·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


“CAVANLIK  BİR  UÇAR  KUŞTUR
 KOCALIK  BİR  NAÇAR  İŞTİR”


Bazılarımız müslüman bir anne-babadan doğduğu için inansa da, inanmasa da, din kimliği olarak müslümandır. İlerleyen zaman içinde bu kimlikten uzak durmak, onu inkâr etmek, yok saymak için bazıları elinden geleni ardına koymaz. Toplumun büyük bir kesimi ise, sevabı-günahıyla, yanlışı-doğrusuyla din kimliğini benimseyerek, “Elhamdulillâh müslümanım” diyebiliyor. Belli kesim de baba ocağında, yakın çevresinde ve okulda görüp götürdüğü dinî bilgiyle yetinmeyerek, kendi gayretiyle bu istikametteki bilgisini derinleştirme gayretini gösteriyor.

Muhakeme edebilen beyinler için yaşadığımız çağ, bilhassa İslâm’ı anlayabilmek, kavrayabilmek ve öğrenebilmek için bize yeterince malzeme ve kaynak vermektedir. Bu konuda Türk entellektüelinin kendi bariyerlerini aşmada epey zorlandığını görmekteyiz. Halkımız, “Düşmez kalkmaz bir Allah’tır” demiş demesine de, dünyalık aydınlarımız bunun sadece “Cahil Müslüman” için geçerli olduğuna inandığından dolayı, kendisini bu tanımlamanın dışında görmüştür. Ne varki, hayat tecrübesine dayanan bu nasihattan dersi almayanların başına (kendilerine göre) beklenmedik bir iş geldiğinde; bu sefer de yine aynı cenahtan gelen, “Bir musibet bin nasihattan iyidir” sözüne muhatap olmaktan kendilerini kurtaramıyorlar.

Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinin gündemden düşmediği bugünlerde konuyla ilgili görüş beyan eden Rahşan Ecevit’in gazetelerdeki “Din elden gidiyor” demecini herhalde sizler de okumuş veya duymuşsunuzdur: “Ben bir müslümanım. Ülkemde müslümanlığın gerilemesine razı olamam. Ben ülkemde hurefelerden uzak, din sömürüsünden uzak Sünni’siyle Alevi’siyle sağlıklı bir İslâm’ı yaşamak istiyorum.” (1)

Dinin elden gitmek üzere olduğunu Rahşan Ecevit’ten duymak; madalyonun bir yüzü. Bunu muhafazakâr kesimden bir siyasetçi söylemiş olsaydı, dikkate alınmayacağı gibi, koro halinde “Saldırın gericiye!..” çağrısı yeri göğü inletirdi. Benim şahsen dikkatimi çeken taraf; “Söyleyene değil de söyletene bak!” noktasındadır. Yani; Rahşan Hanım’ın bu demeci hangi yaşta verdiği dikkatimi celp etmiştir.

Benden yaşça epey büyük olan bizim bir “Hacı Ağabeyi”miz vardır. O kendisinden büyüğe de küçüğe de, “Abi” diye hitap eder. Cami derneğimizin de üyesi olan Hacı Ağabey, titiz ve çalışkan bir insandır. Bana günün birinde, “Ah benim Ağabeyciğim, senin şu gördüğün Hacı zamanında (gençliğinde) ne günâhlar işledi. Benim buralarda bulunmamın sebebi, işte o günâhlarımın bağışlanması içindir.”  dedi ve tatlı bir gülümsemeyle konuyu kapatmaya çalıştı.

Tabiri caizse bunlar, “bir ayağının çukurda olduğu” çağdaki dindarların dindarlıklarıdır ki, pek nazar-ı dikkatimi çekmez! Bu bizim Hacı Ağabeyi veya Rahşan Hanım da olsa, çapı ve yaşı kadar iz bırakır, tesir eder...

Zaman zaman Türk basınında bir Serdar Turgut ismini duyardım. Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirilen Turgut, o günlerde bir beyin kanaması geçirmişti. Uzun bir tedaviden sonra sağlığına yeniden kavuşmaya başlayan S. Turgut: “Ben artık ateist değilim. Duanın gücünü keşfettim. Allah’tan yardım istedim. Şimdi herşeyi istiyorum O’ndan. Beyin kanamasından sonra Kuran-ı Kerim okudum.” (2)

1980’li yılların Türk sinemasında “dişi” kadın olarak tanınan ve intihar giriğişimlerini mazide bırakan Ahu Tuğba: Günde iki buçuk saat Kuran okuyorum. Huzur buluyorum.” (3)

Örnekleri daha da çoğaltmadan yazımızın başlığına dönerek konuyu noktalamak istiyorum: İslâm’ın keşfedilmesi, O’na yeniden dönülmesi keşke yaşlanmadan, hastalanmadan, felâketlerle karşılaşmadan olsa!... Siyasetçisi, aydını ve genciyle beraber sağlam kafa ve vücutla bu dinin kıymeti bilinerek, gereği yapılsa!... Rahmetli ninemin, “Kocalık (ihtiyarlık) bir naçar (çaresiz) iştir” demesini biz de, yaş daha çok ilerlemeden anlamaya başladık. “Cavanlık (gençlik) bir uçar kuştur” demesini ise, geriye dönüp bakarak tasdikliyorum.

Pişmanlık duymayacağınız bir gençlik dönemi ve kıymetini bileceğiniz bir ihtiyarlık devresi temenisiyle...

(1)   :  Milliyet Gazetesi, 4 Ocak 2005
(2)   :  Zaman Gazetesi, Nuriye Akman, 3 Ocak 2005
(3)   :  Yeni Şafak Gazetesi, Özlem Albayrak, 27 Ocak 2005

Yazarın diğer yazıları:

Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir N
açar İştir
Orhan Aras
Juan Goytisolo
Mahmut Aşkar
Dil ve Din Meselemiz
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Mustafa Can
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
Yılmaz Kuzucu
Varılmaz menzile bu gidişle
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Sebahattin Çelebi
Adını bilmeyen şehirler…
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Serdar Çelebi
Mostar köprüsü açıldı
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç