·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


Moderniteye Direnen Değerlerimiz

Yeraltı, yerüstü, denizaltı kabloları ve uydu antenlerle ve kitaplar, gazeteler, dergilerle propaganda bombardımanına tutulan günümüz insanı beyin yıkama tehditi altındadır. Sağlıklı bir altyapınız yoksa, beşerî münasebetleriniz, yeme-içme, giyim-kuşam gibi tüketim kültürünüz, fikrî yapınız bu yönlendirme amaçlı bilgi, haber ve reklâmlardan mutlaka etkilenir. Bu etkilenmeden, umumiyetle olumsuz neticeler hasıl olur. Dünyamızın yeraltı ve yerüstü kaynakları gittikçe azalmasaydı, tenefüs ettiğimiz hava bunca sanayi ürünlerine rağmen kirlenmeseydi ve Allah kulu her insana yeterince iş ve aş olsaydı, o zaman bu ölesiye tüketime itirazımız olmayabilirdi. Ama durumun böyle olmadığını herkes bilmektedir ve ilim adamları bas-bas bağırarak, bu gidişle dünyanın acı sonunu herkesden önce sanayileşmiş ülkelerin hızlandırdığını ikaz etmektedirler.

İsraf (ihtiyaçtan fazla tüketim) derecesinde tüketilen sadece madde değil, hayâ, ar, iffet, sadakat, fazilet, ahlak, namus, şefkat, merhamet, mesuliyet, vefa, sevgi, utanmak gibi insanî özellikler, haram ve helâl gibi ilahî kurallar da lügatımızdan çıkarılarak, günlük hayatımızda yer verilmemektdir. Lisanında bu kavramlara yer vermeyen bir insanın, yukarıdaki değerleri ve benzerlerini taşıması, tatbik etmesi de beklenemez! Fert bazındaki bu değerleri, toplum, millet ve nihayetinde medeniyet ölçeğine vurarak neticeye gidebilirsiniz. Akıllılığın ölçüsü ilimle değil de, zenginlikle eşdeğer tutulduğunda ve hele ilmin de paranın tahakkûmu altına girdiği bu devirde, ilmî verileri dikkate alan akıllı insan sayısı da gittikçe azalmaktadır. Yukarıda söylediğimiz gibi, ilim adamlarının bas-bas bağırmasına rağmen, uluslararası sermaye ve bu şirketlerin sahibi sanayileşmiş ülkeler, A.B.D başta olmak üzere doğal kaynakları ve insanlık kaynaklarını hızla tüketme yarışı içindedirler. Bunun en bariz misâli ise, Ortadoğu’da petrol yüzünden koparılan kızılca kıyamettir.

“Modern İnsan” olur da, “Modern Aile” ve “Modern Toplum”olmaz mı? Fransızca’dan dilimize geçen “modern” kelimesi, çağdaş demektir. Çağa damgasını vuranlar, “modern”liğin de ölçülerini kendileri koymuşlardır. Bizim gibi kendi değerlerine sahip çıkamamış, onların kıymetini ve ehemmiyetini anlayamamış taklitçi milletler, bunları benimsemekten öteye bir maharet sergileyemezler. İçimizden herhangi birine “modern insan” tarifi sorulsa, kafamızda oluşan resim; Paris veya Milano kaynaklı modaya göre giyinmiş erkek veya kadın tiplemesidir. “Modern Aile” denildiğinde, az çocuklu veya çocuk yerine köpekli, apartman veya villa da oturan, yukarıdaki tarzda giyinen, yemekte su yerine şarap içen, halk oyunlarından ziyade kucak-kucağa dansı tercih eden ve böylelikle töreden, hele hele dinden epey uzaklarda duran bir aile! Modern toplumlar da, aşağı-yukarı yukarıdaki çerçeveye uyan insanlar ve ailelerden oluşan toplumlar olarak kabul edilir.

Modern toplumların alkol ve uyuşturucuya yenik düştüğünü, çağdaşlık dayatması yüzünden akraba ve aile bağlarının kalmadığını, fertler gittikçe bencilleştiği için evliliklerin azaldığını ve buna bağlı olarak ölümlerin doğumlardan daha fazla olduğunu bilmeyeniniz var mı? Cinsi sapıklığın, aile içi tecavüzlerin, (yazarken utanıyorum) çocuk pornoculuğunun, ruhî hastalıkların da önce sanayileşmiş ülkelerden başlayarak tüm insanlığı tehdit eder boyutlara geldiğini de duymayanınız var mı?

Ar mı, kâr mı?
İnsanın ar damarı çatlamayıversin... Böylesi bir zamanda ar’dan konuşmak, çağdaşlık olmuyormuş! Şimdi ar zamanı değil, kâr zamanıymış... Ne koparırsan, ne kadar ezersen ve namusu, töreyi, dini ve de kadını ne kadar harcarsan “kâr”! Düşman gözüyle baktıklarına ne kadar iftira eder, aşağılar, yurdu-yuvasını dağıtır, aile ocağını ne kadar tarümar edersen, o da “kâr”! Bu kârlılık bazen cehaletin, bazen de hasetliğin ürünüdür ki, cehennemin zakkum meyvesi gibidir.

Türk aile yapımıza uzun zamandan beridir dışarıdan yönlendirmelerle kötü niyetli müdahaleler, istisnaları genelleştirerek fethedilememiş bu kaleyi yıkmaya çalışıyorlar. Millî-manevî değerlerimizin dışına sarkmayan bu insanlığın yeşerdiği ocak, bütün menfî propagandalara ve kendi aile müessesesini yıkıp dağıttığına bin pişman olmuş hâkim medeniyet dayatmasına rağmen yıkılmayacaktır! Çağdaşlık; kendi namusuna sahip olmak, başkalarının namusuna göz dikmememektir. Bize göre modernlik, hayâ-ar sahibi olmak, utanmasını da bilmektir.


Yazarın diğer yazıları:

Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Türk de Olmasa.....
Kendisiyle Yüzleşmek
Bayrakla Göbek Bir Arada Olunca...
Senden Bana Yar Olmaz!
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim  Diyalogcularımız
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Oyuna Gelmemek
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Irak Savaşı Ve Amerikan Sermayesi
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Yakup Yurt
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Mahmut Aşkar
Kimliğimin Altı-Üstü
Ayten Kılıçarslan
Almanya yaşlanıyor
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman  Çaycı
Siyah Çelişkiler
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
Bozüyük’ü Doğru Okumak
Orhan Aras
Yüreği Yaralı Şair, Tofig Abidin
Fikret Ekin
İslam Düşmanlığı
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Halil Gülel
Dış Görünüş
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç