·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  ŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 
h.kayaalp@web.de


SÖĞÜT’ÜN SEVENLERİ

Bir kitap okumuştum...

Durun, hemen alay moduna girmeyin! Arkasından, “..hayatım baştan sona değişiverdi” gibi  beklenen laflar gelmiyecektir .

Aksine ben bu kitaptan, insan davranışlarının kitap okuyup yazmakla asla değişemiyeceği gerçeğini öğrenmiş oldum. Kitabın yazarı bir sürü bilimsel kanıtlar ortaya koyduktan sonra durumu şu sözlerle özetliyordu:

“Davranışlarımızın arkasında ki fakör, bizim entellektüel birikimimiz değil, alışkanlklarımızdır..!”

Kabullenmek gerçekten bana da zor gelmişti ama, çoğunlukla sistemin böyle işlediğini zaman içinde farketmek te geçikmedim.Yoksa yaşadığım zaman diliminde şahidi olduğum bir çok olayın izahını nasıl yapabilirdim ki..?

İşte bunlardan biriside,
bir Söğütlü olarak Söğüt üzerine bildiklerimdi...

                X                            X                                  X

“Ana! ‘Yörükler,’ ne zaman?”
“Üzümler olunca  oğlum!” Bu cevabın  takvime yansıyan anlamının Ağustos sonu veya Eylül başı olduğunu biraz daha büyüyünce öğrenecektim.

Resmi söylemlerdeki, “Ertuğrul Gaziyi Anma”  şimdilerde de yanına eklenen “..ve Osmanlı Devleti’nin .....’ci  Kuruluş Yıldönümü Şenlikleri” tabirlerinin tarihi çok eskilere dayanmaz. Halk arasında “Yörük Bayramı”, çocuklar arasnda da “Yörükler” diye anılırdı. Biz çocuklar için başka bir anlamı daha vardıki, onun için sık-sık sorma gereği duyardık: “Ana!Yörükler, ne zaman?” Çünkü, iki Bayramda verilen paraları özgürce harcamamıza müsade edilen yegane yerdi Yörük Bayramları... O yüzden, benim zihin dünyama ilk kazınan Özgürlük kavramıyla bağlantılı bir Metafor olma özelliğine de sahiptir...

Ve bundan tam kırk yıl önceydi...

Yıl 1966 veya 67 olmalı... Ben yine çocuktum ama, çocukluğun “Duygu Dönemi” diye bilinen merdivenlere çoktan adımı mı atmıştım: Yaşım on..onbir... O yıl Sakarya Nehrin de geçirdiğim boğulma tehlkesi yüzünden verildiğini tahmin ettiğim bir cezadan olsa gerek “Yörükler”e gidememiştim. Gidip, dönen arkadaşların bir fiyakalı anlatışları vardıki hala kulaklarımdan ve hafızamdan silinmiş değil. Neler yiyip, içmemişler; neler görüp sezmemişler, hergeeler... O anda ben belki de ömrümün ilk kıskançlık duygusuyla tanışma halindeydim ki, bir arkadaşın Şu sözleriyle merak durumuna girdiğimi hatırlarım:

“Tavşanlı Sabri’nin oğlu Yavuz var ya, lan..Türkeş’i konuşturmamış! Almış elinden mikrofonu, sen Menderes’in katilisin demiş!”

“Ulan,Türkeş kim?”
“Bilmem ..Ankara’dan gelmiş, ihtilalmi, ne yapmış...”

Koşarak eve gittiğimi hatırlarım...

“Ana! Türkeş kim?”
“Bilmem oğlum, babana sor!”

Koyu bir C.H.P.li olan rahmetli babamın,  en azından o dönemi değerlendirirken Türkeş’e olumlu bakmasını çok uzun yıllar sona anlıyabilecektim.

Kader beni çok genç yaşlarda Türkeş’le tanıştırdı. Söğütlü oluşumdan ve taşıdığım soyisimden dolayı kendisinden güzel ve tarihe yöneltici sözler duydum. 16 Yaşındaki çoğu genç böylesi duygular karşısın da ne yaparsa, bende onu yaptım ve “Bir imparatorluk genişliğindeki gençliğim”i ülkücü olarak geçirdim...

Açıkca  ortaya konması gereken birşey varsa şudur: Bu camianın, yani ülkücü camianın  Söğüt’e  çok eskiye dayanan ve  takdire şayan bir ilgisi vardır. Değil protokol  çadırında, alanda bile oturacak yer gösterilmediği dönemlerde  Söğütle iıişkilerini kesmediler. Liderlerinin elinden  mikrofon alındı, yine kesmediler...İlçe parkında  bir “hoşgeldiniz” lafı kendilerine çok görülerek oturacak yer gösterilmeme kabalıklarıyla karşılaşmalarına rağmen yine  kesmediler....

Bununlada kalmadılar...Söğüt’ü ve Ecdadı gençliğe tanıtmaya yılmadan devam ettiler...Galip Erdem’in , “Söğüt’teki Çınar” yazısını okuyupta oraya koşmıyan vatan evladı varmıdır? Uzun yıllar Söğüt’ün Devlet tarafından ihmale uğradığını, hatta Anma Törenlerinin bir dönem tamamen yasaklandığını bile ben bir Söğütlü olarak rahmetli Dündar Taşer’in yazılarından  öğrenmiştim.

Yine bu camia içinden cıkmış ve kendisi de Karakeçili Yörüklerinden olan değerli  edebiyatcı Hasan Kayıhan , çocukluğunda pazaryeri’nden  Söğüt’e gelirken kaç kes jandarma engeline takıldıklarını  bir görüşmemizde, daha başka acı hatıralarla birlikte anlatmıştı.

Sonra bütün bu sıkntı ve ihmallerin ardından Devlet tavrını değiştirdi ve Söğüt’e ilgi duymaya başladı. Bunda bir çok etken sayılsa da,  Turgut Özal’ın başbakanlığından sonra hız kazandı denmesi bencede isabetlidir. Özal’ın, çocukluğunu Söğüt’te geçirmiş olmasının bundaki rolü elbette yatsınamaz.

Sonra elinden mikrofon alınan insanların partileri Söğüt’de Belediye Başkanlığı kazanır hale geldiler. Söğüt’e güzel hizmetleri de oldu.

Şimdi tüm geçmişte y    aşanılanlara bakarak beklenen şu olmalıydı: Tüm gayret ve çabalar Söğüt’ün, siyasisinden tutun da  tarlada çalışan işcisine varana dek toplumun her katmanı na tanıtılması anlatıması olmalıydı... Hatta  tüm Dünya’ ya...Emperyalizmin iyice azmanlaştığı böyle bir zaman da Söğüt’ü ve Domoniç’i iyi okumalılıyız...

Gel görkü, iki yıldan beri ülkenin Başbakanın Söğüt’e gelmesine alınganlık gösterilerek, Söğüt imajına zarar verilmektedir. “Devlet Söğüt’ü ihmal etmiştir” diye adeta yıllarca gözyaşı dökenlerin  ülkenin Başbakanına  ve beraberin de Söğüt’e gelen misafirlere Taşı sopayı reva görmeleri gerçekten şaşırtıcı bir durumdur.

Artık soğuk savaş döneminin bir algılaması alan “itiraz kültürü”nün sloganlarından kendimizi sıyırıp rahmetli Taşer’in dediği gibi, “Ecdadımızı sükünet içinde anlamaya çalışmalıyız.

14.9.06.Suttgart ,
Hidayet Kayaalp


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Hidayet Kayaalp
Söğüt’ün sevenleri
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Mahmut Aşkar
21.yüzyıl Faşizmi
Hayrettin Çakmak
Kabuk Bağlatılmayan Zırvalar
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Yılmaz Kuzucu
Tatille yenilenmek
Osman Seçmez
Dalgalar kıyıya yaklaşmıştır
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Yakup Yurt
Edison lambaya püf dedi!
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Nuran Yelkenci
Peygamberleri Rahat Bırakın
Üzeyir Lokman Çaycı
Yolcular
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-2
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Muhsin Ceylan
Kin vaizleri /Hassprediger
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç