydi hiç?. Avrupa Parlemantosu milletvekillerinden Werner Langen, Marcus Ferber ve Bavyera Eyaleti Avrupa Birliği İşlerinden sorumlu Bakan M. Sauder’in Marco olayını ileri sürerek, Türkiye’nin AB üyeliğinin neden olamayacağını açıklamaya kalkmaları ve kamuoyu oluşturmaya koyulmaları ise akıllara ziyan tutumdu diye düşünüyoruz.

Peki, bu gelinen son noktada, Almanya’nın Türkiye’ye baskısı oldu mu? sorusunun cevabını ararken, Türkiye tarafının olayla ilgili açıklamalarına bakıldığında olmamış gibi gözüküyor. Buna itiraz ettiğinizi duyar gibiyim. Baskı olup olmadığını dava sonuçlandığında göreceğiz. Tabi bu arada ilgilenenlerin dışında kimse bunu duymayacak bile. Bu işler böyledir. Medyamızda da haber takibi diye bir gelenek de var sayılmaz hani.

Daha önceleri mesela sınırda uyuşturucuyla yakalanıpta tutuklanıp cezaya çarptırılan Alman vatandaşları için ağıtlar yakan Alman medyası, yine aynı ağzı kullanarak, sansasyon yayıncılığı tercih etti. Yani Alman medyası özne Marco’yu tiraj ve raiting derdiyle ve Türkiye’ye vurmak için nesneleştirdi. Ve ayıp etti. Alman medyasında Türkler ve Türkiye ile ilgili menfi haberler maalesef ’’iyi iş’’ yapıyor. Bunun Almanya Türkleri’ne yansımalarını ise bu tür haberlerle beslenenlerle karşılaşanlarımız çok iyi bilir. Yazımızı bitirirken, Marco’nun suçlandığı ’’tecavüz’’ iddiası henüz ortadan kalkmadığı halde Alman medyasının olayın bu tarafını ısrarla ’’karartması’’ sizce ilginç değil mi? Yoksa bu tür suçlar, bahsi geçen haberleri yapanlar tarafından vakai adiyeden mi sayılıyor?. Eğer bu tesbit isabetliyse, durum gerçekten çok vahim. Siz ne dersiniz?

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Berlin’e hayali bir soru
Kin vaizleri /Hassprediger
Erbakan ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi, hizmet ve proje efendileri
Temennim, haksız çıkmak!
Şikayeti seviyoruz
Bekleyip, göreceğiz!
Değişen Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı arasında
Gurbet ve devlet 
Menfaat karşılığı susmak
Sevmeme hakkını kullanmak
Temizlikçi Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan yakınan kazıkcı!
İzin, zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 
Tiyatroyu seven muhafazakarlar
Oylarımıza sahip çıkalım
Vekâletle yaşma alışkanlığı
Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas mesele samimiyet(sizlik)
Almanya treni kalkıyor
Göç Kanunu ve terör
Eğitim mi dediniz, o da ne?
İzin ve zorla evlilikler
Yok saydığımız kadın sığınma evleri
Sanal dostları tanımak 
Karelerin tamamladığı resim
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Muhsin Ceylan
Nesneleştirilen Öznelerden biri Marco…
İbrahim Selamet
Uludağ Zirve notları (II)
Mahmut Aşkar
Batı’ya Sırt Çevirmek
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Hidayet Kayaalp
Söğüt’ün sevenleri
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Hayrettin Çakmak
AMERİKA.. İSRAİL..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Mustafa Can
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yılmaz Kuzucu
„Çocuk kuyuya düşmeden“
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Orhan Aras
Ayna Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan mı gösterir?
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Sebahattin Çelebi
O yağmurlar
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç