·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  OLAYLAR

               Mehmet Ali Aladağ

 

aladag@turkpartner.de


Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya

“Bu memlekette tek tehlikeli insan vardır, düşüncenin tehlikeli olduğunu söyleyen insan.”
(Cemil Meriç)

Binyıllardan beri ardı arkası kesilmeden günümüze kadar taşınan Doğu-Batı münasebetleri, çağımız düşünürlerinin en çok meşgul oldukları konuların başında gelir. Bu yazımızda, cumhuriyet döneminin önemli fikir adamlarından Rahmetli Cemil Meriç’le bir ufuk turu yapacağız:

“Düşünce bir günde kurulmaz. Avrupa’nın meyvelerini koparıp, kendi ağacımıza astık.” Fikrî tıkanıklığımızın, bocalamamızın başlangıç sebebi, kanaatimce üstadın bu tesbitinde yatmaktadır. Meyve vermesi gereken ağacın önce fidan olarak dikilmesi ve meyve verene kadar beklenilmesi gerekirken biz, meyvesiz ağacımıza (fikir üretemeyen sözde aydınlarımıza) Batı’nın kendi şartları içinde oluşturduğu meyveleri (oluşmuş fikirleri) benimsetmiş, kabullendirmişiz. Bunun niye böyle olduğunu da şu cümlelerde görmek mümkündür: “Tanzimat’ta Namık Kemal ile başlayıp Celâl Nuri’de sona eren sığ bir düşünceye heveslenme hareketi vardı. Türk intelijansyası önce saraya yaltaklandı, sonra da devlete.”

Yazar biraz daha eski tatrihlere giderek; İslâm’dan evvel Türk düşüncesi yoktur. Bir Farabî’ye bir İbn Haldun’a dayayacağız düşüncemizin köklerini, demektedir. Şimdi, tarihi ve tarihe mal olmuş şahsiyetleri kutsallaştırma noktasında dokunulmazlık zırhı giydirenlerin şiddetle karşı duracağı bir başka iddiasını okuyalım Cemil Meriç’in: “Bir elinde kılıç, bir elinde Kur’an tutan Osmanoğlu, düşüncenin kıpırdamasına izin vermez.”. Sadece bu iddia, yerine göre tesbit, başlıbaşına bir inceleme-araştırma konusudur. Herkes mevcut tarih bilgisi ışığında bu fikre yorum getirebilir; yanlış veya doğru olduğuna karar verebilir. Bazı tarih araştırmacılarına göre; Yavuz Sultan Selim’le başlayan halifelik devri, başka bir ifadeyle, ‘dinin devletleştirilmesi’, yine yazarın da, “Dinde şüphe küfürdür.” sözüne atıfta bulunması, bu iddiaya haklılık payı kazandırmaktadır.

Avrupa Birliği’ne girme sürecinde her Türk’ün eskisinden daha fazla ve daha yakından Avrupa’daki hakim düşünce yapısını anladığı kanaatindeyim. Batı’yla aramızdaki münasebetler sıklaştıkça, hadiselere bakış açımız da müsbetleşiyor. Nitekim Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi tam üyeliğe alıp-almama konusundaki takındığı tavır; AB’nin sınırlarının nereye kadar olup-olmaması, hem kafaları karıştırmakta, hem de menfaatleri doğrultusundaki niyetlerini açığa vurmaktadır. Halbuki Cemil Meriç, 1965 yılında kaleme aldığı yazısında; Doğu, Batı’nın menfaatleriyle sınırlıdır, diyordu. Bugün de aynısını yapmıyorlar mı?... Akdenizin doğusundaki Kıbrıs adasını Avrupa sınırlarına dahil eden zihniyetin Türkiye’ye karşı tavrı ortada...

İlâhî dinlerle beraber medeniyetlerin de doğuş yeri olan Doğu öyle bir coğrafyadır ki, “Batı ruhunun mayası olan Hıristiyanlık bile Doğu’dan gelmiştir.” Ve, “Avrupa karanlık katedrallerde dualar mırıldanırken, Müslüman Doğu, Endülüs’te muazzam bir medeniyet kurmuştu.” Batılılaşma Hareketleri’yle başlayan yön değiştirmeler neticesinde bilhassa Cumhuriyet Türkiyesi aydınımız kendi coğrafyasındaki gelişim ve değişimlere ehemmiyet vermeyerek, son noktası da konmuş hazır düşünce sistemlerini ithal ederken, ne yeterince Batı’yı tanıyordu ve ne de gittikçe uzaklaştığı Müslüman Doğu’yu... Bu sebepten dolayı Üstad Cemil Meriç; “Bizim büyük bedbahtlığımız Asya’yı da Avrupa’yı da tanımamamızdır” derken, tesbiti yerindeydi. Osmanlı ile Hıristiyan Avrupa’nın hep savaştığını biliriz de, bunun dışında kayda değer karşılıklı münasebetlerinin, bugünkü manada diyaloglarının zaten olmadığını yine Meriç’in, “Osmanlı ile Avrupalı hiç diyaloğa girmemişlerdir” sözleriyle pekiştirelim. 
Batı aydının kafa yapısını iyi dercede tanıyan ve bu istikametteki literatürü yakından takip eden C. Meriç; “Aydın zümreler Tanrı’nın yerine insanı oturtmuşlardır. Avrupa insanı Tanrı’nın defnine Nietzsche’nin dâvetinden evvel koşmuştu. Tanrı’nın yerine insanı koyan ilk Alman yazarı Strauss ve Feuerbach’dır.” 

Batı aydını Tanrı yerine insanı oturturken, “Nasyonal Sosyalizm ve Faşizm (1922-1942), Tanrı’dan boşalan tahta başka bir mit oturttular: üstün ırk mitini”.  Üstad; bu ölen Tanrı, Hıristiyan Tanrı’sıdır, diyerek yanlış anlaşılmaları da böylece bertaraf etmiş oluyor.

Azçok gazete okuyan, kitap karıştıran ve televizyon seyredenler de bilirler ki, Batı, kendi “Üstün Medeniyet”ini dünyada ve bilhassa İslâm aleminde hakim kılmada hayli iddialı ve başarılı olmuştur. Bu zoraki üstünlük psikolojisi altında ezilen Müslüman Doğu aydını ekseriyetle “Üstün Batı Medeniyet”ini ve ona bağlı değerleri kabullenmiştir. Bu durum gerçekleşmemiş olsaydı, biz de bugünkü gibi fikrî, askerî ve iktisadî olarak ABD ve AB’nin hegemonyası altında ezilmezdik. Bize önce kendilerinin büyüklüğünü, bizim de küçüklüğümüzü kabul ettirdiler. Bu durum, yenilgiyi zaten baştan kabullenmek demektir.
ABD’nin fiilen işgal ettiği ülkelerde uyguladığı metot, “Hıristiyan Avrupa kana buladığı ülkelerin insanlarını küçük düşürmek ister”den daha farklı birşey değildir.

Not: Bu alıntıları ve daha fazlasını Cemil Meriç’in İletişim Yayınları tarafından neşredilen, “Sosyoloji Notları ve Konferanslar” adlı kitabında bulabilirsiniz.

Yazarın diğer yazıları:

Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim  Diyalogcularımız
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Oyuna Gelmemek
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir

Varılmaz menzile bu gidişle
Bomba yağar başıma
Gurbet düğünleri
ALSAK MI, ALMASAK MI?
Terörizmle kolonizm arasında


   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

M. Ali Aladağ
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Hasan Kayıhan
Avrupa'da Türkçenin Geleceği
Nuran Yelkenci
Örnek Müslüman Kadın Hz. Meryem
Yılmaz Kuzucu
Bir başka açıdan Diyalog
Halil Gülel
Dış Görünüş
Mahmut Aşkar
Kendisiyle Kavgalı Millet
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Hidayet Kayaalp
Övgülerle sövgüler arasında
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-1
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç