A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de












Şehirlerin ve Zihinlerin Gettoları


Alman Haber Alma Teşkilatı, BND’nin; ABD’nin kendi topraklarında zengin petrol yatakları bulmasından sonra Ortadoğu petrollerine ihtiyacı kalmayacağından bölgeden çekileceğine dair raporun basına sızdırılmasına kadar şahsen böyle bir gelişmeden haberim yoktu.

Daha sonra Fransa’nın Mali’ye başlattığı askerî çıkarma ve buna Almanya’nın şimdilik lojistik destek vermesi, İngiltere’nin ise bütün askerî unsurlarıyla Fransa’nın yanında “Radikal İslâmcı”lara karşı savaşmaya hazır olduğunu beyan etmesi; Avrupa’nın, ABD’ye kaptırdığı Ortadoğu’daki rolünü yeniden üstlenmeğe hazır olduğunun en belirgin işaretiydi.

Avrupa, ihtiyacı olan petrol ve diğer yeraltı kaynaklarını kontrol edebilmek için bundan sonra, iktisadî ve siyasî üstünlüğüne askeri gücünü de ilave ederek, Ortadoğu’da daha etkili olabilmenin gereğini yapacaktır. Bu da, daha çok kargaşa, ihtilaf, direniş ve kan demektir. ABD’nin öncülüğünde yürütülen askerî işgallerin etkisiyle, Avrupa Müslümanlarına uzanan son derece menfî gelişmeler biraz olsun azalmak üzereyken, AB ülkelerinin doğrudan müdahil ve taraf oldukları gelişmeler, buradaki Müslüman Göçmenlerin daha çok huzurunu kaçıracağı endişesini taşıyoruz.

Ağırlıklı olarak , “Misafir İşçi” statüsünde Batı Avrupa’ya gelen Müslüman Göçmenler ve onların devamı nesillerin, yerleştikleri ülkelerle tarih (mazi) birliği olmadığından, onları bu topraklara bağlayan unsurlar, istikbale (geleceğe) yöneliktir. Farklı milliyetlerden müteşekkil müslümanların, yaşadıkları ülkelerin yerlileriyle birlikte daha güzel, huzurlu ve güvenilir bir gelecek hazırlamak ve arkadan gelen nesilleri de ona göre inşa etmekten başka çıkar yolları yoktur. Fakat diğer taraftan yukarıya aktardığımız Ortadoğu kaynaklı, geleceğe endeksli uluslararası ihtilafların neticesi olarak, Türk, Arap veya bir başka etnik kökene sahip müslümanın başı daha da ağrıyacağa benziyor. Bunu bilerek, öngörerek gelecekte beraber olmanın ve beraberce geleceği inşa etmenin yolları şimdiden belirlenlenmelidir!

Zygmunt Bauman; “Yeni Dünya Düzeni, kendisini sağlama alabilmesi, kökleşmesi için, lokal (yerel) düzensizliklere ve mümkün olduğunca lokal ihtilaflara ihtiyacı var” diyor. Biz bunu; enerji kaynaklarının olduğu bölgelerdeki işgal, sömürü ve huzursuzluk; o kaynakları, kendi sanayi çarklarının dönmesi için, hâkimiyeti altında tutan ülkelerde huzur ve refaha dönüşür, şeklinde yorumlayabiliriz.

Deniz, içindeki yabancı maddeleri kıyıya attığı misâli, yerli-çoğulcu toplumlar da içlerindeki “yabancı unsurları” kendi sosyal hayatlarının, yerleşim mekânlarının ve düşünce alanlarının  merkezinden uzaklaştırır, yani hayatın ve düşüncenin kıyısına atarlar. Şehir hayatının ve düşünce dünyasının  “gettoları” böyle oluşur.  Eğer merkezdeki veya kendini öyle gören topluluk, sizi fizikî olarak kıyıya atamasa bile, değerler ve düşünce dünyasında, yani sizi, zihin dünyasının kıyısına atar ve oradaki gettoya hapseder.  Bundan sonra sizin her türünden düşünceniz veya inancınız “radikal” veya “aşırı”dır. Siz, Köln-Chorweiler’a, Duisburg-Marxloh’ya veya Berlin-Kreuzberg’e aitsiniz: Şehir, kendi “yabancı unsurlarını”, denizdeki çer-çöp gibi,  kıyıya atarak kendini temize çıkarmıştır.

Temenni asla etmemekle birlikte, görünen odur ki; Avrupa Müslüman Göçmenlerini yarınlarda daha da fırtınalı ve belalı günler bekliyor.Yarının Türk/Müslüman toplum öncüleri, buna göre fikrî ve psikolojik bazda donanımlı olmalıdırlar. Kendi anadilini pek iyi konuşamasa da, en az bir-iki yabancı lisan bilen, eğitimli, bilgili nesiller yetişiyor yetişmesine de... Beğeniriz, beğenmeyiz. Kabul ederiz, kabul etmeyiz lâkin; dünküler, belki düşüncelerinin esiriydiler fakat ya bugünküler? Genelleme yapmamakla birlikte; kendine hayran, ben merkezli, ihtiraslarına tutsak bir kuşak geliyor arkadan. Ki, medeniyetimizin çok önemli iki ilkesinden, mütevazilik ve diğergamlık, sadece bilinir fakat hayat hakkı verilmez bu nesillerce... Çünkü onlar; “Übermensch (insanüstü)” insan yaratma iddiasının zihinlerde yer ettiği bir felsefik coğrafyada yetişiyorlardı fakat, E. Fromm’un tabiriyle; adam, insan olamadan insanüstü olmak istedi.

Fırtınalı, buhranlı bir Avrupa’da, Türk/Müslüman ve herşeyden önce insan olarak kendine sahip olmak, bu erdemliliği muhafaza edebilmek için; inancınız, iddianız, gayeniz sizinle değil, siz inancınız, iddianız ve gayenizle özdeşleşmeli, bütünleşmelisiniz. Sizin ve mensubu olduğunuz kitlenin kimliğini ilkeleriniz belirlemeli, istekleriniz değil!

Ne yaşadığınız toplumda, ne de kendi camaatiniz, grubunuz, cemiyetiniz içinde fizikî ve fikrî gettolaşmalara zemin hazırlayın, fırsat verin! Sizin dışınızdaki ve müdahil olamayacağınız gelişmeler zaten sizi yeterince “merkez”in dışında tutmaya, kıyıya atmaya çalışacaktır. Her toplum kendi “öteki”sini yaratır veya kendisine, ötekileştirdiği bir kitle tayin eder. Bunu bizatihi gören ve yaşayanlar bari kendi içinde aynı yola heveslenmesin. Ortak paydalarda eylem birliği yapılmadığı müddetçe, bütün “üstün meziyetleriniz”in ve maharetlerinizin karşılığını almanız mümkün değil.

Özellikle bizim Türk/Müslüman (sivil kitle) kuruluşlarının, sözkonusu toplumun geleceğe endeksli hayatî çıkarları olunca, hiçbir kuruluş,”kuruluşüstü” olmadığı gibi, hiçbir temsilci de, “temsilciüstü” bir konumda kendisini göremez! Kuruluşlar topluma, yöneticiler de kuruluşa hizmeti ana ilke olarak benimser, içlerine sindirir ve başarının sırrını burada görürlerse; her türünden fiziki, sosyal ve fikrî gettoları tarümar edebilme şansını yakalamış olurlar. 

Avrupa Türkleri, kendi kültürel varlıklarını tehdit eden unsurlara karşı direndikleri takdirde, çalkantılı denizde seyreden geminin yolcuları gibidirler. Şayet “kaptanlar” ustaca manevra yaparlarsa, fazla zarar görmeden gemi sahile ulaşabilir. Aksi takdirde, gemiyi ve yolcularını kıyıya taşıma işini denizin kendisi üstlenir.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Şehirlerin ve Zihinlerin  Gettoları
Kalabalıklar İçinde Anonimleşmek
“Biz”likten, “Ben”liğe Doğru...
Arkaik Toplumlar, Gelişmekte Olanlar...
Memleketin İki Yüzü
İn Davanın Sırtından...
Türkiye’nin Büyük Çatısı veya Cihanşümul Devlet Tasavvuru
Ebuzer Üzerinden Kimlik Arayışı
Türkçe Varsa Biz de Varız
Büyük İnsan
İnsanlığa Yön Veren Nesiller
Bugünkü ve Yarınki Toplumlar
Bu Sesi Duy Türkiye:
Kızgın ve Kırgın Nesiller

Kültürel Ayrımcılık
İstikbale Giden Yol Haritamız
Niçin Öldürüyorlar...
Büyüsü Bozulan Batı
Yorgun Adam
Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

“Biz”likten, “Ben”liğe Doğru...
Fiiliyatta ve fikriyatta ileri gitmenin, bazı nefsî beklentilerden feragat etmenin, bir bedeli vardır
Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat