·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BİR SES

               Muhsin Ceylan

 

mceylan99@yahoo.de



Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!

Almanya’da, ’’göçmen’’ ve ’’yabancı’’ denilince akla ilk biz, ’’Almanya Türkleri’’nin geldiği ve kasdedildiği tartışma götürmez bir gerçek. Bunun en basit delili ise, biz yeni yerlileri ilgilendiren her haberde gösterilen resimlerdir. Medyada, biz göçmen asıllılarla ilgili dışlayıcı, rencide edici, değer yargılarımızın alaya alındığı haberleri her gün bir yerde rastlamak mümkün. Bilhassa İslam dinine mensup Müslümanlar, her türlü insaf ölçülerinden uzak bir şekilde acımasızca aşağılanıyor, ötekileştiriliyor, şiddet yanlısı, taraftarı gibi gösteriliyor. Delilleri kendi varsayımları olan ve yorumlarını bunun üzerine bina eden bu uyumologlar, (Alman diline bir kelime daha kazandırdık. Bu katkımızı da unutmasınlar!)  bizlerin, kendi istedikleri hale gelinceye kadar bu topluma ait olmadığımızdan, olamıyacağımızdan dem vuruyor ve bu görüşü pompalıyor çoğunluk toplumuna.

Uyumologlara göre, biz Almanya Türkleri, dil öğrenemiyormuşuz, uyumsuzmuşuz, potansiyel şiddet yanlısı ve taraftarıymışız, demokrasi kavramı bizim için yeni olduğundan bilmiyormuşuz, bilhassa genç kuşaklarımız eğitimsiz dolayısıyla da işsiz-güçsüzlermiş. Bizlerin haktan hukuktan da anlamadığımız sıralandıktan sonra, ağızlardaki bakla çıkarılıp, uyumun nasıl olmasından bahsediliyor. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası. Göçmen asıllılarla değil onlar hakkında konuşmayı, ahkam kesmeyi yeğleyen, seven uyumologlarımızın bize göre bilerek gözardı ettikleri en önemli nokta; aynı masada eşit göz hizasında konuşmak. Karşılıklıklı oturup konuşmadan eksikliklerimizi fazlalıklarımızı beraberce tesbit etmeden, ortak bir uyum tarifi yap(a)madan, nerede buluşacağız!

Uyumologların içlerine sindirmeleri gereken ilk nokta çokluk, farklılık içinde birliktir. Yani, farklı kültürlerden insanların birbirlerini olduğu gibi kabullenmeleri işin olmazsa olmazıdır. Koca koca, kelli felli insanlar, Alman anayasası ve hukukuna saygılı  olmamızı istiyorlar ya bu acayip komiğime gidiyor. Bunun tersini iddia eden veya isteyen kim var? Bu kadar insafsızlık ve ayıp olmaz ve olmamalı. Nasıl ırkçıların bugün çeşitli eyaletlerde temsil edilmelerine rağmen bizler, ’’Almanya ırkçıdır’’ gibi bir düşünceye kapılmıyor ve aklımıza getirmiyorsak, dengesiz birileri farklı şeyler söylüyor diye, tüm göçmen asıllıları aynı kefeye koymanın akıllara ziyan bir davranış olduğu asla unutulmamalı.      

Evet, Almanya’da herkes Almancayı iyi öğren(ebil)meli, genç kuşaklar okullarda başarıyı yakalayabilmeli, hakettikleri diplomalarla iyi yerlere gel(ebil)meli, iş-güç sahibi olabilmeli. İyi de, bunların gerçekleşebilmesi için bu insanlara bu sahalardaki imkanlardan eşit bir şekilde yararlanma fırsatı verilmezse istenilen, hedeflenen ve arzulananlar hayalden ibaret kalmaz mı?! Almanya Türkleri’ni Almanca bilmiyor, şiddet yanlışı, hukuka, demokrasiye, ülke Anayasa ve kanunlarına  saygısızmış gibi gösterme saplantısından acilen kurtulmalıdır ülkem uyumologları! Kimse mevcut sıkıntıları inkar etmiyor. Problemler, gerek eyalet gerekse federal bazda, adalet, eğitim, gençlik, spor, sağlık ve uyum bakanlıklarının birlikte çalışmasıyla ancak çözülebilir. Peki böyle bir birliktelik var mı? Var da, bizim mi haberimiz yok?.  Sıkıntıların halli için gerekli olan bu bakanlıklar arası koordinasyonu biz mi kuracağız...     

Herşeye rağmen meselelere sağduyulu yaklaşmayı bırakmadık, bırakmayacağız. Gelecekten ümitsiz de değiliz. ’’Göç yolda düzelir’’ demiş atalarımız. Lakin bir 46 yıl daha beklemek istemiyor artık Almanya Türkleri. Bu ülkenin yeni yerlileri olarak, çoğunluk toplumuna şunu hatırlatmak isteriz: Anadolu insanı gittiği hiçbir yerde topluma zarar vermemiştir. Hep barış içinde birlikte yaşamaktan yana olmuştur. Sosyal gelişmeler emir komuta şeklinde olmaz, olamaz. Sıkıntılar sosyokültürel, sosyopolitik ve sosyopsikolojik açılardan ele alınıp aynı masada ve eşit göz hizasında, yani herkesin herkesi baştan ’’normal insan’’ görüp, eşit şartlarda birlikte yaşama arzusuyla ancak çözülebilir. Bu noktada top çoğunluk toplumundadır. Uyum paranoyasının kimseye bir faydasının olmadığını artık uyumologlarımız da anlamaya çalışmalı. 46 yıldır bu konuda yaşananlar ortada.

Ülke göç ve göçmenler politikasını şekillendirip uygulamaya koyanlar, yeni yeni proje hazırlatmayı bırakıp, mevcutlarına yeterli bütçe ayırmalıdırlar. Biz Almanya Türkleri’nin, mali boyutları sistemli bir şekilde gizlenen yani, uygulanma şansı olmayan sadece sağa sola gösterip hava basmak için hazırlanan konseptlere karnı tok artık...

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Berlin’e hayali bir soru
Kin vaizleri /Hassprediger
Erbakan ve partisine psikolog değerlendirmesi
Lobi, hizmet ve proje efendileri
Temennim, haksız çıkmak!
Şikayeti seviyoruz
Bekleyip, göreceğiz!
Değişen Almanya´ya ayak uydurmak
Ayaktakımı arasında
Gurbet ve devlet 
Menfaat karşılığı susmak
Sevmeme hakkını kullanmak
Temizlikçi Erika´nın oğlu Başbakan
Kazıktan yakınan kazıkcı!
İzin, zorla evlilik ve boşanmalar
Sayın Schily´e kim cevap vere(bile)cek?
Yaz gazeteci yaz" demesi kolay!
Günümüzün modası, değişmek ve dönüşmek!
"İmparator"ları da oyuna getirirlermiş 
Tiyatroyu seven muhafazakarlar
Oylarımıza sahip çıkalım
Vekâletle yaşma alışkanlığı
Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Esas mesele samimiyet(sizlik)
Almanya treni kalkıyor
Göç Kanunu ve terör
Eğitim mi dediniz, o da ne?
İzin ve zorla evlilikler
Yok saydığımız kadın sığınma evleri
Sanal dostları tanımak 
Karelerin tamamladığı resim
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Muhsin Ceylan
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
İbrahim Selamet
Uludağ Zirve notları (II)
Mahmut Aşkar
Batı’ya Sırt Çevirmek
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Hidayet Kayaalp
Söğüt’ün sevenleri
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Hayrettin Çakmak
AMERİKA.. İSRAİL..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Mustafa Can
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yılmaz Kuzucu
„Çocuk kuyuya düşmeden“
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Orhan Aras
Ayna Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan mı gösterir?
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Sebahattin Çelebi
O yağmurlar
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç