·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  ŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 
h.kayaalp@web.de


SEHPAYA UYGUN BOYACI MI ARANIYOR?

Rivayetler değişik...
Farklı yerlerden söz edenler olsa da, anlatacağım olayın Patagonya veya Hayalistan adlı ülkelerden birinde yaşandığına inanların sayısı hayli fazla...Ama bunlar da neticede rivayet...İsteyenin istediği yerle irtibatlandırma yapmasının anayasanın temel laiklik ilkeleriyle ters düşmeyeceği görüşündeyim...Böyle olmakla birlikte, kendimin bir hukukcu olmadığını (ve hatta gariban bir ilkokul mezunu olduğumu) hesaba katarak, kanaatimi, Patagonya olarak ortaya koyuyorum.

Efendim, olay şöyle olmuş; arzedeyim:
Günlerden bir gün ve  vakit de akşama doğru imiş... Evin genç erkekleri kahveye okey oynamaya, kadın ve kızları da kına gecesine gitmek için evden ayrılmışlar...
Ev halkının evden ayrılmasını fırsat bilen kasabanın ismi malum cismi gizli hırsızı, “dem, bu demdir” diyerek, arka bahçeden yaptığı birkaç hamleden sonra eve girmeyi başarmış! Başarmasını başarmış ama, ortaya hesapta olmayan bir durum çıkıvermiş... Öksürük sesini duyan hırsız, “Ulan! Bu da kim!?” telaşına kapılma lüksü olmadığını, eğer elini çabuk tutmazsa, hanenin yaşlı erkeğin diğerlerine, “Hadi siz gidin! Ben kendimi biraz yorgun hissediyorum, evde kalayım” zerzekliğinin kurbanı olacağını çabuk kavramış... Tabi durumu kavramasıyla da kendini önce evin balkonuna, sonra da balkonun demirlerine tutunarak geldiği bahçeye atlamakta geçikmemiş.

Buraya kadar anlatılan olayın hikayesinde hiç de kural dışı bir durum yok! Her hırsız gibi, kahramanımız aziz(!) hırsız efendi de mesleğini icra ederken bir talihsizlik yaşamış, hane sahibinin öksürüğünü duyunca “namusluca”sıvışmak istemiş. Bu tavrı bile onun ne kadar uysal bir hırsız olduğunu otaya koymaya yeter değil mi? Mesela, pekala silahını çekip bir darbe, pardon bir darp teşebbüsünde  bulunabilirdi! Ama hırsızımız buna tevessül etmiyerek meşru (!) ve bilinen  yöntem çizgisinde kalarak geri çekilme  yolunu seçmiştir.

İnsan tüm iyi niyetlerine rağmen bazen üst üste gelen talhsizlikler yaşıyabilir. Nitekim hırsızımız da ikinci talihsizliğini kendini evin balkonundan bahçeye attıktan bir müddet sonra farkedebilmiştir.... Meğer balkonun demiri hırsızımız atlama pozisiyonu almadan kopunca atlama yerine düşüş gerçekleşmiş ve bunun sonında hırsız efendinin ayağı kırılmıştır. Hırsız, acı ve eli boş bir şekilde eve dönmenin kabusunu Astral aleme seyahat etme gereği kalmadan uyanıklık aleminde yaşarken, evin sahibi de dışarıda olan gürültüyü (uzanmış olduğu koltukta uyku öncesi Alfa düzeyinde algılamış olmalıki), kendisine mahkemeden bir tebligat gelene dek, hep tencere tıkırtısı olarak telakki etmiş.

Uzatmıyalım...Olaydan bir kaç gün sonra evin sahibine bahsi geçen  tebligat ulaşmış...Ve evin sahibi balkondan düşüp ayağı kırılan hırsız tarafından mahkemeye dava edilmiştir. Gerekce de şu olmuş: “Evinin balkonunda çürük demir kullanarak, yaralanmaya sebebiyet vermek...” 

Hakim sormuş evin sahibine:
“Evi niye sağlam yapmadın?”
“Vallahi Hakim bey!” demiş adam ve ilave etmiş; “hiç insan evini sağlam yapmak istemez mi, ama ben evin yapımını anahtar teslim mütahite verdim, siz bunu ona sorun.”
Hakim: “Getirin mütahiti” demiş. Mütahit de, “Vallahi, hakim bey”diye başlamış söze ve eklemiş: “ Ben işimi doğru düzgün yaptım, ancak takdir edrsiniz ki, mütahit demek her işi kendisi yapan demek değildir; ben evin demir işini demirciye ihale ettim, bir kusur varsa ondan sorun.”
Hakim: “ Demirci! Nedir bu hal?”
Demirci: “Vallahi hakim bey, işin doğrusu şudur” diye başlamış söze:  “Bu mahallede nicedir bir kadın peydah oldu; süslü mü süslü, boyalı mı boyalı... Ben demiri ateşe koyup, çırak da körüğü ne zaman çekmeye başlasa, hemen karşıda görünüverir; kısacası hakim bey, onu görünce aklımız karışıyor ve herhalde demire su vermeyi unutuyoruz. Kabahat bu kadın da hakim bey!”

“Çağırın kadını!”diye haykırışı bir başka olmuş Patogonya ülkesi hakiminin... “Ulan, kimi yerde simsiyah çarşaflı, kimi yerde rengarenk boyalı...bir taraf tüketime sekte vurur, öbür taraf böyle kafa karışıklığı meydana getirip üretimi sakatlar... Nedir bu kadınlardan çektiğimiz...

“Söyle bakalım neden böyle bir duruma sebebiyet verdin?”

Kadın:” İftira Hakim bey! Ben her günkü mutad makyajımı yapıyorum. Boyamı cilamı da aha şurdaki boyacıdan alıyorum; siz ona sorun...”

“Boyacı gelsin!”

“Son zamanlarda boyacının ticari işlerde beklenmedik ataklar gerçekleştirdiği, aslında makyaj malzemelerinin cilası artırılarak takiye yapılmak istendiği, asıl renklendirmenin tekstil sektörü aracılığı ile eşarplarda görüleceği ve bunun da balkon demirlerine tutunarak iş yapan bir sektöre zarar verme ihtimalinin bulunduğu... vaki görülmüştür.

Karar: “Bayacı asıla!”
Ve, boyacı asılır. Nevarki, sehpa boyacıya kısa gelmiştir. Uzun boylu boyacı bu sehpaya denk düşmemektedir... Hakime sormuşlar:
“Efendim, ne yapalım? Sehpa kısa, boyacı uzun!”
Hakimin son cevabı:
“Sehpaya uygun  bir boyacı bulun ve asın!”

Allah’tan bu olay Patagonya’da olmuş...Bizim ülkemizde olsaydı sehpanın uygun boyacısı sizce kim olurdu?

Sayın Erdoğan’ın boyu uzun...Bence en uygunu Cemil Çiçek...

Geçmiş “Dünya Mevlana  Yılı”nızı Adalet Mülkün Temeli hatırlatmasıyla yeniden kutlarım.


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Sehpaya uygun boyacı mı aranıyor
Mumla eriyen umutlar
Düşünmek farzmıdır?
Demokrasinin çişimi geliyor
Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Hidayet Kayaalp
Sehpaya uygun boyacı mı aranıyor
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Mahmut Aşkar
Memleket Yine Toz-Duman
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
Orhan Aras
Tuna nehri akmam, diyor
Nuran Yelkenci
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Osman Seçmez
Dalgalar kıyıya yaklaşmıştır
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-2
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Muhsin Ceylan
Kin vaizleri /Hassprediger
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç