·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


Türk de Olmasa.....

Küreselleşen dünyanın insanları eskisinden daha samimiyetsiz ve şaşkın vaziyette. Önceleri milli sınırları içindeki insanlar, mensubu oldukları ve tasvip etikleri milli kimlikleriyle bütünleşerek kendilerini takdim ederken daha samimiydiler. Dünya devlerinin güya kucaklaştığı, Birleşik Avrupa Devletleri’ne doğru yol alındığı bugünlerde milli kimliğini adeta gizlemek mecburiyetinde kalanlar hem şaşkın hem de mutsuzlar. Devletler bir taraftan siyasi, ticari ve kültürel münasebetleri sıklaştırırken, amansız bir rekabeti de elden bırakmıyorlar. Gerek insanlar ve gerekse devlet yetkilileri yüz yüze geldiklerinde, barış, dayanışma, birlik, dostluk ve insanlık adına birbirlerine gülücükler, sevgi ve saygıları esirgemezken, arkalarına döner dönmez kelimenin tam manasıyla birbirinin kuyusunu kazmaya başlıyorlar. Efendim, Avrupa Birliği ile A.B.D arasında bilhassa 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra, dünya nimetlerini paylaşma konusunda müthiş bir rekabetin olduğunu, AB ülkelerinin büyüklerinden Almanya’nın diğerleri tarafından kıskançlıkla karışık, Hitler döneminden gelen acıların da etkisiyle hiç sevilmediği, Fransa ve İngiltere arasında Avrupa tarihinin derinliklerinden gelen bir çekişmenin hiç eksik olmadığı herkes tarafından zaten bilinmektedir.

Kendi içlerinde birbirlerine tepeden bakan, hor gören, kıskanan Avrupalılar, Türklere karşı hemen birlik ve dayanışma içine girerek, fiiliyat ve fikriyatta birleşebiliyorlar. Aile kurumunun tarümar olduğu, yakın aile fertleri arasında bile beşeri münasebetlerin tamamıyla menfaata dayandığı, eski geleneklerin 1960’larda Amerika’dan gelen değişim rüzgarıyla ortadan kalktığı, insanların gittikçe kiliseden uzaklaştığı gerçeğini hem görüyor ve hem de dostluklarımızın devam ettiği Avrupalıların kendilerinden dinliyoruz. Zaman zaman Alman dostlarımız, Türklerdeki bu ailevi ve insani bağların korunmasına, inançlarına sahip çıkmalarına hem gıptayla bakıyor ve hem de, bu konuda sizlerden öğreneceğimiz çok şeyler var, diyerek itirafta bulunuyorlar. Bilhassa bize karşı her yönüyle kendi üstünlüklerine inanmış Avrupalı’nın bu zoraki itirafı, işin resmi tarafını ve geneli yansıtmıyor. Siyasiler, gazete ve televizyonlar, toplumun fikir babaları, içine düştükleri bataklıktan kurtulmanın yolunu Türk ve İslam aleytarlığında görüyorlar. Propagandayı, iletişim araçları yoluyla ve Anti-İslam, Anti-Türk unsurları önplana çıkararak, onları teşvik ederek yapabiliyorlar.

Kendi aralarında milliciliğin en azından resmiyette rağbet görmediği ve bu yüzden hem değerler kaybına uğrayan, hem de istikameti şaşıran Avrupalıların imdadına bütün müslümalar adına Türkler yetişiyor. Bildiğiniz gibi genelde Batı dünyasında İslam düşmanlığı, Hırıstiyan alemin dini ve milli kimliğini muhafaza edebilmesi için revaçtadır. Bilhassa Avrupalı’nın zihnine yer etmiş bir fenomen (hadise) var: Türk eşittir Müslüman! Türkiye-AB münasebetlerinde, Türk ve İslam karşıtlarının elindeki en büyük koz, yine Türklerdir! Türklerin Avrupayı istilası... “Aynı durumun Türkiye’nin Arupa Birliği konusunda da söz konusu olduğunu söyleyen Peter Heine, ‘AB kendini pozitif bir şekilde tanımlamakta güçlük çektiği için adeta Türliye karşıtlığı şeklinde kimliğini güçlendirmeğe çalışıyor’ dedi.(Zaman Gazetesi, 7.7.05)” Avrupalı elitin, avama tavsiye ve tembihi: Aman dininizden uzaklaşmayın, şüpheye düşmeyin! Yoksa müslüman Türkler gelir, kiliselerimizi camiye çevirirler. Nüfusumuz gerilemesine, aile düzenimiz yıkılmasına, kadınlarımızı kadın hakları adına istismar etmemize rağmen, köle gibi alınıp satılan(!), dövülen, baskı ve zulüm yapılan(!), zorla başörtüsü bağlatılan(!), hiçbir hak-hukuku olmayan(!) müslüman kadınlara bakarak halinize şükredin ve mevcut değerlerinize sımsıkı sarılın!...

Yine gazetinin aynı haberinden Humboldt Üniversitesi Öğretim Üyesi Heine’den bir başka alıntı: “Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra İslam dünyasındaki kadınların durumu Batı’nın kimliği için önem arzediyor. Tüm dünyada benzer bir durum var. Kimliğimizi, ne olduğumuzu pozitif bir şekilde tanımlayamadığımız için ötekini olumsuz göstermek suretiyle kendi kimliğimizi güçlendirmiş oluyoruz. Müslüman kadınların bu şekilde gösterilmesi bizdeki kadınların kendilerini daha üstün ve daha rahat görmelerine yardımcı oluyor.”

Meramımızı bazılarına anlatmakta zorlanabilirdik. İmdadımıza Sayın Heine yetiştiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Gayemiz; ne körü körüne bir Batı sempatisi ve ne de antipatisi...
Sadece akl-ı selimin görmesi ve tesbit etmesi gerekenler...

Biz de olmasaydık halin nice olurdu ey Batı?...


Yazarın diğer yazıları:

Türk de Olmasa.....
Kendisiyle Yüzleşmek
Bayrakla Göbek Bir Arada Olunca...
Senden Bana Yar Olmaz!
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim  Diyalogcularımız
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Oyuna Gelmemek
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
Kendisiyle Yüzleşmek
Üzeyir Lokman  Çaycı
Dilde Bozulmalar 
ve Kültür Yozlaşmas
ı
Yılmaz Kuzucu
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
Yakup Yurt
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Mahmut Aşkar
Zalimler Dünyasının Mazlûmları
Nuran Yelkenci
Sahte Dünyanın Acıları
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-3
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Hasan Kayıhan
Avrupa'da Türkçenin Geleceği
Halil Gülel
Dış Görünüş
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç