A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


YENİ YOL
                                                                                    İbrahim Selamet
 
 
info@turkpartner.de



Recep Aco’nun Hikâyesi

   
Soyadı Bünyak’tır. Bizler O’na, amca anlamına gelen “Aco” diye hitap ederiz. Asırlık çileli hayatında yaşadıkları filme alınsa yeridir. Onun hayatı, bir dönemin hikâyesidir aslında. Balkanlar kilidi Kosova’da kimleri görmedi ki. Çetnik Sırpları, Partizanları, İtalyanları, Almanları ve Osmanlı’nın yetiştirdiği son dönem âlimleri görmüştür.

Polonya sınırındaki Nazi toplama kamplarında esaret hayatı yaşamış ve kendi ifadesiyle “Ayetel Kürsi” ayetlerinin sırrıyla defalarca ölümlerden kurtulmuştur. Balkan Savaşlarından sonra çekilmek zorunda kalan Osmanlının son döneminden günümüze kadar uzanan tarihin canlı şahididir Recep Aco.  

İpekli Tahir Efendi’nin hikâyesi gibi yüzlerce ibretlik ve aynı zamanda vesikalık olayı kendisinden dinlediğim Recep Aco, Osmanlı’nın yaşayan mirasıdır. Kosova ve Balkanlar için Türklerin ne demek olduğunu ondan dinlemeliydiniz. Osmanlı ve Mehmet Akif hayranı Recep Aco akrabamızdır. Kosova muhaciridir.

Osmanlı, İslam dinini bize getirdiği için kutsaldır der. O’nun için “Halife” kutsaldır. Şahane’i Al-i Osmanî’nin başkenti İstanbul, Balkanlarda yaşayan Müslüman milletlerin sığınacağı limandır. İstanbul, zalime karşı mazlumları koruyan  “adalet kılıcı”dır.  

Sultan Abdülhamit Hazretlerinin tahttan indirilmesine sebep olanları asla affetmez. Sarayın önünde toplanan kalabalıklar “Yaşasın Hürriyet” diye bağırdıklarında; Yahudilerin, Ermenilerin ve münafıkların kendi aralarında sevinçle “oh olsun, şaşırdı millet” dediklerini söyler.

Şu anda 94 yaşında olan Recep Aco yıllar önce anlatmıştı bana İpekli Tahir Efendinin hikâyesini. Hafızamda yıllardır sakladığım ama bir türlü yazamadığım İpekli Tahir Efendinin hikâyesini bir dostumun “Yaz da, kayda girsin” tavsiyesi üzerine sizinle paylaşıyorum.

Aslında hayatını yazmak istediğim kişi Recep Aco’nun kendisiydi. Fakat nedenini bilmediğim bir sebepten dolayı cesaret edip yazamamıştım. Recep Aco, Hacı Ferit ve Osman Amcamın anlattıklarıydı beni Balkanlara bağlayan. Balkanların trajik göç hikâyelerinin kitaplara ve filmlere çoktan aktarılması gerekirdi. Hata ettiğimizi şimdi anlıyorum.

Mehmet Akif gibi büyük bir şahsiyetin babasının doğduğu topraklarda yaşayan Kosova Arnavutları “SAFAHAT” isimli eseri, müellifinin ölümünden tam 70 yıl sonra öğrenebildiler. Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Tevfik Fikret’in kitapları yıllar önce Arnavutçaya çevrilmişti. Bizler Mehmet Akif gibi medeniyetimizin yetiştirdiği müstesna bir şahsiyeti Kosova ve Balkanlara tanıtmak için 70 yıl neden beklemiştik, neden?...

Bir sabah namazı çıkışında cemaatten bir Tahir Efendi’yi kahve ikram etmek için evine davet eder. Tahir Efendi cemaatin arzusunu kırmaz ve eve giderler. Tahir efendiyi ağırlayan o kişi sevincinden ne yapacağını bilemez. Tahir Efendi ricasını kırmamış, fakirin evini şereflendirmiştir.

Evin oğlu henüz 10–12 yaşlarındadır. Ev sahibi oğluna seslenir. – “Oğlum şu testiyi al da kaynaktaki çeşmeden su getir. Tahir Efendiye taze kaynak suyu ile güzel bir kahve pişireyim” der. Çocuk testiyi alır ve çeşmeye doğru yola koyulur. 

Tahir Efendi çocuğun gelmesi gecikince sohbete ara verir ve ev sahibine gidip çocuğa bakmasını söyler. Bunun üzerine oğluna bakmak üzere kapıya yönelen ev sahibi tam çıkmak üzereyken Tahir Efendi : -“ Git çocuğa bak yalnız; çocuğu gördüğünde ona geciktiği için kızmadan önce şu soruyu sor. Su almaya giderken mi geç kaldın? Yoksa su aldıktan sonra dönerken mi geç kaldın”? Diye sormasını tembihler.

Adamın merakını celbeder. Çocuk geç kalmıştır zaten. Giderken geç kalsa ne olur, dönüşte geç kalsa ne olur? diye içinden geçirir. Yine de sözlerin hikmetini sorunca Tahir Efendi kitaplara geçecek kadar nefis bir kibar-ı kelam ve mutasavvıf bakışıyla şöyle buyurur.

“Eğer çocuk giderken geç kaldıysa ona bir şey söylenmez. Geç kalması kendinden değildir. Kahvemizi yapmak için istediğin ve rızkımız olacak olan su henüz dağdan inip çeşmenin ağzına gelmemiştir. Rızkımız olan su, çeşmenin ağzına gelene kadar çocuk yolda istemeden ve bilmeden oyalanmıştır. Bu sebeple ona bir şey deme. Yok, eğer testiyi doldurduktan sonra geciktiyse, terbiyeli olsun diye onu azarlayabilirsin”

 
“İpek” ismi üzerinde bir Osmanlı kentidir. İpek’e bağlı İstog kasabasına ait Suşitsa köyünde doğan Tahir Efendi, İstanbul’a hicret eder. 1873 yılında Fatih’teki evlerinde doğan oğluna Mehmet Akif ismini verir. Hikâyedeki İpekli Tahir Efendi’nin İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un babası olduğunu çok sonraları öğrendim.

Osmanlı’nın adını koyduğu, Boşnakların Pec, Arnavutlar Pej(Pey) dediği İpek’e geçen yıl ailemle birlikte gittim. Sırp barbarlığının kurbanı olan İslam eserlerinin harap edilmiş halini gördüğümde içim ağladı.

Kültür Bakanlığı katkılarıyla, Logos yayıncılık tarafından Arnavutçaya ilk defa tercüme edilen “Safahat” (Fletet), ümid ederim yeni bir devrin müjdecisi olur.

Türkiye’nin şanını, “bedelsiz olarak” Balkanlarda halen yaşatan Recep Aco’lara bu ülkenin bir teşekkür borcu vardır.

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Recep Aco’nun Hikâyesi
Urime Pavaresia e Kosoves
Nasıl bir ülke
Zincirden kolyeler
Başbakan’i dinlerken
CHP ve MHP üzerine
Bosna ve Alija
Şah ve piyonlar
Cumhur’un cevabı
SAÜ Rektörü Sn. Mehmet Durman’a Açık Mektup
Akıl Tutulması
Uludağ Zirve notları (II)
Uludağ Zirve notları (I)
Filistin
Maden Deresi
Kutsal İttifak
Susma Vakti…
“Edeb, ya Hu”!
Sapanca Şiir Akşamları
Başbakan’ın Kosova seferi
Paradoks ülkesi…
Aynadaki yüz…
İkiyüzlü Fransa
Öfke Medeniyeti
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

İbrahim Selamet
Recep Aco’nun Hikâyesi
Mahmut Aşkar
Ya Uy, Ya Terk Et?..
Orhan Aras
Türk Don Juan'ı
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Hasan Kayıhan
Farkında mısınız?
M. Ali Aladağ
Sadece Ölü Balıklar mı?
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Tevfik Abdin
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç