A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


YENİ YOL
                                                                                    İbrahim Selamet
 
 
info@turkpartner.de



CHP VE MHP ÜZERİNE

Bütün önyargılarımı bir kenara bırakarak, iyi niyetle bir empati denemesi yaptım. CHP ve MHP üzerinden Baykal ve Bahçeli’yi anlamaya çalıştım.

Ülkeyi yönetmeye talip olan Baykal ve Bahçeli’nin beni sevmediklerini, anlamak dahi istemediklerini, benim düşüncelerimin onların iktidarlarında yaşam şansının olmayacağını, olursa bile eşit değil, ikincil olacağımı gördüm.

Ortalama seçmen açısından, Baykal ve Bahçeli’nin söz birliği etmişçesine hırçın, anlamsız derecede dayatmacı kaba siyaset söylemlerinin itici ve kırıcı olduğunu düşünüyorum.

Baykal, Abdullah Gül gibi kibar bir insana “ Parti militanı” dedi. Bahçeli ise Başbakan Tayyip Erdoğan’a “en büyük siyasi terörist” diyor.

Baykal ve Bahçeli ikilisinin Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’e karşı dile getirdikleri “haksız ve insafsız” sözlerden rahatsızım. Bu sözlerin aynı zamanda şahsıma söylendiğini düşünüyorum.

Bu talihsiz sözler, partizanları “aşka” getirebilir ancak, toplumun büyük kesiminde tepkiyle karşılandığını belirtmek isterim.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Abdüllatif Şener’e destek vereceğini söyleyen Baykal, şimdi Abdüllatif Şener ismini akredite listesinden kaldırmıştır. Böylelikle amacının “uzlaşmak” değil “dayatmak” olduğu ortaya çıkmıştır.

Vatan Gazetesinden Ruşen Çakır’a verdiği bir mülakatta Baykal, şöyle diyor. “Erdoğan, bir parti militanını seçtirme denemesi yaptı ama olmadı.”

Abdullah Gül’ü kasteden Baykal; Başbakanlık yapmış, TC. Dışişleri Bakanlığı görevini ifa eden ve hizmet için gecesini gündüzüne katan, halkın % 60 desteğini alan birisi için “militan” ifadesini kullanmaktan çekinmemiş.

Doğrusu bu ifade tarzından ürküyorum. Genel Başkanların gücü, arkasındaki halk desteğinden gelir. %19 oy alan bir parti genel başkanının bu pervasız sözlerinin çıkış yeri, halk desteğinden kaynaklanmıyor.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kayseri mitinginde “ülkeyi imar, ihya ve disiplin” edeceğini söyledi. Bir genel başkanın ülkeyi imar ve ihya etmesini anlarım da; “disiplin” etmesini anlayamam.  

Kendi gibi düşünmeyen vatandaşları disiplinle korkutmak düşüncesinin şuur altında yatan sebebler “demokrasi” ile örtüşmez. Bu söylemin diğer adı “faşizm”dir.

MHP seçim kampanyasında “sloganik milliyetçilik” yapmaktadır. Agresif sözlerin ve kavgacı politikaların bu ülkeye faydası yoktur. Sağduyulu seçmen açısından bakıldığında MHP topluma “antipatik” gelmektedir.

Bin yıllık devlet geleneği olan cihana hükmetmiş bu ülke fertlerinin mayasında olan “millet aidiyetini” kendi dar kalıplarıyla “disipline” etmek isteyen MHP, fena yanılmaktadır.

Bu millet asla MHP’nin baktığı “faşizm kokan dar pencereden” dünyaya bakmamıştır. Eğer öyle olsaydı Osmanlı asla, Cihan İmparatorluğu olamazdı.

MHP, bu mantık ve söylemiyle Türkiye’yi yönetemez. Bir dönem “nümayiş yapan değil, klavye kullanan gençlik” isteyen Bahçeli, ne olduysa birden miting meydanlarında hırçınlaştı. Kaba ve ağır sözler söylemeye başladı.

İçinde halk olan hiçbir çözüm önerisine yanaşmayan CHP,   22 Temmuz akşamı sandıkta umduğu ve zannettiği oyu bulamayacaktır. Halep ordaysa arşın sandıktadır. Hep birlikte göreceğiz.

Şeyh Edebalı’nın nasihatlerini CHP Genel Merkezi’nin mahzenine kilitleyen Baykal, Milletin iradesine de kilit vurmak istemektedir.

CHP kuru devletçilik yapmaktadır. Meclis’in Cumhurbaşkanı seçmesine engel olmuştur. Ve halen topu taca atmaktadır.

CHP, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kendi Cumhurbaşkanı’nı seçme iradesinden korkmaktadır.

CHP’nin parti adında halk vardır ama şartlıdır. CHP’ye oy veren halk bilinçli seçmendir, Cumhuriyete sahip çıkmaktadır. CHP’ye oy vermeyen seçmen, bilinçsizdir ve sanki Cumhuriyet düşmanıdır.

CHP, halkı adam yerine koymamaktadır. Halk figürandır. Baykal’ın partisinin “adında halk vardır” ama “ruhunda halk yoktur.” Baykal’a göre halkın tercihleri önemli değildir. Halk;  güdülmesi ve Laiklik kılıcıyla korkutulup sindirilmesi gereken yığınlardır.

Deniz Baykal’ın tek seçici olduğu muz cumhuriyetine ve Devlet Bahçeli’nin hayalindeki sakıncalı kişilerden arındırılmış küçük Anadolu beyliği’ne itirazım var. Milliyetçiliği tekeline alan MHP ile Cumhuriyetçiliği tekeline alan CHP’nin fikri temelleri bu ülkenin yükünü taşıyamaz.

CHP ve MHP’ye oy vermeyi düşünen arkadaşlar yanlış anlamasın, üzerlerine alınmasınlar. Bu yazıyı onlara değil, genel başkanlarına yazdım.

Hayallerimde yaşattığım; sadece Müslümanların değil, gayri Müslimlerin bile adalet beklediği büyük “hoşgörü ve medeniyet” devletimi özlüyorum.

Ay Yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı Türk ordusunun uçak gemilerini, nükleer denizaltılarını, “adalete” kilitlenmiş füze rampalarını, “Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül” ekibinin gerçekleştireceğine inanıyorum.

Baykal ve Bahçeli’nin böyle hayalleri varsa, gerçekleştirmenin yolu bu söylemler değildir.

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

CHP ve MHP üzerine
Bosna ve Alija
Şah ve piyonlar
Cumhur’un cevabı
SAÜ Rektörü Sn. Mehmet Durman’a Açık Mektup
Akıl Tutulması
Uludağ Zirve notları (II)
Uludağ Zirve notları (I)
Filistin
Maden Deresi
Kutsal İttifak
Susma Vakti…
“Edeb, ya Hu”!
Sapanca Şiir Akşamları
Başbakan’ın Kosova seferi
Paradoks ülkesi…
Aynadaki yüz…
İkiyüzlü Fransa
Öfke Medeniyeti
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

İbrahim Selamet
CHP ve MHP üzerine
Orhan Aras
Türk Don Juan'ı
Mahmut Aşkar
Seçim Ve Sonrası
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Hasan Kayıhan
Farkında mısınız?
M. Ali Aladağ
Sadece Ölü Balıklar mı?
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Tevfik Abdin
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç