·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


Kendisiyle Yüzleşmek

Yazılması ve söylenmesi kadar kolay olmayan bir hadisedir, kendisiyle yüzleşmek. Başka bir ifadeyle; bu iş başkalarının hatasını görmek kadar kolay olsaydı, dünyada kötülük namına birşey kalmazdı. Bilgisizliğimizin yanısıra en büyük engelimiz, nefsimizdir. Bir toplum düşünün ki, her ferdi yaptıklarından kendisini sorguluyor, imtihana tabi tutuyor. Bilmediklerini bilenlere soruyor, bildiklerini de bilmeyenlerle paylaşıyor. Hürriyetinin sınırlarını, çevresindekilere zarar verecek noktaya gelmeden önce kendisi belirliyor. Bilerek veya bilmeyerek yaptıkları yanlışlardan ders çıkararak doğruları tesbit edebiliyor.

Böylesi fertlerden oluşan toplumların, kendisiyle yüzleşerek geleceğe yönelik varlığını devam ettirirken, mazisinde ihtilaflar ve şüphelere yer veren hiçbir karanlık sayfası olmaz. Fert olarak insan kendisiyle ilgili birtakım şeyleri örtbas etmeğe meyillendimi, bu durum ister istemez topluma da sirayet etmeye başlar. Kendisiyle ihtilafı olanların, yakın çevresi ve mensup olduğu toplumla da muhakkak o derecede anlaşmazlığı söz konusudur. İçinde yaşadığımız yüzyıldaki gelişmeler, teker teker insanlara ve ve milletlere her yönüyle meydan okumaktadır. İnsanlar gibi milletler de, bir taraftan üretim ve tüketim ikileminin, diğer taraftan ilmî gelişmeler paralelinde fennî (teknolojik) yeniliklerin karşısında zorlanmaktadır. Bu zorlanma; bilhassa ahlak, hak, hukuk, vücut ve beyin gücü gibi insanla alakalı konularda ön plana çıkmaktadır: Üretimde makinayla yarışma/rekabet noktasında zorlanan insanî güç, tüketimde israfa varan ihtiras, teknolojik üstünlüğü elinde tutanların başkalarını baskı ve sömürü altına alarak hak-hukuk kurallarını hiçe saymaları ve bunların içinde en hassas ve tehlikelisi; tamamıyla beşerî ahlak değerlerinin para gücüyle altüst edilmesidir.

Böylesine yoğun bir arz ve talepin, bilgi akışının ve hayatın her zerresinde rekabetin olduğu bir ortam ve zamanda insanî özelliklerimizi koruyabilmek için her Allah’ın günü kendimizle yüzleşmek mecburiyetindeyiz. Teklifler, seçenekler arttıkça, yol gösterenler, akıl verenler  çoğaldıkça, aklımıza ve vicdanımıza müracaat ederek, insanlık vasıflarımızı yitirmemek için azami gayret göstermemiz şarttır. Global rüzgâra kendisini kaptıran insanın da, toplumun da sonu meçhule doğru gitmektedir. Bu durum, uzaktan kumandalı bir araçla yolculuk yapan insanın kaderinin başkalarına teslim edilmişliğine benzemektedir: Ne direksiyon ve ne de fren hâkimiyetiniz var. Globalcıları ve onu başlatanları kendinizden çok akıllı olarak kabullenmeyin! Her devrin Neronları, Stalin ve Hitlerleri olmuştur. Yaşadığımız çağda da bu cinslerden yeterince vardır. Bugün ateşle oynayan Bushların, sermaye ve üretim araçlarını belli eller ve merkezlerde toplama gayreti ve hedefi içinde olan kapitalistlerin, insanlığa yükleyecekleri bedel, dünkü çılgınlarınkinden (önüne geçilemezse) daha az olmayacaktır.

Nasıl ki bir insanın başına beklenmedik bir olay geldiğinde, meselâ hapse düştüğünde kendisiyle iç muhasebeye veya bulunduğu mevkiden, elindeki mal-mülkden mahrum kaldığında bunun sebeplerini irdelemeğe başlıyorsa, milletler de oldukları seviyeden gerilere düşünce benzeri inceleme-araştırmalara yönelirler. Yani, sebep-sonuç ilişkisinden hareketle millet olarak yüzleşme safhası başlar. Osmanlı’nın çöküşünden sonra, uzun yıllar Türkiye kendisini sorgulamadı, kendisyle yüzleşmedi... Sadece geçmişi suçlayarak kendisinden kaçarcasına Batı’ya yaklaştı. Türkiye’deki siyasi/ideolojik hareketlerin mensupları da bilindiği gibi “12 Eylül 1980 İhtilâli”nden sonra kendileriyle yüzleşmeye başladılar. İslâm âlemindeki bütün baskılara rağmen aydın düzeyinde bu yönde bir mücadelenin mevcudiyeti bilinmektedir. Türkiye’de bilhassa son yıllarda hem elit tabakada ve hem de giderek halka yayılan bir hesaplaşma/yüzleşme umut verici seviyede devam etmektedir.

Şu anda dünyanın tek hakim gücü olarak kendini gören ABD için bizim çizmeğe çalıştığımız çerçevede bir yüzleşmeyi görmek mümkün olmasa da, AB’nin güçlü üye ülkeleri Almanya ve Fransa’da bir sorgulama döneminin başladığı görülebilir. Bu noktaya gelineceğini zaten yıllar öncesinden yine Batılı düşünürler öngörmüşlerdi.

Maalesef Batı’daki ahlâkî çöküntü ülkemizi de çoktan beridir tesiri altına almıştır. Bizim medeniyet anlayışımzdaki insana Batı’nın bugünkü medeniyetinde yer bulmak mümkün değildir. O bakımdan Türk insanı örnek aldığımız Batı’nın değer yargılarıyla kendisininkini mukayese etmelidir. Teknolojik gelişme insan olma vasfımızı yok etmemelidir. Bu konuda ilerlemiş ülkelerin yanlışlarını görerek karşı tedbirler alınmalıdır. Dünyadaki gelişme ve değişmeleri fark edebilen her fert, insanî, ailevî ve millî değerleriyle üstümüze üstümüze gelen “global değerler”i kıyaslayarak yönünü tayin edebilir. 

Yazarın diğer yazıları:

Kendisiyle Yüzleşmek
Bayrakla Göbek Bir Arada Olunca...
Senden Bana Yar Olmaz!
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim  Diyalogcularımız
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Oyuna Gelmemek
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
Kendisiyle Yüzleşmek
Yılmaz Kuzucu
Son kalemiz „Aile“„out“ mu oluyor?
Yakup Yurt
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Mahmut Aşkar
İdealizmle Modernizm Arasındaki İnsan
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Nuran Yelkenci
Tarihten Günümüze Sahte Dindarlar
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-3
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Üzeyir Lokman  Çaycı
Referandum ve halkın ortaya çıkan tepkisi
Orhan Aras
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Hasan Kayıhan
Avrupa'da Türkçenin Geleceği
Halil Gülel
Dış Görünüş
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç