·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan@turkpartner.de



Menfaat karşılığı susmak

Almanya´da, "Terörle mücadele" tedbirleri adı altında yapılan operasyonların Müslüman avı ve ibadethaneleri camilerin darmadağın edilmesi haline aldığı görülüyor. Baden Württenberg eyaletinde cami ve derneklerde "güvenlik tedbirleri" adlı polis operasyonlarının meydana getirdiği şaşkınklık ve bu ayıba karşı sessizlik sürüyor. Stuttgart, Mannheim ve Freiburg’da bine yakın polisin katılımıyla yapılan baskınlarda dernek ve camiler saatlerce aranırken, bu mekanlarda bulunanda "güvenlik tedbirleri" gerekçesiyle kelimenin tam manasıyla polis tarafından taciz edildi. Cuma namazı öncesi bile, camilere gelenler teker teker arandı. Bu uygulamayla Müslümanlar, Alman kamuoyunda adeta birer yürüyen tehlike gibi gösterildi. Eyalet Emniyet Müdürlüğü, "Operasyonlarda, tahminlerimizle ilgili ciddi hiçbir bulguya rastlanmamıştır" derken, Müslümanlar, taciz edildikleriyle kaldılar.

Emniyet güçlerinin dini değerleri tanımayarak botlarıyla ibadethanelere girip her noktayı didik didik etmeleri esnasında tepki verenlerinde plastik kelepçelerle ellerinin bağlanarak terörist muamelesine tabi tutulmaları bambaş bir ayıptı. "Müslüman terörist!?" avına çıkan Baden Württemberg Polisi, bu ayıplı baskınlarında o kadar ileri gitti ki, gizli belge bulunduğu iddiasıyla tuvaletleri kırıp, kaloriferleri yerinden sökerek ibadethaneleri içine girilemeyecek hale getirdi. Almanya Müslümanları, her fırsatta terörün her türlüsüne karşı olduklarını problemlerin demokratik yollardan çözülmesi gerektiğini ısrar ve şiddetle savunmalarına rağmen, 11 Eylül sonrası yaygın hale getirilmek istenen "Müslüman eşittir terörist" kanaat pekiştirme, kamuoyu oluşturma girişimlerinde ilk resmi mağduriyetini yaşadı.

Savaşlarda dahi dokunulmayan mabetler, demokratik Almanya´da "terörist avı" adlı operasyonlarla tepetaklak edilirken, siyasi veya medya organlarıyla sivil toplum örgütleri de bu skandalı görmeden gelip yok sayma ayıbını yaşıyor. Birde buna paralel olarak Müslümanlar hakkında toptancı, aşağılayıcı demeçler, yazılar yorumlar da huzura bombanın malzemesi olmaya devam ediyor. Biz ne Solingen nede de Mölln katliamları sonrası suçsuz insanları yakanlar Alman diye “Canî Almanlar’dan” bahsetmedik. Daima suçun şahsiliğini düşündük.
Bu yaşanan skandallar sizleri bilmem ama bizim aklımıza ister istemez, bu tür taciz ve saldırılarla Almanya Müslümanları, kendilerini savunmaya zorlanarak, şiddet eylemlerinin içine mi çekilmek isteniyor sorusunu da getiriyor.

Her ne gerekçeyle olursa olsun, camii baskınları ibadethanelerin masumiyetine yönelik bir saldırıdır. Butür antidemokratik ve antihümanist yaklaşım ve uygulamalar uniformalıları cesaretlendirmiş olmalı ki tacizlerini sokak ortasında adam dövmeye kadar götürebiliyorlar.

Nasıl mı?

Dortmund Yabancılar Meclisi Başkanı ve siyasi bir partinin şehir idare komisyonlarında üyesi, aynı zamanda da mahkemelerde halk jürisi görevini de yürüten Alman vatandaşı Yusuf Güçlü, evinin önünde akıl, vicdan, hukuk ve medeniyet namına kabul edilmesi mümkün olmayan çirkin bir saldırıya muhatap kalıp, polisler tarafından hastanelik edilinceye kadar dövülüyor. Polisler hakkında suç duyurusunda bulunmak isteyen Güçlü, emniyet güçleri tarafından caydırılmak istenirken, polis meslektaşları hakkında bu işlemi yapmak istemiyor. Yaşanan bu son polis sakndalları karşısında Türk üstkuruluşları, "Görmedim. Duymadım. Haberim yok" şeklinde üç maymunları oynarken, medyada bu olaylara körlüğünü sürdürüyor. Sendikalar, kiliseler ve sivil kitle örgütleriyle hani bizim şu meşhur Alman politika arenasındaki siysilerimizde bu skandallar karşında ses vermediklerine göre bu devlet terörünü onaylıyorlar demektir. Üyeleri hastahanelik edilinceye kadar dövülen LAGA´dan da hiçbir ses, tepki gelmemesi de çok ilginç. Bu sessizliğin altında yatan başka bir sebepde, Yusuf Güçlü´nün şarapçı, dansöszcü olmama özelliği olabilir mi acaba?  Türk üstkuruluş temsilcilerinin sessizliklerinin, " Devlet ne yaparsa doğrudur" yaklaşımından kaynaklanıp kaynaklanmadığını merak ederken, aklımıza, yoksa bu sessizliğin gerisinde çeşitli devlet makamlarından alınan  paraların başına birşeyler gelebilir endişesi mi yatıyor sorusu gelip çakıldı. Kim bilir sessiziklerinin başka bir  sebebide, "devlet ve devletlülerle iyi geçinelimde herhangi bir maddi zarara uğramayım" mülahazasıdır. Yaşanan devlet terörüne karşı hangi sebepten olursa olsun sessiz kalan, tavır göstermeyenlere Almanya tarihinin çok önemli bir kesitini hatırlatmak isteriz: "Susma! Sustukça sıra sana da gelecek!" O zaman bugün el eteklerini öptüklerinize karşı sizi savunabilecek kimse kalmamış olacak...
SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Menfaat karşılığı susmak

Sevmeme hakkını kullanmak

Temizlikçi Erika´nın oğlu Başbakan

Kazıktan yakınan kazıkcı!

İzin, zorla evlilik ve boşanmalar

Sayın Schily´e kim cevap vere(bile)cek?

Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!

Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!

"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 

Tiyatroyu seven muhafazakarlar

Oylarımıza sahip çıkalım

Vekâletle yaşma alışkanlığı

Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı

Esas mesele samimiyet(sizlik)

Almanya treni kalkıyor

Göç Kanunu ve terör

Eğitim mi dediniz, o da ne?

İzin ve zorla evlilikler

Yok saydığımız kadın sığınma evleri

Sanal dostları tanımak 

Karelerin tamamladığı resim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Muhsin Ceylan

Menfaat karşılığı susmak

Mahmut Aşkar
Ortadoğu liderini  arıyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Deri kanseri çok yaygınlaştı
Sizden Biri
Sahipsiz
İsmail Altıntaş
Yılbaşı ve İç Gözlem
Üzeyir Lokman Çaycı
Gurbet Çiçekleri
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç
Şefik Kantar
Son ziyaret üzerine
Fikret Ekin
İnsanlığa Kurulan Tuzak
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı