·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


YENİ YOL
                                                                                    İbrahim Selamet
 
 
info@turkpartner.de



Aynadaki yüz…

     Sabah kalkıp aynaya baktığınızda; yirmi yıl önceki düşünce ve fikirlerinizle “kendi”nizin aynısını görüyorsanız bir şeylerin ters gittiğini bilmelisiniz. Hayata ve dünyanın akışına dair bazı fikirlerin değişmemesi çoğu kez istikrar gibi görünür ama ruhunuzda “çürüme ve ölme ” başlamış demektir. Hemen korkmanıza gerek yok. Sakin olun ve beyninizi sünger gibi sıkarak yeni baştan düşünün.

      “İnanç” ile “düşünceler” iç içe geçmiş olmalarına rağmen aynı şey değildirler. İnancın esasları “ilahi”, düşüncenin esasları ise “beşeri” dir. İnsana ait olan ve zamanla değişebilecek düşüncelere “kutsallık” atfetmek hatanın en büyüğüdür. “ben değişmem, beni kimse değiştiremez” bakış açısında kutsallık yoksa bile kibir veya akıl problemi var demektir. Bu ayrımın farkında olmayan birçok insan inancını koruduğunu zannederken;  aslında birileri tarafından kendine kodlarıyla aktarılmış kişisel düşünce ve yorumları savunmaktadır.

     Başkaları adına yaşanan bir hayat ne hazin bir hayattır. Eskiden kölelerin el ve ayak bileklerinde demirden zincirler vardı. Çağdaş ve modern insan ise “beyninden”  zincirlenmiş durumdadır. Ne yazık ki günümüzün köleleri “fikirsel esaretin” farkında değiller. Ruhunu gerçek anlamda özgür kılmak isteyen ve çağdaş köleliğe isyan ederek başkaldıranlar “döneklikle” “değişmekle” veya “hainlikle” itham edilirler. Zincirlerini “kolye” zanneden zavallı köleler; farkında olmadan teslimiyet içinde hayat sürmeye devam ediyorlar. Fikrin “köle tacirleri” ise isyankâr kölelerin; lüks ve saltanat içinde yaşadıkları hayatı yıkacağı günden korkuyorlar.  “Firavunların saltanatı; kölelerin kulluğundan gelir” diyen ne güzel söylemiş…  

     Siyaseten “var” olmak adına; başkalarının “yok” olması için mücadele edenlere yazıklar olsun. Bu kirli oyunu, kuralına göre oynamanın tek bir şartı vardır. “Ahlakı unutup, adaleti feda etmek”.

     İdeolojiler; tabiatı gereği beşeri yanılma payını içinde barındırırlar. 40 yıl öncesine ait dünyanın siyasal ve ideolojik fikirlerini savunmak size mantıklı geliyor mu? Özeleştiri kültürüne sahip olmayan bir düşünce geleneğimiz var. Bu sebeble; “nerede yanlış yaptık ?” diye sormaya korkuyoruz. Ülkenin son otuz yıllık geçmişine birkaç siyasi lider damga vurdu. Kısır siyasi kavgalar ülkeye hiçbir şey kazandırmadığı gibi, dünyanın yeniden şekillendirildiği çok kritik bir dönemde Türkiye’ye zaman kaybettirdi. Hafıza dehlizlerinde kendisi ile yüzleşen insan muhakkak ki hatalarını itiraf edecektir. Fakat önemli olan sadece itiraf etmek değil aynı zamanda geçmişe ait birikimlerden yeni bir insan “inşa” edebilmektir. İşte; insanımızın tıkandığı ve inatla direndiği eşik burasıdır. “Başkaları ne der?”

     Dünya’yı yanlış okuyarak korkuyu besleyen ve hala saltanat mantığı ile toplumu yöneteceğini zannedenleri büyük bir hayal kırıklığı bekliyor. Onlar adına deniz bitmiştir. Bireysel düşünceyi öldüren siyasal dayatmalardan kurtulma mücadelesi veren Türk insanı; korkutulmaktan ve felaket senaryolarından bıkmıştır. “Bizim adımıza birileri korku üretmesin artık!” diyen bu kırılma noktası ülke adına sessiz bir devrim niteliği taşımaktadır.   

     Önümüzdeki dönemde ulusalcılık, milliyetçilik, sol düşünce ve milli görüş kendini yeniden tanımlamak ve yenilemek zorunda kalacaktır. 3 Kasım seçimleri 2002 seçimleri bunun öncü sinyallerini vermiştir. Değişim dalgası ister istemez alışkanlık yapmış düşünceler ile çarpışacaktır. Bu fikirsel dönüşüm noktasında “insanın yeniden inşası” gündeme damgasını vuracaktır. Hangi fikre sahip olursa olsun toptan kabul ve toptan ret dönemi kapanmıştır. İnsan resmin içinden çerçeveyi göremez. Zihinsel egzersizlere alışmak zorundayız.   

     Ütopyaların hayatımızı ve geleceğimizi satın almasını istemiyorsak doğru soruyu sormak zorundayız. “fikir dünyamda neleri değiştirmeliyim ?” sorusu sadece bir başlangıçtır. Hayatımızı karartan “çapraz ilişkiler” hakkında sorulması gereken binlerce soru bizi beklemektedir. 

     İnancın zaman ve mekân üstü değişmez kuralları ile zaman ve maslahata bağlı olarak değişebilecek inanca ait olmayan insan düşüncesi farklı şeylerdir. Hayatı ve kendi üzerindeki iz düşümünü doğru okuyan insan vakti geldiğinde “fikirleri” ile yüzleşmelidir.

     Her sabah aynaya baktığınızda “inatla hiç değişmeyen” aynı kişiyi görmekten mutluysanız yine de siz bilirsiniz… 

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Aynadaki yüz…
İkiyüzlü Fransa
Öfke Medeniyeti
 

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Mahmut Aşkar
Tarihin En Büyük Devrimcileri
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Tevfik Abdin
İstanbul’da BENİ HEP ALDATTILAR...
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
Üzeyir Lokman Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Yeni Yıl Bilim ve Üniversitelere Ne Getiriyor, Ne Götürüyor?
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç