·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  RÖPORTAJ

            İsmail Tüysüz

 

Ismail@turkpartner.de

                       

BIR GARIP KOLLEKSIYONCU


Bu sayıdaki konuğumuz tam bir antika saat kolleksiyoncusu Mehmet Kılcı. 1943 doğumlu Mehmet Kılcı,31 seneden beri  Almanya`da
yaşıyor, evli ve 3 çocuk babası. Türk danış kuruluşunda görev yapan M.Kılcı Türkiyede sanat okulu elektrik bölümünde okurken başlamış kolleksiyonculuğa. Pul, eski para, kartpostal kolleksiyonculuğu derken son onbir senedenberi antika saat kolleksiyonu yapmaya başlayan Mehmet Kılcı`nın Almanya ve Türkiye de 1000 `in üzerinde çeşitli tür ve boyda saati var.

Ismail Tüysüz: Mehmet bey  saat kolleksiyonculuğu sizde nasıl başladı?

-Mehmet Kılcı:Tamirin hertürlüsünü eskiden beri severdim. Araba tamiri, elektrik tamiri, inşaat tamiri ne olursa olsun; aksayan yeri bulmak, çalışma sistemini kavramak, benim merakımı çekerdi.

Düren de oturduğumuz yıllarda çocuklar yılda bir defa ilkbaharda yapılan ve 3 gün süren çocuk bitpazarında kendi oyuncaklarını satarken tesadüfen hoşlarına giden Uhu kuşu formunda mekanik bir saat almışlar. Bu saati de çocuklarım satış masasına koymuşlar. Aslında satmaya hiç niyetimde yoktu. Alıcıların ısrarı üzerine çocuklar 6,- DM ye aldıkları bu saati 16,- DM ye satmışlar. Ikinci gün tekrar başka bir saat aldım. Bunu da çocuklar iki misline sattılar. Baktık ki , bu iş oldukça ilginç. Böylece saat kolleksiyonculuğuna başaladım. Bu tutku, günden güne gelişerek bir sevgi haline dönüştü. Hafta sonlarını antika saat arayıp tamir  ederek geçiriyorum.Gördüğünüz gibi evimin Bodrum ve garajını bu işleri yapmak için ayırdım.

Evinizde gördüğümüz kadarıyla saatleri belli grup ve kategorilere ayırmışsınız.Bu işleri yapabilmek için belli bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır sanırım.

Elbette. Saatlerin yapıldığı yerler, tarihçeleri, çeşitleri, ağırlıkla çalışan saatler, zemberekli saatler, pilli saatler vs diye saatleri gruplandırabiliriz.Bu konuda özel kitaplar saatlerle ilgili çeşitli katologlar edindim.

Peki siz saatleri hangi gruplara ayırdınız.?
Ben mekanik saatler topluyorum. Normal kurmalı, küçüklerde tek zemberekle hem zil hem zemberek kutusu(Müzik çalan mekanizma), büyük ev saatlerinde zil ayrı saat ayrı kurmalı.
Dahada ayıracak olursak saniye göstergesi farklı olanlar (Pandül). Kabı ağaç,metal döküm vs.
Bir de zembereklerinin uzunluğuna göre 24 saatte, haftada veya 15 günde kurulan saatler var. Duvar saatlerinde müzikli olanların müziği saat başı değişen saatler, her 15 dakikada ayrı müzik verenler, yada saat başında gong sesi verenler var.

Hobinizi çok sevdiğinizi görüyoruz. Size hobiniz pahalıya mal
olmuyormu.?
Düzenli olarak bu hobiyi icra ediyorum. Satın aldığım saatlerin fazla eksiği olmasın kendim tamir ederim, vaktim var diye düşünüyorum. Bazı saatlerin eksik parçalarını sipariş verdiğim olduğu gibi, diğer tamir ve eksiklerini başka saatlerden yedek parça aldığım oluyor.
Başlangıçta bit pazarında insanlara görünmek bana zor geliyordu. Bu düşünceyi atlattım. Saatlerle ilgili sergi ve müzeleride fırsat buldukça geziyorum. Bu iş oldukça masraflı. Ben diyorumki bunlar benim sigara paralarım.Kendim sigara içmiyorum.Bu bir günde bir paketten ayda ortalama 90,.€ tutar. Benim saatlere ayırdığım parada bu civarlarda.Aslında bu iş parayla ölçülecek  bir şey değil.

Saatlerin tamiri hakkında iddialı olduğunuz söylenebilirmi.?

Kendi kolleksiyonumun dışında, arkadaş çevremden antika saati olanların tamirlerini de yapıyorum. En son isviçre`den tamir için bana getirilen 200 senelik bir duvar saatine kurşundan ağırlık yaptım. Tabiki benimde herşeyi yüzde yüz yaparım diye bir kaidem yok. Yapamadığımız çok değerli saatleri Üniversitenin (RWTH Aachen) kapanan saat laboratuarını üstlenen makina mühendisi Dr. Batsch`a gönderiyoruz.

Herhalde yenge ve çocuklarınız kendilerine yeterli zaman ayırmıyorsunuz diye şikayetçidirler.

Hayır. Kesinlikle değil. Eşim ve çocuklarım bana destek olduğu gibi, büyük oğlum Mustafa tamirlerde bana yardımcı oluyor. Onun da çakmak, sigara tabakası, ziynet eşyası kutuları kolleksiyonu var. Işimin ve hobimin dışında bahçe ve çiçeklerim içinde zaman ayırıyorum.

Mehmet bey boş zamanlarınızı ve hafta sonlarınızı verdiğiniz hobiniz size ne veriyor veya belli bir amacınız varmı.?

Almanya da bizlerin yaşantısı oldukça sıkıcı.Çevrenin baskısı, yabancı olmak, dışlanmak derken bayağı zorlanıyoruz. Sağlık yönünden bir kahvehaneye gitmem sakıncalı.
Ayrıca boş zamanlarda insan kendisini oyalayabilmeli. Devamlı evde olan bir erkek, eşi içinde ayrı bir problem. Benim için bu hobilerim kendimi oyalamak açısından çok önemli. Ayrıca bir şeyler yapabilmek, bunu ben yaptım, benim eserim diyebilmek, hele hele başakalarında olmayan şeylere sahip olmak bambaşka bir duygu. Tabiki herşeyin bir bedeli var.
Şu anda Almanya da ve Türkiye de 1000 (bin) in üzerinde çeşitli boy ve türde belli anlam ifade eden saatim var.Bunların arasında en eskisi 100 senelik olanlar var. 10 tane 100 senelik cep saati var. Çok zengin bir kolleksiyon hazırlayarak ileride Türkiye de bir müzeye devretmeyi düşünüyorum.

Size hedefinizde başarılar diliyoruz. Son olarak okuyucularımıza saatlerin tarihi hakkında kısa bilgi verirmisiniz.?
Memnuniyetle. Eski zamanlarda insanlar zamanı gün mevsim ve yıl olarak, günü de sabah,  öğle, akşam ve gece olarak bölümlere ayırmışlar.
Zamanı ölçmek için; Güneş saati, Su saati, Mumun yanarak erimesiyle ölçme, Yağın yanıp eksilmesiyle ölçme olarak denemişler.

Su saatini M.Ö. 3. Yüzyılda Mısırlılar keşfetmişlerdir. En meşhur su saati Halife Harun Reşit`in 807 yılında Şarlman(Karl der Grösse,Krallık Merkezi Aachen) için yaptırmış olduğu saattir. Güneş saati orta çağlarda, hatta 18. yüzyıla kadar kullanılmıştır.
Kum saatleri, zaman bölümü ölçümünde su ve güneş saatinden daha meşhurdur. Ilk defa Avrupada 14. yüzyılda kum saati kullanıldığından bahsedilmektedir. Bunlar sadece zamanın bir bölümünü ölçebilmektedir.
Mekanik ağırlıkla çalışan saatler 12. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Mekanik saatlerin bulunmasıyla zaman ölçümünde büyük adımlar atılmıştır.
1120 yılında çalışan saatlerden bahseden belgeler mevcuttur. Nürnberg`de ki „Germanische Museum“da 1392 de yapılmış ve iyi muhafaza edilmiş mekanik bir saat vardır.
1665 yılında ilk defa zemberekli saat sistemi kullanılmaya başlanmıştır. 1700 yılında ilk defa cep saati yapılmıştır. 1700 den önce saatlerde koruma camı yoktu. 1680 yılında saatlerde ilk defa saniye göstergesi yapılmıştır.
1750`li yıllarda (SägeUhr) dikey olarak tutturulmuş destere gibi dişleri olan ve saatin kendi ağırlığı ile aşağıya inerek çalışan saat yapılmıştır.
Otomatik kendi kendini kuran saatler cep saati olarak 18. yüzyılda 1770-1775 yıllarında yapılmıştır. Modern kol saatleri 1906 da, otomatik kolsaati 1920 de yapılmış. 1807 yılında ilk kronometreli cep saati Danimarka`lı Urban Jürgensen tarafından yapıldı.
1850 yıllarında Amerika da fabrikasyon cep saati imaline başlandı. Saatler 18. ve 19 yüzyıllarda geliştirilerek zamanla bu günkü şeklini aldı.
Ekte konu ile ilgili resimler.


Yaza
rın diğer yazıları:

Zamanı saklamanın sihri
Yeşilçamda bir emekci
Milli kültürümüz de nevruz
Düşen Ecyad kalesi ile birlikte aklıma düşenler
Türk avcı Alman “av köpekleri” yetiştiriyor
Türkiye'nin Orkideleri koruma altýna alýnmalý
Dağcılık
Spor kavga deðildir
Baþarýlý olmak zor deðil



SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ismail Tüysüz
Zamanı saklamanın sihri
Muhsin Ceylan
Değişen Almanya´ya ayak uydurmak
Mahmut Aşkar
Euro-Türk’ün konumu
Üzeyir Lokman Çaycı
Savaş Dansları
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
İsmail Altıntaş
Akıl, Vahiy ve İslam Toplumları...
Sizden Biri
Nur Yüzlü Adam
Ali Kılıçarslan
Sömürge Medeniyeti
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bağdat Bağdat
Fikret Ekin
İki Olay ve Hasta Kafa
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç