·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan@turkpartner.de



Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!

"Günah işliyorsunuz, futbol gavur icadı" diyenler protokolde artık.

Türk gazetelerinin son sayfadan okunmaya başlandığını biliriz. Bu da vatandaşın, son zamanların en aktüel konusu futboldan başka birşeyle ciddi olarak ilgilenmediğinin en açık göstergesi. Futbolun günlük hayatına gir(e)meyipte konuşma mevzuu yapmayan yok gibidir. Biz de modaya uyup, futbolu yazı mevzuu edelim dedik. Belki bazılarınız, Galatasaray´ın şampiyonluğundan veya Fenerbahçeliler tarafından ortaya atılan "şaibe" iddialarıyla uğraşacağımızı düşünüyorsa yanılıyor. Her ne kadar Fenerliler çekemeselerde, GS´yi tebrik ederken, bahsetmek istediğimizin, yavaştan sezonu kapatan buralardaki amatör Türk futbol takımları olduğunu belirtelim. Almanya Türkleri´nin kendilerine göre kurdukları derneklerin hemen hemen hepsinin birer futbol takımı olduğu malum. Son birkaç yıldır "özel emirle", cami derneklerimizde artık futbolla yakından ilgileniyor ve bunun sonucu olarak da, kendi takımlarını kurmuş vaziyetteler. Hatta bir çok cami lokalinde en son teknik donanımlı ve ucuz olsun diye dernek üzerine değil de, şahışlar üzerine kayıtlı maç yayınlarını gösteren cihazları da görmek mümkün. Bir zamanlar futbolla ilgilenenleri ve oynayanları "Günah işliyorsunuz, futbol gavur icadı." diyenler bile bugün, lokallerinde en ön sırada yani; protokolde (üyelerine örnek olmak içindir herhalde) oturup maç seyrediyorlar. İnsan bu manzaraları gördükçe, kendi kendine, futbol günah olmaktan çıktı da bizim mi haberimiz yok, yoksa futbola günah diyenlerin kendileri mi değişti diye sormadan da edemiyor. Elektronik çağında, böyle değişim ve dönüşümlerin normal süreç olduğunu söyleyenleriniz olabilir. Onun için biz, bu mevzuya şimdilik sadece dokunup başka bir yazıya  bırakıyoruz. Konumuz bu olmadığından geçiyoruz...

Almanya´da ciddi manada bir uyum tartışması var. Ve politikacılar her türlü meşru imkanı uyum için kullanmaktan yana. Bunun içinde ağırlıklı olarak futbolu "Spor birleştiriyor, bütünleştiriyor, kaynaştırıyor" sloganıyla Federal Aile, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından oldukça caf caflı kampanyalar bile yapıldı. Örnek olsun diye, Cumhurbaşkanı Johannes Rau bile çocuklarla top oynamak için sahaya indi. Sporda insanların bir araya geldikleri doğru. Fakat futbol maçlarına baktığımızda ise bunun hiçde söylenildiği gibi olmadığı görülüyor. Sahaya çıkan takımlardan adı yabancı olan, genelde maça mağlup başlıyor. Böyle şey olurmu diyenleriniz çıkacaktır elbette. Evet, takımlardan biri Alman ise yabancı takımın işi gerçekten çok zor. Birde iki yabancı takım sahaya çıkıyorsa ve bunların arasında Türk-Yunan gibi "milli" bir kavga varsa, o zaman seyredin siz sahadaki cümbüşü. Adam gibi futbolunu oynayan takımlarımız, kulüplerimiz de yok değil. Fakat bunlar denizde damla.

Spor mahkemelerine intikal eden olaylı maçların duruşmalarında yaşananlar ise en sakin insanı bile delirtmek için yetip de artıyor.
Birincisi yabancı (!) bir takımsınız. Adınız bile yabancı. Karar vermesi beklenilenler sizi dinleme zahmetinde bile bulunmuyor. Hele hele hakem sizinle ilgili çok azda olsa menfi bir rapor tutmuş ise hiç mi hiç şansınız yok. Futbolcular arasında bu mahkemelere "Nazi dönemi mahkemeleri" yakıştırması yapılıyor. Genelde emanet sahalarda antreman yapmak ve maça çıkmak zorunda bırakılan Türklerin başında bulundukları futbol kulüplerinin işleri tahmin edildiğinden de zor. Hele hele birde şampiyonluğa falan oynuyorsanız o zaman Allah yardımcınız olsun. Mağduriyetin her çeşidinin görüldüğü, dışlama ve ırkçılığın fiilen yaşandığı yerlerde nasıl birleşme, bütünleşme ve kaynaşma olur bizler merak ediyoruz doğrusu. Bileğinin hakkıyla maçı kazanan göçmen futbol takımlarının masa başlarında nasıl mağlup ilan edildiklerini, puanlarının nasıl silindiğini ancak yaşayanlar bilir. Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdeki futbol takımlarının idarecilerine sorarsanız, anlatılacaklara sizlerde şaşıracaksınız.

Kamuoyunun yeterince gündemine taşınamayan bu problemle ilgili olarak herşeyden önce, futbolu spor için oynadığımızı başta kendimiz inanmak ve bunu hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Sakin olup futbolumuzu oynayıp, maçtan galip ayrılmanın sahadaki tek işimiz olduğunu asla unutmamalıyız. Daha sonra, spor kamuyounda etkili bir lobi oluşturulması elzem. Kulüpler, bulundukları yerlerden mahalli, eyalet ve federal düzeyden politikacıları gelişme ve yaşananlarla ilgili mümkün mertebe objektif bilgilendirmeleri mutlaka gerçekleştirmeli. "Bizi desteklemezler. Mutlaka Alman tarafını tutarlar" yaklaşımı, erken havlu atmak olduğu gibi, mağduriyetlerin bilmem kaç yıl daha geçsede yaşanmaya devam etmesine doğrudan razı olmak demektir. Evet, spor sahalarında göçmenler aleyhine yaşanan hertürlü olay, uygulamaların çözümleri her konuda olduğu gibi yine bizim kendimizde yatıyor. Bugün göçmenlerin karşı karşıya bırakıldığı üzücü farklı uygulamalar, ne zaman kendi meselelerimizin takipçisi olmaya başladık o zaman  çözülmeye başlayacak. Gerisi, kendi kendimizi avuttuğumuz masaldan başka birşey değil...

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!

"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 

Tiyatroyu seven muhafazakarlar

Oylarımıza sahip çıkalım

Vekâletle yaşma alışkanlığı

Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı

Esas mesele samimiyet(sizlik)

Almanya treni kalkıyor

Göç Kanunu ve terör

Eğitim mi dediniz, o da ne?

İzin ve zorla evlilikler

Yok saydığımız kadın sığınma evleri

Sanal dostları tanımak 

Karelerin tamamladığı resim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Hedef

Muhsin Ceylan
Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!
Üzeyir Lokman Çaycı
Yargılanmışım
Sizden Biri
Bu çocuklar nereye gidiyor
Mahmut Aşkar
Hergün on muharrem her yer kerbela
Ismail Tüysüz
Milli kültürümüz de nevruz
Fazlı Arabacı
Din Anlayışımıza Dair
Fikret Ekin
Kaşınan ve Kaşıyanlar
İsmail Altıntaş
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Şefik Kantar
Önemli bir başarı !
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Ahmet'in Hikayesi