·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  ŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 
h.kayaalp@web.de


DEMOKRASİNİN  ÇİŞİ Mİ GELİYOR..?

Farkındayım...
Böyle bir yazı başlığı çoğu insanın kafa konforuna denk düşmiyecektir:
Kimine göre, biraz kaba...
Kimine göre, çelimsiz...
Kimine göre de, biraz cıvık ve hafifmeşreb sayılacaktır...
Ama ben, sayıları az olsa da, "Hele bir sonunu görelim" diyenlerin de  bulunabileceğinden yola çıkarak ve onların insafına sığınarak ısrarımı sürdürüyor ve diyorumki: DEMOKRASİNİN  ÇiŞİMİ GELİYOR..?

Demek istediğim şudur:
İnsan oğluna ait olan beynin en bariz özellklerinden biri,  bağlantı sistemiyle çalışmasıdır...
Bizler, hep bu sistemi kullanarak sevinir, bu sistemi kullanarak üzülür ve zaman zaman da bu sistem sayesinde büzüldüğümüz anlar olur...
Mesela, Tavşanlı ismini duyduğunuzda mis gibi kokusunu hissettiğiniz leblebiyi hatılamamak mümkünmü?
Yine mesela, Amasya desem elmayı hatılamazmısınız?
Öyleyse biraz daha "mesela yolculuğu"nu sürdürelim:
Hiroşuma veya Vietnam deyince kimi hatılarsınız..? Arkasına da, Bağdat ve Felluce isimleri eklenirse o hatıladığınız yere kaç kez kalay basarsınız?
Beyninizin Cezayir ismiyle ilişkilendirdiği Fransa lafını duyunca tansiyonunuz kaça çıkıyor..? En soğukkanlınıza bile 1990 ların Ruanda'sındaki ikimilyon katlıam haberi ulaşınca  kendini nasıl hissediyor..?

Beynimiz neşeli durumları da bağlantı sistemini kullanarak oluşturuyor çoğu zaman...
Mesela benim en neşeli anımın tetiklenme noktası, Bedia Akartürk ablamızın "Meşelidir Karşıki Dağlar Meşeli" türküsünü duyduğum andır. Oradaki "meşe" sözcüğü, bendeki  "neşe"yi hemen hortlatıverir. Herhalde ilk gençlik yıllarımın köy romontizmiyle, odun olarak kestiğim meşeler arasıda nasıl oluştuğu bilinmiyen bir tür ilşki. (Sakın TEMA duymasın! Ayrıca onları çok seviyorum)

Siz şimdi, İsparta deyince Demirel'in kayıtsız ve katıksız hatırlanacağına şehadet etmeye hazırsınız herhalde? İsterseniz , su ve çiçek birleşiminden yola çıkarak  Kamer Genç üzerinden de Demirel'e ulaşabiliriz.... Aslında ben bu Demirel bahsini açmak istemiyordum.. Çünkü karışık bir konu...
Geçen gün bir arkadaş, "Yahu sen öyle dersin ama, biryerlerden çıkıp, Demirel'e varmak kolayda, Demirel'den yola çıkınca zihinlerimiz nererelere varıyor biliyoomusun?" Deyince iş iyice sarpa sardı:
"Nerelere varıyor?" diye sordum.
"Mesela"dedi, "Ben, Demirel ismini ne zaman duysam, rahmetli İsmail Dümbüllü'yü hatırlarım."
Haydaaa... Ayıkla pirincin taşını... Başka  bir arkadaşta aklı sıra  güya durumu düzeltmek ve bana yardımcı olmak maksadıyla dediki:
"Ben, nezaman Demırel ismini duysam, Kemal Tahir'in Lafazan Osman Efendisini hatrlarım..."
Gördünüz ya, İş iyice karıştı...Netekim ben bu bahsi açmak istemeyişim de ne kadar haklıymışım.

"Netekim"deyince aklıma geldi.. Beynimiz bazı durum ve hallerde bağlantı sistmini kullanarak büzülme durumuna geçer. "Netekim" deyince ben  nitekim Kenan Evreni hatıladım... Ve beynim şu anda oldukca  daralma durumunda. İbre sıfıra dayanmadan size bir fıkra anlatarak yazıyı bitirmek istiyorum; çünkü, beynimiz her türlü bilgiyi olduğu gibi, demokrasi dersini de bize bağlantı sistemini işleterek öğretir..

Yatma saati gelen yedi yaşındaki Ali, kaytarmanın yollarını aramaktadır ve babasına şöyle bir soru sorar:
"Baba! Hükümet ne demektir?" Babanın:
"Oğlum! Sana ne hükümetten? Yat yerine!" azarına Ali tınlamaz bile ve ısrarını sürdürür:
"Baba, hadi söyle! Hergün,Tv.l ar, hükümet-hükümet deyip duruyorlar. Hükümet ne demek?"
Ali'nin ısrarına yenik düşen baba, onun anlıyabileceğ ibir benzetmeyle hükümeti anlatmaya çalışır:
"Oğlum" der; hükümeti aynen  annene benzetebilirsin. Nasıl annen, bize yemek yapar, çamaşırımızı yıkar, seni kaldırıp okula gönderir ve kısaca ev halkına hizmet ederse, hükümette millete hizmet eder."
Ali, hızla bir soru daha sorar:
"Peki baba, meclis ne demektir?" Babanın itarızına karşı, meraklı öğrenci numarasını segileyen Ali yine kazanmıştır.
"Meclisi de bana benzetebilirsin" diye cevap verir baba ve ekler: "Evde anen hizmeti tam yapmazsa,yani size istediğiniz salçalı makarnayı pişirmesse siz bana şikayet edersiniz ya! İşte öyle, hükümette millete iyi hizmet etmezse meclis kulağından çeker."
"Baba! Vallahi, bu son sorum" diyerek Ali, babasından gelecek itrazın önüne geçmeyi başarır ve hemen sorususu yapıştırır:
"Demokrasi ne demek baba?"
"O iş biraz karışık yavrum ama, aynı tarzı zorlarsaz, onuda kardeşin Filiz'e benzetebilirsin."
"Ama baba, kardeşim daha dört yaşında" diyen Ali'nin merakını baba şu sözlerle giderir.
"Öyle oğlum! Demokrasi aynen dört yaşındaki kardeşin Filiz'e benzer; ne zaman acıkıp, ne zaman susayacağı, ne zaman gülüp, ne zaman ağlıyacağı hiç belli olmaz. O tam bir Filizdir."
Babasına teşekkür eden Ali'ye artık "iyi geceler baba" demekten başka çare kalmamıştır. Üst ranzada çoktan uykuya dalmış kardeşi Filiz'e baktıktan sonra "Demek demokrasi böyle birşey" diye mırıldanarak uykuya dalar...

Ali, uykusundan gece yarısını az geçe feçi bir durumda uyanmak zorunda kalmıştır. Rahatsız edici kokunun ardından yorganının da fena bir şekilde ıslandığını anlayınca durumun Filiz kaynaklı olduğunu kavrar.  Koşarak babasının  ve annesinin odalarına yönelir, bir yandan kapıyı vururken, bir yandan da babasına seslenir:
"Hey! Mecllis, uyan! Demokrasi altına  etti,hükümete haber ver de temizlesin!"

Ben bu hikayeyi1980'lerde yine yazmıştım ama, o zaman Filiz altına çoktan kaçırmış ve bu yüzden de hastalanıp ölmüştü "netekim".

İnşallah, meclis ve hükümet el ele vererek  altına kaçırmasına fırsat vermeden demokrasiyi kış uykusundan sağ-salim çıkarırlar...

21.11.2006

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Demokrasinin çişimi geliyor
Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Hidayet Kayaalp
Demokrasinin çişimi geliyor
Mahmut Aşkar
Medeniyetler İttifakı’nda Din Unsuru
Nuran Yelkenci
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Yılmaz Kuzucu
Bir Rahmet Çadırı ve bir fıncan kahve
Üzeyir Lokman Çaycı
Yağmurdan faydalanma yerine zararlarına seyirci kalınıyor
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Hayrettin Çakmak
Kabuk Bağlatılmayan Zırvalar
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Osman Seçmez
Dalgalar kıyıya yaklaşmıştır
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Yakup Yurt
Edison lambaya püf dedi!
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-2
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Muhsin Ceylan
Kin vaizleri /Hassprediger
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Sizden Biri
Gurbet
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç