A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


YENİ YOL
                                                                                    İbrahim Selamet
 
 
ibrahim@selamet.com




İyilik Köprüsü SAKVA

    Şehir hayatının hepimizi bunaltan yanları vardır.

Yaşam gailesi, günlük dertler, ekonomik kaygılar her geçen gün bizi içine doğru çeken kör ve karanlık bir kuyuya dönüşmekte.

Sahte gülüşler ve şehrin parıldayan ışıkları, ruhlarımızın iyilik ve irfan yanını köreltmeye devam ediyor. Daha fazla kazanmak, daha lüks yaşamak arzusu ruhlarımızı yordukça yormaya devam ediyor.

Şehir hayatı onca albenisine rağmen mutlu edemiyor modern insanı. Bedenler, saltanat içerisinde semirmeye devam ederken, ruhlar “sekinet” ve gerçek mutluluğu arıyor.

Modern hayatın “huzur ve sükûn” veremediği ruhlarımızı doyuracak olan gıdanın, “zikir ve infak” olduğunu çoğumuz bilmeyiz ne yazık ki.

Hayatın en merkezine “ben”lik oturdu. “Ben ve diğerleri” ayrımı, insan olmanın erdeminden uzaklaştırdı bizleri. Kararan ruhumuzun cilası belki de kendimiz için değil başkaları adına yapacağımız güzelliklerde gizlidir.

Özellikle “başkaları” olanlar, “fakirler ve garipler” ise olayın boyutu değişir.

Adını bilmek bile istemediğimiz, kıyafetine bakarak değersiz zannettiğimiz nice insanlar vardır ki onların duaları şehirleri ayakta tutar. Onların dua ve bedduaları perdesiz olarak arş-ı alaya yükselir.

Şehrin bilmem hangi mahallesinde yaşayan gönlü kırık, gözü yaşlı yoksul insanların açlığından bizler de sorumluyuz.

Diğer yandan; şehir hayatının nankör dünyasında muhtaç gönüllere ab-ı hayat sunan, can veren vahalarımız da var.

Fakirlere karşı sorumlu olduğumuz insani görevleri bizim adımıza yerine getiren ve bir anlamda toplumsal günahımıza karşın keffaretimiz olan işte bu iyilik vahalarından biri SAKVA’dır.

Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı (SAKVA) 1994 yılında dernek olarak kurulduktan iki yıl sonra vakfa dönüştürülmüştü. O günlerde şehirde bir aşevi eksikliği ihtiyacı hissedilerek kurulmuşken bugün sadece aşevi değil, ihtiyaç sahibi ailelerin her türlü yardımlarına koşmaya çalışan bir vakıf haline geldi.

Orhan Camiinin karşısındaki Belpaş binası birinci katındaki tesislerde gündüzleri lokanta, akşamları toplantı salonu hizmeti veren SAKVA,  3,5 YTL karşılığında 4 kap yemek veriyor. Cüzi ücrete rağmen elde edilen gelir yine ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor.

SAKVA ihtiyaç sahibi 1300 kişiye her gün sıcak aş dağıtıyor. Sağlık konusunda aracılık hizmeti veriyor. Gönüllü doktorları organize ederek ihtiyaç sahibi hastaların bakılmasını sağlıyor.

Şehrimizde yaşayan fakirler, garipler ve yoksulların tütmeyen ocaklarına bereket götürüyor. İhtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına süt yardımı yapıyor. Fakir çocuklara süt ikram etmek isteyen 10 YTL karşılığında bu kampanyaya katılabilir.

SAKVA’nın sosyal hayatımıza olan katkısı ve üstlendiği misyon tek cümle ile özetlenecek olursa sanırım şöyle söylemem gerekir. SAKVA, hayır sahipleri ile ihtiyaç sahipleri arasında kurulan bir ucu ahirete uzanan iyilik köprüsüdür.

“Şükreden zengin” ile “sabreden fakir” arasında kopmaması gereken kardeşlik hukukunu bizlere hatırlatan hayır köprüsü…

25 haftadır yapılan SAKVA Salı toplantıları çeşitli coğrafyalara yapılan gezi izlenimlerini ve dünya renklerini hemşerilerimiz ile paylaşmaya devam ediyor. Geçen ay 35 kişilik bir grupla Suriye’ye kültür gezisi yapan SAKVA ekibine katılmak nasip olmadı. Aşk-ı niyazımı, Muhyiddin-i Arabî Hazretlerine ileten Hasan Sayar’a da buradan gönül dolusu sevgiler.  

Sakarya Kültür ve Sosyal Yardım Vakfına aşk ve şevk getiren, ruh kazandıran Genel Müdür Sn. Mehmet Ersöz’e ve onun yardımcısı değerli kardeşim Abdülkadir Şen’e teşekkür etmek boynumun borcu oldu. Vurdumduymaz ruhlarımıza infak ve iyiliği hatırlattıkları için. Hasbi ve kalbi kardeşliğin nasıl olması gerektiğini isbat ettikleri için.

Onlar bu şehrin fakirlerini arayıp buluyorlar. Dertlerine derman olabilmek için gece gündüz çalışıyorlar. Bunu yaparken gönüllerinde “kibir” yerine “tevazu”u yeşertiyorlar.

“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” hadisini hepiniz duymuşsunuzdur. Sanırım bu hadisin muhataplarının mükâfatı sadece hayır yapanlar değil aynı zamanda hayra vesile olanlardır.

Hayra vesile olma yolunda, materyalist dünyaya meydan okuyan ve sadece Allah’ın verebileceği “bereket” kavramına iman eden SAKVA ekibine gelecek adına “Rast gele” diyorum.


SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

İyilik Köprüsü SAKVA
Kosova Arnavutları ve Türkçe
Alauddin Medresesi – Kosova
Kosova İslam Birliği
Serdivan
Recep Aco’nun Hikâyesi
Urime Pavaresia e Kosoves
Nasıl bir ülke
Zincirden kolyeler
Başbakan’i dinlerken
CHP ve MHP üzerine
Bosna ve Alija
Şah ve piyonlar
Cumhur’un cevabı
SAÜ Rektörü Sn. Mehmet Durman’a Açık Mektup
Akıl Tutulması
Uludağ Zirve notları (II)
Uludağ Zirve notları (I)
Filistin
Maden Deresi
Kutsal İttifak
Susma Vakti…
“Edeb, ya Hu”!
Sapanca Şiir Akşamları
Başbakan’ın Kosova seferi
Paradoks ülkesi…
Aynadaki yüz…
İkiyüzlü Fransa
Öfke Medeniyeti

   
SAYFA BASI

İbrahim Selamet
İyilik Köprüsü SAKVA
Yakup Yurt
En büyük terör ırkçılıktır
Orhan Aras
Türk Don Juan'ı
Mahmut Aşkar
Ya Uy, Ya Terk Et?..
Ozan Yusuf Polatoğlu
EY 367...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Hasan Kayıhan
Farkında mısınız?
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
M. Ali Aladağ
Alman Bastırınca....
Osman Seçmez
Vergi Rekortmenleri…,  TARIM
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Tevfik Abdin
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç