·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


İki Zirve Arasında

Almanya’da 3,5 milyon civarında İslam dinine mensup insanın takriben 2,5 milyonu Türkiye’den bu ülkeye göç edenlerden oluşmaktadır. En büyük azınlık grubu oluşturan Türkiye kökenli göçmenlerin tahminen 500 ilâ  600 bini Alman vatandaşlığına geçmişlerdir. Türkler arasındaki işsizlik oranı da Almanya genelinin çok üzerinde, %26 civarındadır. Almanya’da “yabancılar” veya “Müslüman Azınlık”denildiğinde ilk akla gelen Türklerdir. Bu ülkedeki yabancılarla ilgili ne kadar mesele varsa, tamamı Türk Göçmen’i birinci dereceden ilgilendiren konulardır.

Yabancılar arasında en teşkilatlı olan Türk azınlığın hiçbir hayatî meselesi 45 yıllık geçmişine rağmen halledilmemiştir. Türk azınlık bir taraftan Alman siyaseti ve bürokrasisinin kurbanı olurken, diğer taraftan mensubu olduğu azınlığı temsil ettği iddiasında olan anlı-şanlı kuruluşlarımız, sadece kendilerine yönelik haklı/haksız suçlamalar karşısında savunma hattından bir türlü çıkamamaktadırlar. Vaziyet böyle olunca, toplumun öncelikleri teşkilat çıkarlarının çok gerisinde kalmaktadır.

Medyası ve siyasetiyle Almanya, Göçmen Türk/Müslüman Sivil Kitle Kuruluşlarına önce gözdağı vererek sindirdikten sonra görüşme masasına çağırıyor. Bu halet-i ruhiye içinde masaya oturarak buradaki Türk azınlığın hukukî ve kültürel haklarını savunacak temsilcinin ne derece başarılı olabileceğini tahmin etmek pek de zor olmasa gerek. Almanya’nın bu bildik taktiği karşısında, çantasında kendi araştırma ve tesbitlerini içeren birkaç sayfalık bile belgesi olmayan temsilcilerin var oluşu, bizim varlığımızı devam ettirmede ne kadar yeterli olur?

Geride bıraktığımız Temmuz ayı ortalarında Alman Hükümeti tarafından gerçekleştirilen göstermelik “Uyum Zirvesi” üzerindeki bulutlar dağılmadan önümüzdeki aylarda “İslam Zirvesi” hazırlıkları ve tartışmaları devam etmektedir. Her iki zirve de ilk etapta Türk azınlığı birinci derecede ilgilendirmektedir. Gerek uyum ve gerekse İslam konusunda Alman Hükümeti’nin önceden tasarladığı bir projesi vardır ve adım adım bunun hayata geçirilmesine doğru gidiliyor. Fakat Türklerin ne berraklaşmış bir taslak projesi ve ne de böyle bir proje olsa bile, bunu sahiplenecek ortak eylem planı vardır.

Anadolu’dan gelirken beraberinde getirdiği değerlere sımsıkı sarılan Türk, zaman ilerledikçe hem Türkiye’deki hem de buradaki değişimin çok gerisinde kaldığının bile farkında değil. Burada toplum öncülerinin vebali herkesden büyüktür. Bazıları bu kaçınılmaz gelişmelerin farkında bile olmadan hazırlıksız yakalanırken, bazıları da bu durumdan kontrolu altındaki toplumu maddi/manevi istismar yoluna gitti. Yıllarca gıdanın helâli veya haramıyla uğraşılırken, bir taraftan haram bildiğimize “helâl” damgasını vurarak müslümanın sırtından kapitalistleşenler, diğer taraftan başörtüsünü bayraklaştırırken örtülüyü mesleğinden ederek sokakta bırakanlar...  Bu arada olan yine bizden sonrakilere oldu ve nice helâllarımız haramlaşırken, neredeyse bir kuşağın istikbali de gümbürtüye gitti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetiyle şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Batı Avrupa Türklerine öğüt ve vaatten başka vereceği pek birşeyi yoktur. Federal Almanya’nın da Devleti ve Hükümetiyle bu ülkenin 2,5 milyon civarındaki Türkiye kökenli göçmeni için niyeti ve taktiği, yavaş yavaş uygulamaya başladığı siyaseti de artık herkesin malûmudur. Burada en büyük yük ve mesuliyet Türk kuruluşlarına düşmektedir.

Bu saatten sonra kötü görüntümüzü ve gidişatımzı sınırlı da olsa düzeltebilecek adres; üst kuruluşlarımızdır. Azınlıktan doğan haklarımız gün geçtikçe kısıtlanırken, hergün yeni bir töhmete maruz kalan temsilcilerimiz kendilerini aklama derdindedirler. Bu taktik savaşı yılgınlığa ve pısırıklığa sebebiyet vermemelidir. Hangi siyasî veya dinî görüşe sahip olunursa olunsun, sözkonusu azınlığın hayatî ehemmiyet arzeden önceliklerinde mutlaka birlik sağlanmalı ve bu ülkenin sosyal, hukukî ve kültürel gerçekleri de gözönünde bulundurularak talep edilen haklarımız koro halinde seslendirilmelidir.

Bilhassa “İslam Zirvesi” öncesi bu çerçevede bizim de bir “Acil Eylem Planı”mız olmalıdır.


Yazarın diğer yazıları:

İki Zirve Arasında
Sadece Ölü Balıklar mı?....
Alman Bastırınca....
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Çağdaş Yobazlar
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Türk de Olmasa.....
Kendisiyle Yüzleşmek
Bayrakla Göbek Bir Arada Olunca...
Senden Bana Yar Olmaz!
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim  Diyalogcularımız
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Oyuna Gelmemek
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Mahmut Aşkar
21.yüzyıl Faşizmi
Hayrettin Çakmak
Kabuk Bağlatılmayan Zırvalar
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Yılmaz Kuzucu
Tatille yenilenmek
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Osman Seçmez
Yeni bir Menevra
Sebahattin Çelebi
Çiçeğim
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Yakup Yurt
Mösyö Sarkozy kimdir?
Nuran Yelkenci
Benim Duam
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Ayten Kılıçarslan
Almanya yaşlanıyor
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Orhan Aras
Yüreği Yaralı Şair, Tofig Abidin
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Halil Gülel
Dış Görünüş
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç