·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan@turkpartner.de



İzin, zorla evlilik ve boşanmalar


Almanya başta olmak üzere Avrupa´da yerleşik hale gelmenin beraberinde getirdiği çoğu zaman sebep netice ilişkikerini gözardı etmeyi yeğlediğimiz bir yığın problemlerle karşı karşıyayız. Bu problemlerin en önemlilerinden biri de; Türk aile müessesesinin S.O.S vermesidir. Bu konunun ana kollarından birini oluşturan ikinci nesil evliliklerinde yaşanan boşanma olayları, maalesef gündemimize girebilmiş değil. Almanya Türklerinin önünde  (!?) oldukları ve onlara yol gösterdikleri iddiasında olanlar, ya kendileri durumun vehametini kavramadıklarından, ya da bu insanlar üzerinden varlıklarını sürdürdükleri rantların azalacağından olsa gerek ki, devamlı güzel tablo tasvir etmekle meşguller. Oysaki, o zevat tarafından anlatılanlarla gerçekler çok farklı. Kafasını kumun içinden çıkarıp etrafına sakince bakacak her akıl sahibinin görebileceği esas bedelinin ileride ödeneceği bu vahim gelişmeler, her geçen gün kangrenleşerek sürüp gidiyor. 

Olayların adını koymaya çalışanları "felaket tellallığı yapıyorlar" diyen zevat, problemler karşısında, kendi ideolojilerine göre, "Gençlerimizi Atatürk ilke ve inkilablarına uygun bir şekilde yetiştirmeliyiz", "Türk gençlerine milli değerlerimizi hakkıyla öğretmeliyiz" veya "İslamiyet´i bilmeyen  genç kuşaklar kendilerini kötü yollardan kurtaramıyorlar" klışe sözleriyle toplumun önüne çıkıp, problemler içinde savrulan insanlar üzerinden rant elde etmeyi sürdürüyor. Almanya Türkleri arasında yaşanan bu sosyopsikolojik deprem, kimse ama kimsenin gündeminde layıkıyla yer alamıyor. Bunu gündeme taşımayla karşılaşılacak, "Peki, sizler bunlara karşı ne yaptınız ve şimdi ne yapıyorsunuz?" sorularına verebilecek cevapları olmayanların, bu problemi yok saymasını anlamak zor değil.

Sosyolog ve psikologların inceleme, araştırma konusu olması gereken Almanya Türkleri arasındaki aile içi savrulmalarla ilgili söylenecek çok söz ve anlatılacak tesbitler var. Bunları bir yazıya sığdırmak mümkün olmadığından, yaklaşan izin mevsimi dolayısıyla konunun önemli başlıklarından birine daha temas edip, yazımızı noktalayalım. 

İzin denilince, aklımıza ilk gelen; yazın yapılacak düğünler oluyor. Dayının- amcanın oğlu, halanın-teyzenin kızıyla yine evlendirilecek. Dikkat ederseniz, evlenmeyecek, evlendirilecek. "Türkiye´de tok olacağına Almanya´da aç yatsın" mantığıyla aile baskısıyla evlendirilecek gençlerin gelecekleri zindan edilecek yine bu yaz. Bu yapılan zorla evliliklerin doğru olmadığını son zamanlardaki bilhassa ikinci nesil Almanya Türkleri arasında yaşanan yüzde 60´a varan boşanma oranlarından daha iyi ne gösterebilir. Bunun için kimse, hani her zaman gururla "Gözüm gibi sakınırım" dediği evladını istemediği biriyle kesinlikle evlendirmemeli. Bu ne namus meselesidir, ne de örf adet, töreyle de uzaktan yakından alakalıdır. Kimse kendi yapmak, ulaşmak istediği birşeyi töreyle, ananeyle veya dini yaklaşımlarla süsleyip meşrulaştırmaya kalkmamalı. Bu "ana-baba" olarak, "Hayır, istesende istemesende, benim dediğimle evleneceksin" dayatmalarının faturasını, hani o canımız gibi sevdiğimizi söylediğimiz çocuklarımız çekiyor. Onların hayatları perişan oluyor. Almanya´ya gelmenin hemen ardından boşanma için avukat avukat koşuşturmalar, perişan olmalar başlıyor. Evlerde artık huzurun h´si bile kalmıyor, sırf anne-babanın inadı ve yanlış tavırlarından dolayı. Hayatımızın her safhasına yansıyan sinir harbi ise işin tuzu biberi sanki.  

Sözün kısası; hoşlanır veya hoşlanmasınız, kimse evladını istemediği biriyle evliliğe asla zorlamamalı. Evlendikten sonra geçinecek olan çocuklar olduğu için, ebeveynlere düşen en büyük ve şerefli görev; onların bir ömür boyu hayatlarını beraber geçirecekleri eşlerinin seçiminde yardımcı olmaktır. Analık, babalık görevinin, baskıyla, dayakla, " Seni evlatlıktan reddederim!", "Sütümü helal etmem! tehditleriyle çocuklarımızı istemediği veya kardeş gibi gördüğü biriyle hayatını birleştirtmek olmadığını bilenler bilmeyenlere anlatsın. Almanya´da doğmuş büyümüş neslin Türkiye´den ithal gelin veya damatla zorla evlendirilmeleri daha başından sakat ve sonuçları çok acı noktalanan yanlış hayati kararlardır. Birde bu tür evliliklerden olan çocukların yaşadıkları var ki; bunu anlatmak hiçde kolay değil. Bu yazımızın başta kapalı grup yetkili ve etkilileriyle, ataerkilci törecilerin hoşuna gitmeyeceğinin farkındayız. Yarası olan gocunsun. Evet, beyler bayanlar, artık devir değişti, zorla evlilik zamanları da çotaaan geçti. Bunu artık hepimiz ama hepimiz, istesek de istemesek de öğrenmek mecburiyetindeyiz. Bunda direnirsek, karşılaşacağımız başta boşanmalar olmak üzere epeyce sinire malolacak aile için savrulmalar, gelişmeler, bu gerçeği bize zorla öğretecektir... 

Bütün izincilere hayırlı yolculuklar, iyi dinlenmeler dileriz.

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

İzin, zorla evlilik ve boşanmalar

Sayın Schily´e kim cevap vere(bile)cek?

Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!

Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!

"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 

Tiyatroyu seven muhafazakarlar

Oylarımıza sahip çıkalım

Vekâletle yaşma alışkanlığı

Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı

Esas mesele samimiyet(sizlik)

Almanya treni kalkıyor

Göç Kanunu ve terör

Eğitim mi dediniz, o da ne?

İzin ve zorla evlilikler

Yok saydığımız kadın sığınma evleri

Sanal dostları tanımak 

Karelerin tamamladığı resim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Hedef

Muhsin Ceylan

İzin, zorla evlilik ve boşanmalar

Fikret Ekin
Bütün “teferruatta” mı saklı?
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Üzeyir Lokman Çaycı
Yargılanmışım
Mahmut Aşkar
Ülküler öldü mü
Fazlı Arabacı
Eğitimsizlik mi 
Kader mi ?
Sizden Biri
Bu çocuklar nereye gidiyor
İsmail Altıntaş
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Şefik Kantar
Önemli bir başarı !
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Ahmet'in Hikayesi