A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  BİR DÜŞÜNCE

              Dr. İsmail Altıntaş

 

Is.Altintas@gmx.de

                       
Diaspora ve Kimlik
 
Kültürel kimlik, ortak coğrafi, tarihi deneyimleri ve paylaşılan kültürel kuralları içerir; bunlar da bizi, “bir topluluk” haline getirir. Bu birliğin oluşumu ve devamı, bütün diğer farklılıklardan daha önemli bir karakteristiktir.

Bir başka ifadeyle kültürel kimlik, “var olma” kadar bir “olma” olgusudur. Hem geçmişe hem de geleceğe aittir. Kültürel kimlikler birden bire oluşmaz; bir yerden gelir, başlangıçları, tarihleri, oluşum süreçleri vardır ve tarihi olan her şey gibi sürekli dönüşüme maruz kalırlar. Sonsuza kadar kökleşmiş bir geçmişe sabitlenme kabiliyetleri de yoktur; devamlı surette tarih, hakim kültür ve güç yaptırımlarıyla karşılaşma riskleri vardır. Kimlikler, bizi tanımlayan ve kendimizi tanımlayarak farklı durumlara verdiğimiz adlardır.

Kültürel kimlikler, tarihi, coğrafi şartlar altında ve kültür söylemleri içinde oluşan değişken özdeşim ya da birleşim noktalarıdır. Bir özellik değil, tanımlamadırlar. Bu nedenle, her zaman bir kimlik ve kendini tanımlama ihtiyacı var olagelmiştir.

Burada kimlik konumlamasında özdeşlik ve devamlılık söz konusudur. Biri bize farklılığımızı, diğeri ise eskiyi koruyarak yeni baskın kültürle devamlılığı ifade eder. Ancak, yeni durumlar insanları bütün farklılıklarına rağmen homojenleştirme ve aynı zamanda onları geçmişlerinden tamamen koparma projesine hizmet ediyor gibi gözükmektedir. Bir başka deyişle bu, farklı kimlikleri kendine benzeştirme/asimile projesidir. Şunu belirtmek gerekir ki, birlikte yaşama ve ‘öteki’ni tolere etme kültürü kendiliğinden kabullenilmelidir. Birlikte yaşama isteği ile tamamen benzeştirme eğilimini birbirinden ayırt etmek gerekir.

Ancak kimi zaman diasporada toplumsal yapının özünü, kişilik yapısını oluşturan kültürel kimlikler, asimilasyona tabi tutulmak istendiğinde içinde büyük anlam ve önem kazanan olgular olarak tezahür eder.

Kültür bir milletin yaşam biçimi olarak da tanımlanabilir. Sosyolojik çerçevede kültür bir milletin/toplumun örf, adet, gelenek, görenek ve inanca ilişkin bütün aktörlerini kapsayıcı bir ifadedir. Bu anlamda dini gün ve bayramları kutlama da bu kapsam içerisine girer ve toplumların tarihten devraldıkları kültürel mirasın kodlarını oluşturur. Ancak, dikkatle üzerinde durulması gereken nokta şudur: Farklı kültürel kimliğe sahip olan birey veya topluluk, farklıklarını koruyarak evrensel kültürü benimseyebilir. Evrensel olan, insanlığın ortaklaşa oluşturduğu değerler manzumesidir.

Yukarıda teorik çerçevesini çizmeye çalıştığımız kültürel kimlik olgusunu ya da sorununu güncel deneyimlerin ışığında ele alarak aşağıdaki örnekten hareket ettiğimizde, tespit edilmesi gereken yeni bir durum ve konumlama ile karşı karşıya olduğumuzu görürüz.

Mesela, bu yıl sadece Avrupa’da değil tüm dünyada ilginç bir durum tecrübe edilmektedir. Bilindiği gibi Noel, Kurban Bayramı ve Yılbaşı birbiri ardına aynı günlere rast geldi. Noel Hıristiyan inancına aittir. Kurban Bayramı, Müslümanların iki dini bayramından biridir. Buraya kadar sorun yok. Her din mensubu kendine ait dini bayramını kutlama hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. Ancak, konu yılbaşına gelince farklı yorumlar ortaya çıkmaktadır. Bazı din mensupları tarafından yılbaşının Hz. İsa´nın doğumuyla ilgili olduğu, dolayısıyla yılbaşının Hıristiyanlığa ait bir dini olgu olduğu tezi savunulurken, aynı kitleden diğer bir kısmı da yılbaşının Noel’den ayrı olarak evrensel kültür haline geldiğini ifade etmektedir.

Burada şunu vurgulamak gerekir ki, sosyo-kültürel evrimini önemli ölçüde tamamlamış olan yetişkin bir birey için mahalli olanla evrenseli ayırt etmek belki zor olmayacaktır. Yatay ve dikey sosyal hareketliliğin hâlâ devam ettiği günümüz dünyasında bireyler, sosyal çevrenin değişmesinden dolayı, sıklıkla yeni durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Çoğu kez farklı biçim ve formatlarda, kendisinden, yeni ya da hâkim sosyo-kültürel sisteme uyum istenmektedir.

Özetle; toplumda kültürün taşıyıcısı durumunda olan dili, kültürü ve kültürel değerleri koruma ve geliştirme konusunda istekli olmak gerekir. Kültürel dayanışma bağlarını güçlendirmek için dayanışmayı arttırıcı kültür unsurlarına önem verilmelidir. Sosyal ve kültürel dayanışmayı güçlendirici çalışmalar, diaspora toplumunda kaçınılmaz olarak bazı arayışları da beraberinde getirecek ve belki bu sayede içinde yaşadığımız topluma, farklılıklarımıza rağmen uzun zamandır üyeleri olduğumuzu da kabul ettirmiş olacağız.

“Dinde zorlama yoktur…”

 “Senin dinin sana, benimki bana…”

Yukarıdaki ayet meallerini verdikten sonra, herhalde sözün en güzelini kimin söylediğini hatırlatmaya gerek kalmayacaktır.

Bayramınız kutlu olsun! 

SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Diaspora ve Kimlik
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Gençlik ve Eğitim
Yılbaşı ve Noel Üzerine Düşünceler…
Akıl, Vahiy ve İslam Toplumları...
Veda Hutbesi ve İnsan Hakları
Yılbaşı ve İç Gözlem
Üç Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Milli ve Manevi Değerler
Aile ve toplumsal iþlevi
Olgun Insan
Ramazan ayýnýn düþündürdükleri


SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat