·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


YENİ YOL
                                                                                    İbrahim Selamet
 
 
info@turkpartner.de



Cumhur’un cevabı

16 Mayıs’ta görev süresi dolan Ahmet Necdet Sezer; cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliğini veto etti. Şaşırmadık.

Sayın Cumhurbaşkanının hukuki gerekçeleri üzerinde tartışılabilir elbette.

Ama tartışma götürmeyecek bir gerçek, tarihe not olarak düşülmüştür. Halkın iradesini veto eden bu karar “maşeri vicdan”ı yaralamıştır. Hepimiz, gelinen bu garabet durumun şahitleriyiz.

Halkın iradesine şu veya bu sebeple ipotek konulan rejimin, “tam demokrasi” olması mümkün müdür?

Özal, Demirel ve Sezer’i bu meclis seçerken 367 şartı aranmamıştı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararla ne yazık ki bloke edildi.

Birilerinin dediği gibi Ak Parti Cumhurbaşkanı seçememiş değildir.

Bütün dünya şahittir ki Abdullah Gül, CHP’nin hırçın genel başkanı Baykal’ın başını çektiği Ağar ve Mumcu’nun ellerini ovuşturarak seyrettiği “kuşatma harekâtında” demokrasi sınırları zorlanarak “seçtirilmemiştir”.

Sayın Başbakan; bu durumu azınlığın çoğunluğa tahakkümü olarak nitelendirmiş, Millet Meclisinin ve dolayısıyla demokrasinin kilitlendiğini söylemiştir. Ve bu sözünde sonuna kadar haklıdır.

Görevde olduğu süre içerisinde Hükümet tarafından gönderilen 717 adet müşterek kararnameyi veto eden Sayın Sezer’in şimdiye kadar yaptıkları belki unutulur ama halka söz hakkı tanımayan bu son veto, Türk Milleti tarafından unutulmayacaktır.

Millet kendi Cumhurbaşkanı’nı seçemezse, vekil olarak Meclis’e gönderdiği iktidarın seçmesi de engellenirse “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü ölümcül bir yara alır.

“Cumhur”; kendi başkanını seçmelidir. Halkı devre dışı bırakan formüller zorlamadan ibarettir. Yıllardır uygulanan toplum mühendisliği açık vermiştir.

Türk Milletini çağdaş Batı’ya taşımaktan bahsedenler, bugüne kadar Cumhuriyet devrimlerini ve laikliği konuşmaktan başka ne yaptılar ki?

Batı’nın yaşam standartlarını kendileri için garantileyen mutlu azınlık, onurlu ve özgür bir yaşam tarzını bu Aziz millete çok gördü.

Batı’nın demokratik standartlarına ayak direyenler, klasik müzik dinlemeyi ve bale yapmayı çağdaşlık zannettiler.

“İslam” geçmişine sırtını dönerek, “doğu”lu kimliğini reddeden ama hiçbir şekilde batılı da olamayan; acayip bir “azgın azınlık” olarak açıkta kaldılar.

Ne yazık ki artık mızrak çuvala sığmıyor. Sınıfta kaldılar.

 “Ne ABD, ne AB, tam bağımsız Türkiye” diyenler, gerçek anlamda inandıklarını söylemiyorlar. Asıl amaçları ülkeyi içe kapatıp, gerçek dünyadan soyutlamaktır.

İzmir mitinginde bayrak sallayanlara sormak gerekir. Bu ülkenin uçak gemileri niçin olmadı? Milli gelirimiz, kurtuluş savaşında dedelerini denize dökmekle övündüğümüz Yunanlılardan niçin daha geride? Türkiye’nin bir ili kadar olan ülkeler, Avrupa Birliği’ne girdi de biz neden kırk yıldır engelleniyoruz?

Yüzyıl önce Cihan İmparatorluğu’na sahip bir milletin, kayıkçı kavgalarıyla bugün getirildiği nokta üzüntü vericidir.   

74 milyonluk koskoca bir ülkeyi İstanbul, Ankara ve İzmir’in meydanlarından ibaret sananlar çok fena yanılıyorlar. Halkın kahir ekseriyetini yok varsayanlar aslında kendilerine ait olan “elitist azınlık” iktidarı için tam bağımsızlık istiyorlar.

İnancından dolayı sakal bırakan veya başını örten vatandaşlarına “kamusal alan” yasağı koyanlar, Bilal-i Habeşi Hazretlerinin okuduğu ezana “insan çığlığı” diye hakaret edenler için deniz bitmiştir.

Toplumun iç dinamiklerini, kültür köklerini hesaba katmayan ve insan ruhunu “matematik” kurallar ile şekillendirmeye çalışan hiçbir toplum mühendisliği planı tarihte kalıcı bir başarı elde edememiştir.

Cumhur; azgın azınlığın, makul çoğunluğu bastırmak için yaptığı tahakküm denemesine sandıkta cevap verecektir.

“Abdullah Gül” için 367 lazımsa bu Aziz Millet, onu da verir.

30 Mayıs 2007

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Cumhur’un cevabı
SAÜ Rektörü Sn. Mehmet Durman’a Açık Mektup
Akıl Tutulması
Uludağ Zirve notları (II)
Uludağ Zirve notları (I)
Filistin
Maden Deresi
Kutsal İttifak
Susma Vakti…
“Edeb, ya Hu”!
Sapanca Şiir Akşamları
Başbakan’ın Kosova seferi
Paradoks ülkesi…
Aynadaki yüz…
İkiyüzlü Fransa
Öfke Medeniyeti
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

İbrahim Selamet
Cumhur’un cevabı
Mahmut Aşkar
Düşünmeğe Zaman Yoksa...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Orhan Aras
Bir roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Hasan Kayıhan
Farkında mısınız?
M. Ali Aladağ
Sadece Ölü Balıklar mı?
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Tevfik Abdin
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç