A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











Memleketin İki Yüzü

Berbere selam vererek içeri girmemle boşalan koltuğa oturtulmam bir oldu. Memleketimin berberleriyle taksi şoförleri insanın yedi sülalesini öğrenmeden yakasını bırakmazlar, bilirsiniz. Genç berber bir taraftan giderek azalan saçlarımı makaslarken, diğer taraftan da laflamayı ihmal etmiyordu. Saç tipiniz tıpkı babanıza benziyor, deyince aynadaki kendisine baktım. “Sizin kardeşinizin kiracısıydım bir zamanlar. O evi çok sevmiştim.” dedi. Kafamda dikilen adama aynada aval aval tekrar baktım. Çok sevdim dediği o evin her odasında soba yansa da kışın bir türlü ısınmaz ve her giren kiracı bundan şikâyetçi olurdu. Benim meraklı bakışlarıma gecikmeden karşılık verdi:

-Küçük olduğundan içerisi dolu görünüyordu. Şimdi büyük bir ev yaptırdım, mobilya içinde kayboluyor.

Genç adamın bu son söylediklerine takıldım doğrusu... Bana niçin yeni ve büyük bir ev yaptırdığını duyurmak ihtiyacını hissetti? Asıl söylemek istediği de bu olsa gerek.

Eğitimli ve yaşına göre ağırbaşlı bir başka tanıdığı memleketimde dinliyorum:

Akrabalarımdan işadamı birisi üç çocuğunu özel okulda okutuyordu. İşi iyi gitmediği, borç harç içinde olduğu hâlde okul masrafları olarak her sene dünyanın parasını vermesine bir anlam veremediğimden kendisine dedim ki, “Bak ben de devlet okullarında okuyarak bu yerlere geldim; ekonomik şartların elvermemesine rağmen çocuklarını illâ da özele göndermene gerek yok”. Bana; “İşadamı felancının çocukları herkesin gittiği okula gidiyor dedirtmem” dedi.

Yıllar yılı yakın akrabalarına kol-kanat germiş, imkânları ölçüsünde destek olmuş ve bu yüzden kapısı çalınmış bir evin kadınına, o çevreden kimseyi artık göremeyince, merak ettim, sordum.  Kadın önce derinden bir of çektikten sonra;

-Onlarınn hepsi artık zengin oldular, dedi.

Lafın gerisini o da getirmedi, ben de sormadım... Doğru ya, niye geleceklerdi ki; boynuz kulağı geçmişti zaten. Zengin olmakla adam olmak demekki farklı meziyetlermiş.

Yörede zamanın varlıklı kişilerinden yaşlı birisini eşimle birlikte sıcak bir yaz günü ziyarete gittik. Tek katlı kerpiç evin bahçesi de kendisi gibi son derece bakımsız ve sahipsiz görünüyordu. Sanki yıllar önce burası terk edilmiş gibiydi. Kapıyı tıklattık; ses yok... Bir daha; yine ses yok... Evde kimseciklerin olmadığına kanaat getirip, elimizde kocaman karpuzu kapının önüne bırakıp gitmek üzereyken, kapı içerden açıldı. Heybetli o adamdan geriye kat kat buruşmuş derinin kapladığı bir kemik yığını kalmıştı. Hanımının da durumu kendisinden pek farklı  değildi.

-Bu ne hâl, dedim.
-Paran olmayınca evlat bile kapıyı açmıyor, dedi.

Şehrin dere-tepe gibi inişli çıkışlı kaldırımında biraz yürüdükten sonra bazen kahvecinin sandalyeleri, bazen de dükkanları kaldırımları işgal eden malları yüzünden tekrar yola iniyorum. Daha beş adım yürümeden arkama dayanan arabanın korna sesiyle yine kaldırıma tırmanıyorum. Bir müddet elimi kolum sallayarak yürürken, kaldırımın tamamını işgal etmiş kocaman bir “jeep” karşıma çıkıyor. Zaten çok geniş olmayan caddenin sağ ve sol kenarları boydan boya park etmiş arabalarla iyice daraltıldığından, seyreden arabalarla köşe kapmaca oynayarak yoluma devam ediyorum. Bu şehir ve başta İstanbul olmak üzere neredeyse bütün şehirleri memleketimin, beton binalar ve arabalar tarafından işgal edildiğinden insanlar için yürünecek kaldırımlar, gezip dolaşılacak yeşil sahalar, parklar yok... Memleketimin   şehirlerinde insanlar, tenekeden arabaları ve betondan binaları için yaşarlar.

Bir arkadaşımın davetlisi olarak Memleketin Başşehri’nin en gözde semtinde bir lokantadayız. Arkaplanda çalan müziğin ecnebice olmasını ilk başta pek yadırgamıyorum. Biraz onlardan biraz bizden karışık devam eder zannediyorum. Fakat ilerleyen zaman içinde Ankara’nın Çankaya’sında, sahibi Türk, müşterisi bilâ istisna Türk olan bu lokantada niçin Türk müziğinin sesi kesilmişti... Müşterileri “vatandaştan olmadıklarından” mıydı? Görevliyi çağırarak gerekçeli itirazımı dile getirdim. Efendim bu beni aşar, deyip işletmenin sahibine durumu iletince, adam masamıza geldi; dinledi, yerden göğe kadar haklısınız, ben de çok severek dinlediğimden değil de, dedi ve birkaç dakika aradan geçmeden Türk müziği çalmaya başladı.

Büyükşehir insanının “ziyaretgâhı” hâline gelmiş çokkatlı alışveriş merkezlerinin hangisine gittiysem, yabancı sermayenin memleketimdeki hâkimiyeti kadar yabancı dillerin, Türkçe konuşulan toprakladaki istilasını gözlerimle gördüm.

Memleket insanını iyi gözlemleyen bir arkadaşı dinliyorum: Eskiden muhafazakâr kesim diğerline kıyasla Türkçe ve benzeri konularda daha duyarlı olurlardı. Şimdi ise, imkânı olan herkes çocuğunu İngilizce tedrisat yapan okullara verme yarışındalar.

Gelişen, hızla kalkınırken vatandaşının da anlaşılan odur ki, başı dönen, komşunun komşuyla, akrabanın akrabayla, arkadaşın arkadaşla nefes nefese zengin olma, mülk edinme, araba sahibi olma yarışına girdiği memleketimde,  bizden, kendimizden birşeyleri de aynı hızla kaybetmiyor muyuz?


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Memleketin İki Yüzü
İn Davanın Sırtından...
Türkiye’nin Büyük Çatısı veya Cihanşümul Devlet Tasavvuru
Ebuzer Üzerinden Kimlik Arayışı
Türkçe Varsa Biz de Varız
Büyük İnsan
İnsanlığa Yön Veren Nesiller
Bugünkü ve Yarınki Toplumlar
Bu Sesi Duy Türkiye:
Kızgın ve Kırgın Nesiller

Kültürel Ayrımcılık
İstikbale Giden Yol Haritamız
Niçin Öldürüyorlar...
Büyüsü Bozulan Batı
Yorgun Adam
Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat